24 Temmuz 2008 Perşembe
Rumuz
Parola

651
ohdünyavarmış, Erkek, 49, Antalya
Pasta
9 ay 16 gün önce gönderdi

Çok değerli site arkadaşlarım! Çocukluğunuzda pasta yiyemediğinizden veya kaleminizin küçük olduğundan utanıp şekilden şekile girmişsiniz. Benim çocukluğumda öğretmenimizin önemli öğütlerinden biri okula papuç ile gelmemizdi. Pabuç giymezsek hasta olurmuşuz. Çünkü ayakkabısı olmayan çok arkadaşımız vardı. Kışta, kıyamette yağmur çamur demeden öylece yalınayak okula gelirdik. Bezden yaptığımız topumuzu hepberaber oynardık. Ortaokul yıllarımızda 19 Mayıs törenlerine hazırlanırken öğretmenlerimiz bizi bez ayakkabı almaya zorlamaz, bez ayakkabısı olmayanlar beyaza boyasınlar derlerdi. Biz de ayağımızda ne varsa (lastik veya iskarpin) kireçle beyaza boyardık. Ve ayakkabısı olan olmayan, elbisesi yamalı veya ütülü bütün çocuklar hepbirlikte oynardık. Kimse kimsenin elbisesine ayağına bakmazdı. Hiç kimse kendinde eziklik hissetmezdi. Ne mutlu çocuklardık biz. İyi ki köyde büyümüşüm. Pasta mı? O da ne?
 (7)

Bu yorumu    
24
ismet2003xxx , Erkek , 34 , Aydın - 11.10.2007 12:32
Tanıdığım varlıklı bir aile var, daha oğlu 8 yaşında..Evinde iki tane mikroskopu (biri duvara yansıtmalı),elde oynanan Playstation 2'si, son teknoloji laptopu ve özel yapım minik bir Yamaha motosikleti var..Bu çocuğu ilerde ne ile tatmin olacağını kendime sorarım hep..

Bu yorumu    
4
jny , Erkek , 22 , Bursa - 11.10.2007 11:53
miaji'nin de dediği gibi üç eksik bir fazla olsa da hepimizde bir açık yara var... Yani hepimiz birbirimize benziyoruz. Bizi ayıran şey ise bakış açılarımız. Çocukluğunda büyük sorunlar yaşayıp bunlardan dolayı hayata küsenler hayatlarının sonuna kadar bitmek bilmeyen dertlerle boğuşup hiç bir zaman mutlu olamazken, yaşadığı sorunlardan aldığı hırsla hayata sımsıkı sarılanlar büyüdüklerinde hayal ettiği herşeye sahip olmuş mutlu insanlar oluyor... Çocukluğu tamamen sorunsuz geçmiş, el bebek gül bebek büyütülmiş insanlar ise büyüdüklerinde hiçbir şeyden mutlu olamayan, elinde ne olursa olsun daha fazlasını isteyen rahatsız kişilikler olarak karşımıza çıkıyor. Aslında yapılması gereken tek şey, daha iyi bir insan olmak ve hayallere ulaşabilmek için sürekli çabalamak...

Bu yorumu    
54
Peregrine , Erkek , 35 , İstanbul - 11.10.2007 05:10
Dangereux'un yorumunu binlerce kez alkışlamak istedim ancak site kuralları ancak bir alkışa izin veriyor. Çerçeveletip duvara asmalı, çocuklarına ilgi göstermeyi maddiyatla eşdeğer gören bazı günümüz ebeveynlerine, beyinlerine kazınıncaya kadar defalarca okutulmalı. Anneler, babalar, ne Barbie bebek, ne yeni cep telefonu, ne de son model araba, çocuğunuza her akşam ayıracağınız zamanın, ona aşılayacağınız sevgi, saygı ve toplum kurallarının yerini tutmaz, tutamaz.

Bu yorumu    
115
CILGINÖĞRETMEN , Kadın , 37 , İstanbul - 11.10.2007 02:53
Biraz duygu sömürüsü veya başka türlü adlandırılacak ama ben yine de yazmak istedim. Anneannem teyzemi - teyzem benden 5 yaş büyüktü- İlkokul boyunca sırtında taşıdı. Ayakkabı alma lüksünü bir yana bıraktım, hastalığı yüzünden yürüyemiyordu. Kalbi delik, kalp kapağı açık ve kalbe giden damar tıkalıydı. İki adım atınca nefessiz kalırdı. Büyüdü, taşınamaz oldu. Okulu bırakmak zorunda kaldı. O inatla benim kitaplarımla eğitimine evde devam etti. Yürüyebilmek için tekerlekli sandalyeye ihitiyacı vardı. Alınamadı. Görüp görebileceğiniz mankenlerden güzel, en iyi fakültelerde okuyacak kadar zekiydi- di, diyorum çünkü o artık aramızda değil- Kısaca sağlık, sağlık ve öncelikle sağlıkkk..Diğerleri acı bir hatıra bırakır ancak aşılabilir sanırım.

Bu yorumu    
139
dangereux , Erkek , 32 , Ankara - 11.10.2007 01:30
Bir sene kışın, Sivas'ın bir ilçesinde, daha ilkokula giderken babam bot alamamıştı. Bırakın botu lastik tabanlı bez bir ayakkabım vardı. Hiç üzülmedim, utanmadım; karşarın içinde güle oynaya zıpladım. Babam ve annem beni o halde gördüklerinde içleri parçalanırdı ama biz (ablamın da durumu pek farklı değildi. Sadece kız ve yaşı benden daha büyük olduğundan ona biraz daha dikkat ederlerdi ki bu normaldi.) hep gülerek gidip geldik okula. İkimiz de hep derecede olduk ki bir iki istisna hariç birinciydik ama hiç, her dönem aldığımız takdirlerin karşısında hediye beklemedik, alamadığımız için de yerinmedik. Anneciğim ve babacığım bizlere verdiğiniz terbiye ve insan sevgisi hayatta aldığımız en büyük ödül oldu. Teşekkür ederim!

Bu yorumu    
60
miaji , Kadın , 36 , Ankara - 11.10.2007 00:49
Kiminin bebeği, kiminin pastası, kiminin topu, kiminin koltuk değneği, kiminin onu hergün döven babası, kiminin bırakıp kaçan anası, kiminin sağlığı, kiminin platoniği, kiminin okul forması, ayakkabısı kiminin de gizli aşkı varmış demek ki. Değişen fazla birşey yok şu alemde galiba. Üç eksik bir fazla hepimizde bir açık yara. Ne mutlu çocukluğunu güzel hatırlayanlara. Ne mutlu hayatımın en güzel yılları o yıllardı diyecek kadar duygularını çocukça tam yaşayanlara. Bizi erken büyüten acıların artık beraatini istiyorum.

Bu yorumu    
42
bitmemesi , Kadın , 32 , İstanbul - 11.10.2007 00:15
Hmm, gerçekten bu itirafın yanında diğer pastalı olanlar Marie Antoinette kalmış.



5
mahdavikia'ya atfen. Farklı camilerde
devamı...

334
Sitede son zamanlarda yayınlanan obez itiraflarını görünce ben
devamı...

7
Çoğu zamanımı Nişantaşı'nda gökkuşağı altındaki mekanlarda zaman
devamı...

220
Muz
Sevgili Beyza, ilkokuldayken, okul çıkışında senin yanında yürürken
devamı...

184
Kızıma benim küçükken okumaktan çok hoşlandığım Heidi’yi okumasını
devamı...


anasayfa | itiraf edeyim | platoniKİM
detaylı arama | mobil
. . .
genel kurallar | itiraf.com'da reklam
. . .
itiraf.com: Türkiye'nin en çok haber olan web sitesi
. . .
Bizimle çalışmak için: ik@itiraf.com
. . .
Elektronik Bilgi İletişim Hizmetleri Reklamcılık ve Tic. A.Ş. © 2001 - 2008 Her hakkı saklıdır.
itiraf.com'da yer alan itiraflar izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.