01 Aralık 2008 Pazartesi
|
|
|
|
Alloo Gişe mi?
1 yıl 2 gün önce gönderdi
touristica 'ya atfen. Üniversitede öğreniciyken, ben de Beyoğlu' nda bir sinema gişesinde çalışırdım. "16:45 seansı kaçta başlıyor?" "Yerim en arkanın arkası olsun." (nasıl yanı makine dairesinde mi olsun?), "Film de yılan var mı?" (fobisi olan izleyici) diye soran yurdum insanı neyse de, matine başladıktan on dakika sonra telaşla gişeye gelip bilet alan ve "Sakin olun canım, söyleyin makiniste sizin için makarayı geri sarıversin" espirisini ciddiye alıp salonda fılmi başa sardırmak için çıngar çıkartan genç kızı hala tebessümle hatırlarım. Kayıp Çocuklar Şehri' ni beğenmeyip "Siz seyirciyi aptal mı sanıyorsunuz, bu ne biçim film, utanmıyor musunuz böyle saçma salak filmleri göstermeye, ben avukatım, cahil değilim. Böyle rezil bir film görmedim!" diye bağırıp delicesine kaçan orta yaşlı teyzeyi unutamam. Haa bir de benden bilet alıp sinemayla aynı adlı ...... (Palas ) otele gidip salonu arayan, bulamayınca da gelip bana hakaretler yağdırıp salonun yerini neden tarif etmediğimi soran teyzeler vardı. En kolay seyirci müdavimlerdir, ne istediklerini bilirsiniz. Arka mı, sıra başı mı, klimaya uzak mı... Festival izleyicilerinin bir bölümü bütün bır yıl filme gitmeyip, aha da festival başladı sinemaya gideyim deyip, haldır huldur gunde 4- 5 film görüp gözleri kan çanağına dönene kadar izler, fılmlerin çoğunu sonradan hatırlamaz bile. Bir kısmı tutkuludur, film başladıktan sonra içeri alınmazsa kıvranır, yerlere oturup beni illa da içeri alın diye inler. Çoğunluğu titizdir, salonda çıt çıksın istemez. En şaşkınları da yağmur yağınca sinemaya sığınan müşteridir ki biz gişeciler bunlara 'ördek' deriz. Bayram izleyicisini sormayın hele, rastgele... Ne çıkarsa bahtına. Seçici değildir. Bu arada gişecinin görevi yalnızca bilet satmak değildir, buna kesinlike katılmıyorum. Bursa 'dan arayıp orada ne oydağını soranına bile elimden geldiğince yardımcı olurdum. Bir keresinde telefonda bir adam Hülya Koçyiğit'in Kurbağalar filmini sormuştu da cevaplamıştım. Neden sorduğunu merak ettim, meğer bulmaca çözüyormuş garibim. Bazısıyla, zaman zaman film kritikleri yapardık, hangisinin hangi filmden hoşlanacağını bilir, naçizane tavsiyelerimle gerektiğinde onları başka sinemalardaki fılmlere de yönlendirdiğim olurdu. Patronlarım bundan raharsız olmazdı. Hatta bazıları yurtdışı seyahatlerinde bile beni hatırlar, getirdikleri küçük hediyelerle bana teşekkür ederlerdi. İçlerınde hala görüştüğüm dostlarım bile var. Güzel meslektir gişecilik, severek ve layıkıyle yapılırsa.
|
|
Bir sinemada gişe elemanı olarak çalışıyorum. Sevgili itirafçılara
devamı...
Aslında bir gişeciden beklenenler arasında iki şey daha vardır.
devamı...
Sinemada "Er Ryan'ı Kurtarmak" filmi oynuyor. Meşhur çatışma
devamı...
Kızıma benim küçükken okumaktan çok hoşlandığım Heidi’yi okumasını
devamı...
Geçmiş zaman... Kız arkadaşımla fena halde tartışmışız. Kafam
devamı...
|