09 Temmuz 2008 Çarşamba
Rumuz
Parola

1270
siliver, Erkek, 24, İstanbul
Biten bir aşkın acısı
9 ay 15 gün önce gönderdi

Aşk bitmişti. En zor şey ölen aşkın cenazesini kaldırmaktır. Kimse ilk söyleyen olmak istemez. Kimse ileride olacakların mesuliyetini tek başına almaya cesaret edemez. Ya mutlu olmazsam korkuları hop deyip dümeni ele alır. Ben de söyleyemedim ve böylece iki yıl daha geçti ve bir gün hangimizin ilk söylediğini fark edemeyeceğimiz bir kavgada ayrılmayı telaffuz ettik. Telaffuz ettiğimiz sözcük soğumadan da ayrıldık. Biz de albümlerdeki ikili resimleri temizledik. Ortak anıları olan eşyaları tanıdıklara ya da eskicilere verdik. Veremediklerimizi elden geçirdik. Aşkı kazıdık tüm gücümüzle. Geride hazımsızlık yaratan, midede mi kalpte mi olduğu belli olmayan bir yumru kaldı. Sert, taş gibi. Ruh eşi, hayat arkadaşı sözlerini duyduğunuzda bu yumru kendini hatırlatır. Bilirsiniz artık aşık olmadığınızı ve bilirsiniz aşkı kaybettiğinizi.. Ama gün gelir hata yaptığınızı anlarsınız. Ona özleminizin sonsuz olduğunu, sevginizin sonsuz olduğunu ve ondan başkasıyla birlikte olamayacağınızı anlarsınız. Geç mi kalınmıştır? Evet.. Güzel bir ilişkiyi onu hiç anlamayarak, ona hakkettiği sevgiyi vermeyerek, ona değer göstermeyerek bu hale getirdiğim için kendimden nefret ediyorum. Onu başkasına kendi elimle verdiğim için kendimden nefret ediyorum. Siz siz olun sevginizin kıymetini bilin.
 (8)

Bu yorumu    
17
shineway , Kadın , 28 , İstanbul - 27.09.2007 20:52
Sevgili Siliver, Sanırım senin bahsettiğin ilişkideki kız tarafının durumundayım. Gün be gün öldürüyor kendini içimde. Birgün gelecek bana bakacak ve kendini göremeyecek. Ama ben kendi içimde ölmeye devam edeceğim. Ne olurdu bana verdiği değeri görebilseydim. Ne olurdu bana değerli olduğumu hissettirseydi. Birşey olunca sevmesem neden yanında olayım diyor ama ben sevgisini kalbimde hissetmedikçe, en ufak bir bunalımında beni hırpaladığında nasıl anlarım ki beni sevdiğini. Şu geçen iki senem hep onundu, hala onun ama ben benden geçtikten sonra ne faydası var. Gücümü toparladığımda sevgimi içime gömüp gideceğim. Beni bir daha asla göremeyecek.

Bu yorumu    
16
hackerkurbanı , Kadın , 37 , Ankara - 27.09.2007 15:21
İnsan ya da eşya; bir şeyin değerini kaybedince mi anlarız hep? Kaybedince anladığın, bu kadar güzel özellikleri olan bir kadının; bunları bilmeye hakkı yok mu? Erkeklik gururunuz söylemeye engel mi? O zaman söylemedin, şimdi söyle bence! İnan ki, erkekliğinden birşey kaybetmeyeceksin. Ufaklıkda kısalma da olmayacak, emin ol. Belki sevginiz yeniden yeşerir.

Bu yorumu    
60
marconi , Kadın , 41 , İstanbul - 27.09.2007 14:04
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri. Tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya âşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. O da âşık olduğunu anlamıştır. Çiçeğe âşıktır ama o da ilk defa âşık oluyordur. Ama belli etmekten çekiniyor. Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez gibi görünür çiçekle... Hâlbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler... Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek etrafa koku saçamaz. Son kez suya "Seni seviyorum." der. Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine... Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye... Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der Doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden bir şey gelmez." Su, merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der. Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

Bu yorumu    
19
bizans , Erkek , 28 , İzmir - 27.09.2007 13:05
Hayat insanı terbiye ediyor. Bunu yaparken de hep acıyı kullanıyor. Sana elindekinin değerini ömür boyu bilmen için açı çektiriyor. Eğer ders almazsan, bir yenisini karşına çıkartıyor… Zor bir süreç olduğu kesin. Sen bunu aşarak, kendini yeni maceralara atabilecek güçtesin. Sadece kendine zaman tanı. Hepsi geçecek…

Bu yorumu    
53
g-e-z-g-i-n , Erkek , 38 , Ankara - 27.09.2007 07:27
Aşkın bir cenaze merasimine ihtiyacı olduğunu hiç sanmam. Aşk zaten bitmesi, geçmesi gereken bir hastalıktır. Kalması, korunması gereken şey sevgidir. Aşk yerini içindeki kalıcılık ve bağımlılık yaratacak bütün kimyayı sevgiye devrederek gitmeli zaten. Yoksa insan gözleri kör biçimde hayatın realitesini ve ağırlıını nasıl kaldırabilir ki. Ben de daha daha beterini yaşadım. Yeni durumu sindirmek, kanıksamak çok zor olsa da "gidenler memnun ki yerinden, dönen yok seferinden".

Bu yorumu    
229
sparklejazz , Kadın , 21 , İstanbul - 27.09.2007 01:46
Eros’un ucu kalpli okunu, zavallıcığın poposuna dayadığımdan beri tam 3.5 yıl geçmiş. O günden beri nasıl masalımsı seyrediyor hayatım, bir tanık edebilsem keşke sizi... Aşkların büyük ikramiyesi vurmuş bana, var mı boş durmak? Her saniyesinin kıymetini bilerek yaşıyorum onu, inanın bana... İç çekişinden, göz kırpışına, nefes alışından, uzaklara dalışına kadar yaptığı ne varsa içimi titretiyor işte! Başını başıma dayayıp kondurduğu kaçamak öpücükleri neler anlatıyor, sözün bittiği yerde gözler nasıl konuşuyor bir bilseniz... Aşkı, hiçbir beklentiye köle etmeden, sevgimizi hiçbir şeyle kirletmeden, birbirimizden asla şüphe etmeden, çoğunuzun şu anda içinden geçirdiği “iyi kandırıldığıma” dair şüphelerine hiç aldırış etmeden, varlığından emin olduğumuz “daha iyi”lerinin peşine düşmeden, biz “her neysek” o kadarını istiyoruz işte! Sadece birbirimizi... Çok basit görünür dışardan bakıldığında belki ama elleri çıkarsız birleştiren şeyin ne olduğunu bilir misiniz siz? O, bunu bilen biriydi. Aşkımı istedi, dayanamayıp kalbimi verdim.

Bu yorumu    
82
miaji , Kadın , 36 , Ankara - 27.09.2007 00:51
Sevdiklerinizin, onları ne kadar sevdiğinizi bilme hakları var. Söyleyin. Belki bazı şeyleri düzeltemezsiniz ama düzelebilecek birşeyler varsa da sebep olursunuz. "Seni dünden daha çok seviyorum"demek belki onları da kendilerine getirir. Kendilerine gelince belki size de gelirler...

Bu yorumu    
180
oyton , Kadın , 25 , Ankara - 27.09.2007 00:40
Sevgili siliver, ben de, ben de aynı şeyleri yaşıyorum seninle. Hem de birkaç aydır. Midemin içinde mi dışında mı olduğunu hala anlayamadığım o derin yanma hissi var. Yemek yeme olayına sadece mecbur kaldığımda girebiliyorum. Silemediğim fotoğraflara bakamıyorum. Önceden hiç umursamadığım, dikkat etmediğim, en hareketli şarkılarda bile ağlıyorum. Ankara'da Emek 8 kelimesini duymak bile istemiyorum. ODTÜ'ye gidemiyorum. Daha bunun gibi bir sürü şeyden dolayı felç olmuş durumdayım. Dışarda arkadaşlarımın yanında gayet normal davranıyorum, neşeli taklidi yaparak kendimi iyi hissetmeye çalışıyor, acaip rol kesiyorum mutluymuş gibi. Ama eve geldiğimde kafamı bile kaldıracak gücüm yok. Var mıyım, varsam nerdeyim hiç önemi yok. Sevgi, saygı, sadakat üzerine kurulmuş eşi bulunmayacak bir beraberlikti. Özetle, sevgilime çok haksızlık ettim, hoyrat davrandım, çok incittim. Aynı şekilde ben de haksızlığa uğradım ailesi tarafından. O aslanlar gibi hep yanımdaydı, sevgisinden, ilgisinden zerre eksiltmeden. Bu yüzden, ikna edemediği ailesiyle aylarca konuşmadı, (ayrılmış olmamıza rağmen hala konuşmuyormuş) çok yıprandı, sonunda 'Gel, olmayacak, gizlice evlenelim, hakettiler' dedi ancak bunu kabul etmem imkansızdı. Ayrıldığımda baygınlık geçirene kadar günlerce annem ve babamın kucağında ağladım. Biten bu beraberliğim yüzünden artık ailemi ve arkadaşlarımı üzmek, incitmek, üzüldüğümü göstermek istemiyorum. Ben anlıyorum seni ama geri dönüşü olmuyor bazı şeylerin. Mutluyken sanki sonsuza kadar öyle olacakmış gibi geliyor. Söyleyecek çok şey yok aslında. Böyle devam edeceğiz, ne kadar sürecek, ne zaman kendimize gelip, yaşama sevincini geri alacağız bilmiyorum. Umarım kısa zamanda toparlanırsın.



153
Bugünlerde artan "obez" itiraflarını okuyunca yazmak istedim.
devamı...

442
Hep ''Çocukluk aşkımla evlenmek isterim'' derdim, 16 yaşıma
devamı...

106
Her geçen gün anneme benzediğim için kendimden nefret ediyorum.
devamı...

594
Bir yıl önce, umudumu tamamen kaybettiğim, çok yalnız kaldığım
devamı...

334
Sitede son zamanlarda yayınlanan obez itiraflarını görünce ben
devamı...


anasayfa | itiraf edeyim | platoniKİM
detaylı arama | mobil
. . .
genel kurallar | itiraf.com'da reklam
. . .
itiraf.com: Türkiye'nin en çok haber olan web sitesi
. . .
Bizimle çalışmak için: ik@itiraf.com
. . .
Elektronik Bilgi İletişim Hizmetleri Reklamcılık ve Tic. A.Ş. © 2001 - 2008 Her hakkı saklıdır.
itiraf.com'da yer alan itiraflar izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.