05 Eylül 2008 Cuma
Rumuz
Parola

742
papri, Kadın, 21, İstanbul
Baba sevgisi!
2 ay 7 gün önce gönderdi

Fırından simit alıyorum, karşıdaki parka gidiyorum. Oturmuş simiti kemirmeye çalışıyorum, simit gerçekten gevrek. Önümden tahminen 80 yaşlarında 2 bastona rağmen yürümekte zorlanan bir dedeyle 60 yaşlarında bir teyze geçiyor, yandaki banka yerleşiyorlar. Dede o kadar şeker ki gözlerimi alamıyorum. Aynı fırından almışız simitleri, kadın çıkarıyor, dedeye veriyor. Dede yiyemiyor, çünkü çok gevrek. Kadın dedeyi dürtmeye ''Yesene yesene, neden yemiyorsun, seni mi bekleyeceğim ben burada!'' diye çimdiklemeye başlıyor. Boğazım düğümleniyor. Dede titreyen elleriyle simiti yemeye çalışıyor. Kadın tekrar söylenmeye başlıyor. ''40 yıldır seni çekiyorum. Senin gibi baba olmaz olsun. Bir hava almaya çıktık zehir ettin. Kalk, eve gidiyoruz, yürü!'' Kalkıp ''Simit gevrek, yiyemez tabii!'' diye bağırmak istiyorum. Yıllarca gurbette yaşamış, yanımda olamamış babam geliyor aklıma iyice düğümleniyor boğazım, tek kelime edemiyorum. Hayat çoğu şeyi onu haketmeyenlere veriyor zaten. Dede neredeyse sürüklenerek geçip gidiyor gözlerimin önünden. Benim annem ve babam, ben yaşadığım sürece bu duruma düşmeyecekler söz veriyorum. Allah yaşlanmadan ve kimsenin de eline düşmeden alsın canımı istiyorum.
 (8)

Bu yorumu    
3
coldwinter , Kadın , 43 , İngiltere - 30.06.2008 15:38
Ben bakilmaya muhtac olmaninda bakmaya muhtac kalmaninda cok agir bir yuk olduguna inaniyorum.Iki taraf icinde yuk.hem birine muhtac kaliyorsun hemde o kisi sana bakmaya muhtac kaldigi icin yasamini duzenini etkiliyorsun.Bu nedenle hep belli bir rakama geldigimde eger ayaklarim tutuyorsa intihari eger gucum olmazsa otenaziyi dogru buluyorum.Ingiltere'nin yaslilar konusundaki sistemini begeniyorum.Cok guzel bakimevleri var,yemyesil doganin icinde cok guzel evlerde yasatiyorlar.Eger aile fertleri bakmak isterse bakana guzel bir maas bagliyorlar ve hafta ortasi bir kisi arabasiyla gelip o yasli insani gezdiriyor, devlet bunu bakanin sirtindaki yuku azaltmak icin yapiyor.Yani mesele oyle arabesk hikayelerle aglanip kahrolunacak kadar acikli degil.Devlet; yaslilarini sakatlarini ve cocuklarini korudugu bir sistemi yerlestirirse hem bakima ihtiyaci olanlar icin hemde ona bakanlar icin hayat daha kolay olacaktir.

Bu yorumu    
9
yourredangel , Kadın , 26 , İstanbul - 30.06.2008 13:18
neden sustun ki... ortamı yatıştıracak ve dedeye güzel bı kaç dakika yaşatacak bişeler vardır elbette... ve o cadıya verecek bir ders.... neden sustun ki!!!

Bu yorumu    
14
paslanmazkalp , Kadın , 28 , İstanbul - 30.06.2008 10:02
Belki tam alakalı değil ama ben de buna benzer duyguları nişanım için memlekete giderken yaşamıştım. Karşı sıraya oturan yaşlı bir dedeyi, 3 sene evvel kaybettiğim dedeme benzettim. Tren gelene kadar, bir saate yakın, elimde nişan elbisem, hayatta güvendiğim tek erkek olan dedeme ağladım hıçkıra hıçkıra. Bugünü görebilseydi diye.. Bazen sesim yükselerek, hıçkırıklarıma mani olamayarak, iç çeke çeke... Herkes bana baktı, ben dedeme ağladım. Tek tesellim, güvendiğim tek erkeği, dedemi kaybettiğim gün, tam da o gün, Rabbimin bana kendisine huy ve fizik olarak çok benzeyen sevdiğimi bağışlamış olması...Yani dedemden sonra güvendiğim tek adamı...Netice itibarıyle sevdiğini kaybetmek zorunda kalmaz umarım o teyze babasının değerini anlamak için... Boğazıma çok acı veren birşey düğümlendi...

Bu yorumu    
3
ciftkasarlıtost , Erkek , 26 , Ankara - 30.06.2008 06:22
en.güzel.hikayem'in hikayesinin ilk bölümü daha mı az reyting almış. Olay ikinci bölümde koptuğu için mi daha fazla alkışlanmış. :)

Bu yorumu    
20
jny , Erkek , 23 , Bursa - 30.06.2008 00:59
Keşke bu itirafı yazmak için sarfettiğin eforun çok daha azını sarfederek, itirafından kopyala-yapıştır yaptığım "Simit gevrek, yiyemez tabii!'' cümlesini kadının yüzüne haykırsaydın. Böyle zamanlarda susan insanları anlayamıyorum. Kadına kızmakta sonuna kadar haklısın, çok yanlış bir hareket yapmış ve suçlu. Ama orada gördüğün yanlışı düzeltmediğin için sen de en az onun kadar suçlusun...

Bu yorumu    
6
kırmızı_beyaz , Kadın , 26 , Eskişehir - 30.06.2008 00:29
Şahit olunan olay içler acısı.Ama o baba o evlada gençlikte neler çektirmiş bilemeyiz.Gerçi şartlar ne olursa bu onun yaptığını hafifletmez.İnsanlar bugün ne yaparlarsa yarın aynısını yaşıyorlar tabiri caizse eskiden kapı arkasındaymıştı şimdi yaka arkasında oluyor herşey.Gençlik çabuk geçer hepimiz yaşlanacağımızı lütfen unutmalayım ve yaşlılarımıza saygımızı eksik etmeyelim ne kadar kötü olurlarsa olsunlar....

Bu yorumu    
86
en.güzel.hikayem , Erkek , 32 , Yurtdışı - 30.06.2008 00:26
(iKİNCİ BÖLÜM) "...Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terk etti. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu... Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu... "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum." [Sistem, tek seferde bu uzunluktaki bir yazıyı almadığı için ikiye bölmek zorunda kaldım, özür dilerim]

Bu yorumu    
75
en.güzel.hikayem , Erkek , 32 , Yurtdışı - 30.06.2008 00:25
(BİRİNCİ BÖLÜM) Bu itirafı tamamlayacak bir hikaye. Önce bu bölümü, ardından da üsttekini okuyunuz: -AFFET BABACIĞIM- Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.



740
Sabahın erken saatinde okula gidiyorum. Otobüsten indikten sonra,
devamı...

827
Hastaneye sevgilimle aram kötü diye terapi almaya gittim. Sıramı
devamı...

762
Hamile kaldığıma tek sevinen ben olmama rağmen, bir kerecik
devamı...

551
En büyük zevki benimle tavla oynamak olan kayınpederimi, 5 yıldır
devamı...

1003
3 kardeşiz ve zor şartlarda okuduk. Annem ve babamın bizim için
devamı...


anasayfa | itiraf edeyim | platoniKİM
detaylı arama | mobil
. . .
genel kurallar | itiraf.com'da reklam
. . .
itiraf.com: Türkiye'nin en çok haber olan web sitesi
. . .
Bizimle çalışmak için: ik@itiraf.com
. . .
Elektronik Bilgi İletişim Hizmetleri Reklamcılık ve Tic. A.Ş. © 2001 - 2008 Her hakkı saklıdır.
itiraf.com'da yer alan itiraflar izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.