İyi ki doğdun...
11 ay 2 gün önce gönderdi
Bizim departmana yeni gelmiş olmasına rağmen hoş bir muhabbetimiz vardı. Zaten tanıyan, tanımayan herkesin beğenisini kazanan, girdiği her ortamda ilgi odağı ve neşe kaynağı olan biriydi. Sabahları işe benden önce gelip odamı havalandırmasını, bilgisayarımı açmasını işgüzarlığına; öğlen tatiline çıkamadığımda, yemeğe gittiği yerden benim için yaptığı paketle gelmesini iyiliğine; ben çalışırken sessizce oturup izlemesini işi öğrenme isteğine; yeni aldığı her kıyafeti gösterip fikrimi sormasını beğenilme arzusuna; biraz öksürecek ya da burnumu çekecek olsam elinde vitaminlerle belirmesini hastalık korkusuna; benim konumla ilgili araştırmalar yapmasını yardımseverliğine; oraya buraya üstünde komik notlar ya da resimler olan post-it'ler bırakmasını çocuksu neşesine bağlıyordum. Bir sohbet sırasında, sırf yeri geldiği için, doğumgününü sorduğumda, "18 Kasım" demişti. Aylar geçti ve dünyanın diğer ucunda yaşayan ablasının yanına yerleşmeye karar verdi. İş arkadaşları olarak düzenlediğimiz veda partisinin sonlarına doğru birisi, "Böylece 4 gün sonraki doğum gününü de şimdiden kutlamış oluyoruz." dediğinde garipsedim çünkü, aylardan daha Ekim'di. "Neden bahsediyor bu, ne doğumgünü; 18 Kasım değil miydi?" diye sordum. Bir an durdu, sonra kulağıma eğilerek, "O, seninle tanıştığım tarihti." dedi. Ve gitti. Ardında mutluluğu çok uzakta arayanların, burnunun dibindekini göremediğini; gördüğünde ise çok geç olduğunu öğrenen ve her 18 Kasım'da, içinden de olsa, ona nice mutlu yıllar dileyen bir adam bırakarak...