25 Mayıs 2012 Cuma
Rumuz
Parola

250
coldwinter, Kadın, 44, İngiltere
Biz dünyayı çok sevdik
3 yıl 5 gün önce gönderdi

benimmetemmm Mehter Marşı'nın motivasyonunu yazdığında, ben de istemediğim halde yaşadıklarımı anımsadım. Yine darbe sonrası, yine hapishanede, yine dayak yenilen yoğun günler...Belli ki onların da motivasyona ihtiyaçları var. Yüksek sesle hoparlörlerden bir Müşerref Akay şarkısı avaz avaz bağırırdı. "Türkiyem Türkiyem cennetim..." Ama ötekine, diğerine, kendinden olmayana hep cehennem sayılan memleketim... Belirsiz saatlerde çalan bu şarkıyı ne zaman duysak; acı sanki daha zor ya da daha geç geçer zannederek, yanımızda hazır bulundurduğumuz kalın eşofmanlarımızı hızlıca giyer, saçlarımızı hızlıca toplar ve birbirimize destek olarak dayak atanların gelmesini beklerdik. Sürgü açılır, yeşil ve mavi kıyafetliler yakaladıklarını saçlarından tutar, yerlerde sürükleme ve joplamaya başlarlardı. Çıktıktan sonra, ne zaman bir yerde o şarkı çalsa; gayri ihtiyarı kalın eşofmanları arar, etrafıma bakınırdım. Sonra sadece "Biz dünyayı çok sevdik" şarkısını dinledim.
 (2)

Bu yorumu    
83
pişmankabadayı , Erkek , 36 , Ankara - 04.06.2009 01:26
Bu itiraf bu saatte çok kötü anılarımı hatırlattı. O dönemler ilk okula gidiyorum. Dayım aranan bir devrimci. Sürekli eve gelip bizleri duvara dayayan direnince küfür yiyip üstüne tokatı tekmeyi atan bir anlayış hakim. İki odalı bir gecekondumuz vardı. Bir odada anam-babam. Bir odada o kadar kardeş bir yorganın altında silah sesleri altında korka korka uyumaya çalışırdık. Tam silahlar susar uykuya dalardık ki kapı kırılır içeri elinde telsiz ve silahlarla giren kişiler kalkar o kadar küfür-dayak-aşağılamadan sonra evimizi darma dağın eder giderlerdi. Evimizin karşısında çeşmenin orada gece gündüz ekipler bizi takip ederlerdi. Okula giderken polis iner arabadan ''gel lan buraya'' derdi. Yanına giderdim beslenme çantamı alır ters çevirir içindekileri yere dökerdi. Sonra ''tamam bir şey yokmuş hadi kaybol'' derdi. Bu olay her gün olurdu. En sonunda yine okula giderken ben çağırmadan yanına gittim. Bana şaşkın şaşkın bakıyor. İndi arabadan hala bakıyor beslenme çantamdakileri gözünün önünde yere döktüm. Bu defa ''ulan nimet yere atılır mı?'' diye yedim dayağı. Artık sürekli kırılan kapıyı tamir ettirecek paramız olmadığı için babam ''kapıyı açık bırakın kırmadam girsinler'' demişti. Bu sefer de ''ulan siz burda ekipler var şifresimi veriyor sunuz'' diye yine dayak yerdik. Bu olaylar dayımın yakalanması ile son buldu. 84 gün göz altında kaldı. Bir çok kemiği kırılmıştı. Elazığ, Diyarbakır, Ankara mamak, ceza evleri bizlerin sürekli görüşlere gittiği ve çoğunda da görüştürülmediğimiz yerler olmuştu. 11 yaşında dayımı görebilmiştim. Tellerin arkasında yanında asker ve sık sık konuşmalara müdahele edilirdi. Bu insanların amaçları amerikan emperyalizmine karşı olmalarıydı. Soyguna dur demeleriydi. O kadar mücadele oldu sonuç? İşkence geçmişi tavan yapmış hala refaha ulaşamayan bir Ülkeyiz. Ne zaman elinde beslenme çantası ile okula giden çocuk görsem hep ama hep bunlar gelir aklıma.

Bu yorumu    
75
cananadolu , Erkek , 26 , İstanbul - 04.06.2009 00:30
12 Eylül cuntacıların bu ülkeye ettiğini, hiç kimse, hiçbir yapı, hiçbir gurup etmemiştir. Hiç ilgisi olmadığı hâlde, "Atatürk cumhuriyetini korumak için yönetime el koyduk" deyip, ardından yüzbinlerce insanı işkencelerden geçirip, 17 yaşındaki masum Erdal Eren'i ve diğer birçok suçsuz insanı asıp, onbinlerce kişiyi yurtdışına sürüp, binlerce insanı gözaltında kaybedip, düşünen, üreten, eleştiren, sorgulayan milyonlarca yüreğin üzerinden buldozer gibi geçip, cezaevlerinde insanlara, insan dışkısı yedirip... Akla gelecek her türlü kötülüğü yapan, öyle olmadıkları hâlde, "Atatürkçüyüz" diyerek her köşe başına Atatürk büstleri diken, insanları zorla Atatürk'ten ve cumhuriyetten nefret ettirip bir projeyi başarıyla uygulayan 12 Eylül cuntacıları için ne desem boştur. 'Netekim' bugün memleketin geldiği noktayla övünebilirler. Yurtseverleri susturdular, ABD güdümlü zihniyetin önünü açtılar, "Bizim çocuklar başardı" sözünü hakettiler... Omuzlarında apolet değil, bu ülkenin geleceğinin vebali vardır! Türk toplumunun önemli bir kesimini Atatürk gibi, cumhuriyet gibi, devlet gibi, vatan gibi, yurt gibi kendi öz değerlerinden başarı ile uzaklaştırıp, görevlerini yaptılar. İtiraftaki konu da bunun en bariz örneği.



878
Bir halam vardı, yoksulluktan başka dünyada hiçbir şey görmemiş,
devamı...

247
Aramızda 450 km mesafe olan anneme telefon açıp anneler gününü
devamı...

1295
Sen kalp krizi geçirdiğinde hissettiğin o acıyı kalbimde hissetmek,
devamı...

148
Bu bekleyiş çok acıtıyor. Madem tekrar barışmak için aramasını
devamı...

366
Geçen yaz arkadaşımın kına gecesindeyiz. Ortam çok kalabalık,
devamı...


anasayfa | itiraf edeyim | platoniKİM
detaylı arama | mobil
. . .
genel kurallar | itiraf.com'da reklam
. . .
itiraf.com: Türkiye'nin en çok haber olan web sitesi
. . .
Bizimle çalışmak için: ik@itiraf.com
. . .
Elektronik Bilgi İletişim Hizmetleri Reklamcılık ve Tic. A.Ş. © 2001 - 2012 Her hakkı saklıdır.
itiraf.com'da yer alan itiraflar izin alınmadan hiçbir mecrada yayınlanamaz.


itiraf bir EBİ markasıdır

arkadaş arıyorum kitap evlilik paylaşım oyun kitap-eleştiri
arkadaş arıyorum | kitap | evlilik | itiraf | oyun | paylaşım | kitap-eleştiri | müzik | DVD | PC oyun