detaylı arama
07 Eylül 2008 Pazar
Rumuz
:
Parola
:
üye olayım
şifremi unuttum
gelenler
gidenler
yasaklılar
itiraflarım
Bu itirafı alkışlayabilmek için itiraf.com üyesi olmalısınız.
Zaten üyeyseniz sol üst bölümdeki üye girişi alanına bir uğramanız yeterli, üye değilseniz, itiraf.com'a
buradan hemen üye olabilirsiniz
.
248
densizdevekulağı
,
Erkek
,
32
,
Şanlıurfa
İşkence
7 ay 14 gün önce gönderdi
river118
,
hayır_tokum
,
ordinarymen
ve
reality@bites
'a atfen, yıl: 1998 Aralık ayı. Üniversitede 3. sınıftayım. Hiçbir yasadışı olaya karışmamama ve de ismimin geçmemesine rağmen -üniversitede bazı ideolojik söylemleri fazlaca konuştuğumdan olacak- evimden gözaltına alındım ve gelişmeler: 1) Gece saat 00:30'da evinizi saran 25 polis ailenize ve komşularınıza fazlasıyla endişe veriyor. 2) O soğuk havada sıcak pijamaları çıkarıp soğuk pantolonu ayağınıza geçirmeniz bile işkencenin ilk basamağıdır. Sonraki yıllarda da o ürperti her üşüdüğünüzde hatırlanır. 3) Polis otosuna bindirilirken ilk işiniz 20 senedir oturduğumuz binadaki komşuların size bakıp bakmadığını kontrol etmektir. 4) Emniyet müdürlüğüne götürülürken gözlerinizin bağlanması içinize müthiş bir sıkıntı ve az sonraki hareketli saatler(!) hakkında bilgi verir. 5) Oradaki işkenceleri tekrar yazmayacağım zira "
ordinarymen
" , "
hayır_tokum
" ve
reality@bites
'ı okuyunca acılarım tazelendi. 6) Cezaevine girdiğinizde gardiyanlar ve de jandarma size büyük bir suçlu muamelesi yapar. Onlara olayın gerçekliğini anlatmak için artık çaba sarfetmek istemezsiniz bile. 7) İçeri girdiğinizde koğuştaki diğer arkadaşlarınız size öyle bir sarılırlar ki; bu sıcaklık dünyada bir de annenizde vardır. 8) Cezaevinden çıkınca ilk işiniz dostlarınızı ziyaret etmek olur. Dışarıdakiler size daha bir olgunmuşsunuz gibi yaklaşır; zira ben bu tutumu bir de askerden gelince görmüştüm. 9) Kendinizle ilgili haberleri gazetelerden okur ve tebessüm edersiniz. 10) Aradan 9 yıl geçmesine rağmen emniyet müdürlüğüne ehliyet veya başka basit bir işlem için bile girdiğinizde kalp atışlarınız hızlanır. 11) Şehirlerarası yolculuklarda (ki bu Güney Doğu'da fazlasıyla vardır) kimlik kontrollerinde dahi iç sıkıntınız başlar, her ihtimale karşı normal kimlik kartınızı değil de öğretmen kimliğinizi vermek istersiniz. 12) Size işkence yapanların insan olduğunu bildiğinizden her şeye rağmen insanları sevmeye çalışırsınız!
(
7
)
Bu yorumu
13
alçakgabari
, Erkek , 58 , Ankara -
26.01.2008 20:20
Bırakın uzak zamanları yakın geçmişiyle bile hesaplaşamamış toplumlarda uzlaşma olmaz. Uzlaşma olmazsa kaynaşma olmaz, huzur olmaz, güven olmaz; insanca yaşam hiç olmaz. Bu coğrafya otofajdır, kendi çocuklarını yer. Sadece ve sadece ülkesi için farklı düşüncelerin daha yararlı olacağına inanmak fiziksel ve ruhsal işkence görmek, hatta tecavüze uğramak ve de öldürülmek için bile bir neden olabilir. Siz düşünceleriniz için işkence görürken ülkeyi 400 milyar doların üzerinde borca sokup milyonla insanın işini kaybetmesine yol açanlara VİP salonlarda selam durulduğunu görürsünüz. Boğaz köprüsü yapımına karşı olmanız göz altına alınmak istenmeniz için geçerli bir neden olabilir. Sadece kitap yayınladığı için dövülerek öldürülenleri bilir, çocuklarının dramına yıllarca tanık olursunuz. Amaç düşünen insanları pasifize etmek, soygun ekonomisinin devamını sağlamaktır. Birileri bilmem kaçıncı kez iktidara gelsin, yeğenleri ülkeyi soysun istenir. Aktörler değişse de oyun hep aynı kalır. Sizin işkence görmenize neden olan fikirlerin yıllar sonra egemen güçler tarafından söylem olarak seçildiğini görebilmeniz de ayrı bir ironidir. Düşünen, sorgulayan bir beyine sahip olmanın bir bedeli vardır ve bu bedel hep ödettirilmiştir.
Bu yorumu
5
dilişeyda
, Kadın , 50 , Ankara -
26.01.2008 11:53
Bu faslın hanım versiyonunu yazacaktım, ama içim elvermedi. Çünkü ne zaman 12 Eylül ya da işkence veya cezaevi söz konusu olsa, aradan geçen 28 yıla rağmen bütün sigortalarım atıyor... Bu aşamalardan geçmek bu topraklarda yaşıyor olmanın kefaretidir. Yaşayanlara geçmiş olsun. Bu arada tahminlerinizin aksine ben o dönemlerde sağ bir parti mensubuydum.
Bu yorumu
26
DİJİTALFOTO
, Erkek , 32 , İstanbul -
26.01.2008 10:35
Türkiye gibi demokrasinin sadece lafta olduğu, asker-polis-derin devlet üçlüsü ile yönetilen ülkelerde bunların olması çok normal. İlk demokratik seçimleri 1960'da yapan bir ülke için, ilk sivil Cumhurbaşkanı'nı 90'lı yıllarda seçen bir ülke için, her 10 senede bir ihtilal ya da muhtıra yapan bir ülke için, 15 yaşında bir kız çocuğunu başı kapalı diye sahneden indiren Generalin olduğu bir ülke için bunlar sürpriz değil. Madalyonun diğer yüzünde ise; eğer biz bir ideolojik hareketin içindeysek veya ideolojik düşüncelerimiz varsa ergeç işkence,polis,sorgu ile karşılaşacağımızı bilmek lazım. Yata yata ideoloji olmaz...
Bu yorumu
71
hayır_tokum
, Erkek , 35 , Ankara -
26.01.2008 00:58
İşkenceye insanlık suçu yada ayıbı demek bile işin gerçek adını yansıtmaz yansıtamaz. Yaşadığım acı olay sonrasında içlerinden üst düzey yetkililerde dahil olmak suretiyle 11 avukatla 9 polise dava açtım. Elimde devletin resmi makamlarınca verilen sağlık raporum vardı. Raporda ilk sağlık kontrolünde vücudumda hiçbir iz yok iken, 4 gün sonra kolumdaki kırıklar, sırtımda söndürülen sigara izleri, kırılan ayak parmaklarım, koltuk altlarımdaki yırtılmaları mahkemeye sunmamıza rağmen zati muhteremlerin ilk başlarda ifadesi dahi alınmadı. İlgili mahkemedeki savcı ve hakimi ''işkencecileri savunuyorlar'' suçlamasıyla baş savcıya şikayet ettiğimizde ancak gerçek duruşmalar başladı. Duruşmalarda herkes topu birbirine attı. Sonrasında sıkıştıklarında ''şubedeki aletleri biz evimizden mi getirdik?'' demelerine rağmen hiç birisine ceza verilmedi. İşin tuhaf tarafı polislerin hepsi savcılığa canlarına bir şey olursa sebebini beni ve akrabalarımı gösteren şikayetlerde bulunmalarıydı. Ne olursa olsun bu Ülkede işkencenin biteceğine zerre kadar inancım yok. Cezaevi ayrı bir dünya. O konuya girmiyorum bile.
Bu yorumu
-29
emelim100
, Kadın , 33 , Yurtdışı -
26.01.2008 00:24
Tühh! Şimdi bu noktada bizzat birinci ağızdan, bir ''işkenceci'' olarak eşimi konuşturmak lazımdı..[ Gerçi o işkence etmez, babacan abiyi oynarmış.]
Bu yorumu
27
open-youreyes
, Kadın , 30 , İstanbul -
26.01.2008 00:23
Ne mutlu size ve ailenizdekilere, ruhunuzda açılan yaralar bile olsa en azından evinize geri dönebilmişsiniz. Ya birde hiç haber alınamadan ortadan kaybolanlar, ne ölüsüne, ne dirisine ulaşılamayanlar. İşkence görenlerle birlikte "insan sıcağı" nın gerekliliğini hissettik. Keşke bunu bile isteye yapanlar ya da yapmak zorunda kalanlar da hissedebilseydi. Belki o zaman kardeşi kardeşe vurdururken vicdanları izin vermezdi.
Bu yorumu
43
dergisahibi
, Erkek , 26 , İstanbul -
26.01.2008 00:06
8. maddedeki "olgunlaşma" konusunu şiddetle destekliyorum. Rahmetli dedem "bizim orada hapse girmeyenle, askere gitmeyene kız vermezler" derdi.. Ben ikisini aynı anda yaptım çok şükür. Üstelik bir avantajla, askeri cezaevine son girişlerimde artık en kıdemlileri bendim ve koğuş ağasıydım. Henüz sivilde girmek nasip kısmet olmadı. O da olur, yaşımız genç..
itiraf.com'da nasıl yorumcu üye olunur?
958
Hayal
Şöyle lapa lapa kar yağsa, saçlarıma düşse, sonra ben kayıp
devamı...
23
Annemin gördüğü işkence
river118
,
hayır_tokum
ve
devamı...
271
1992 Erzincan Depremi
ellerkanatben...
e atfen. Ben de 1992
devamı...
144
Ehliyeti kasaptan mı aldın?
"Ehliyeti kasaptan mı aldın" diye sorduğunuz biri size "Evet"
devamı...
560
Adı: "Aşk" olsun
Adı "aşk" olsun dersin bu defa! Kendin gibi bilir, kendin gibi
devamı...
anasayfa
|
itiraf edeyim
|
platoniKİM
detaylı arama
|
mobil
. . .
genel kurallar
|
itiraf.com'da reklam
. . .
itiraf.com:
Türkiye'nin en çok haber olan web sitesi
. . .
Bizimle çalışmak için:
ik@itiraf.com
. . .
Elektronik Bilgi İletişim Hizmetleri Reklamcılık ve Tic. A.Ş. © 2001 - 2008 Her hakkı saklıdır.
itiraf.com'da yer alan itiraflar izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.