|
YANILMIYORSAM
1991 yılıydı. İletişim Araştırmaları dersinde sınıfta
dikkatimi çeken bir öğrenci vardı: Ersan Özer.
Ersan, gündemdeki konu ne olursa olsun döndürür
dolaştırır sonunda belden aşağı bir yerini bulur, ince espri
anlayışıyla da taşı gediğine koyardı.
Aslında Ersan'ın
yapacak fazla birşeyi yoktu. Kafası, allah vergisi, farklı
çalışıyordu. Niye yalan söyleyeyim, fazla belli etmiyordum ama
yaptığı ince esprilerdeki ‘‘zeka kırıntıları’’ hoşuma
gitmiyor da değildi hani. Farklı düşünen, düşündüğünü
cesaretle ifade eden, mizah duygusu olan öğrenciyi hep
sevmişimdir.
Bir gün Ersan o kadar farklı
düşünmüştü ki (!), ister istemez ağzımdan ‘‘oğlum sen sapık
mısın?’’ sözcükleri döküldü. Sonra uzun süre benden aldığı
diğer derslerde de Ersan'a böyle takıldım. O da
‘‘Yapmayın hocam ya, valla abartıyorsunuz ya’’ dedi
durdu. Sonra Ersan mezun oldu, Aktüel'de, Gazete
Pazar'da habercilik yaptı. Sonra TV'ye geçti, Şok ve
Televizyon Çocuğu programlarına yazarlık, Beyaz Show, Laf Lafı
Açıyor programlarına yönetmenlik yaptı, NTV'ye geçti haberin
de tozunu yuttu.
Ve 1999'un ekiminde insanların
itiraflarını yazıp gönderdikleri ‘‘itiraf.com’’ isimli
internet sitesini yarattı. O ‘‘bir gecede’’ oldu diyor
ama bence Ersan'ın bu siteyi yaratmaması mümkün
değildi. Bu siteyi yaratmasa kesin
‘‘gerdekanıları.com’’ ya da
‘‘tatminsizadam.com’’ sitelerinden birini mutlaka
yaratır, başarılı da olurdu.
Ne olmuş bir internet
sitesi yarattıysa diyorsunuz değil mi? Öyle demeyin bugün
itiraf.com sitesi farkında olma oranı en yüksek sitelerden
biri. Günde ortalama 60 bin ziyaretçisi var. Üstelik
ziyaretçilerin % 48'i kadın. Siteyi daha çok 25-35 yaş
arasındakiler ziyaret ediyor. Pazarlama yaklaşımı da tamamen
Amerikan! Site üzerinden bu zaman kadar satılan itiraf.com
t-shirt/sweatshirt sayısı 2 bin 500, mug (kupa) sayısı ise
1200. Böyle olunca da ister istemez itiraf.com
reklamverenlerin gözdesi olmuş durumda. Siteye verilen
reklamlar da sitenin konseptine uygun, itiraflar şeklinde
tasarlanıyor...
İşte sitede yayınlanan bir Ballantine
viski reklamı: ‘‘Oyunun Kuralı Eğlence, Cinsiyet: Erkek,
Yaş: 26, İl: istanbul. Geçenlerde kolejden arkadaşlarla
buluşup eski günleri yaad ettik. Geçmişin hatırına herkes
geldi. Yoğun iş temposunda birbirimizin yüzünü göremez
olmuştuk. Tabii kırk yılda bir buluşmanın ve de
Ballantine's'ların etkisiyle coştuk. Gecenin en keyifi anı ise
şişe çevirmece oyunu oldu. Ballantine's'in boş şişeleriyle de
eğleniliyormuş meğer! Şişeyi çevirdikçe yaratıcılığımız da
arttı. Bütün gece kahkahalara boğulduk. Ertesi gün kendimi bir
yıllık tatilden dönmüş gibi hissettim.’’
Sitede bu
konseptte başka reklamlar da var. Eti Form, Turkcell, Ford
siteyi keşfedip keyfini çıkaranlardan... Kabul edin,
Ersan'ın itiraf.com'u getirdiği nokta müthiş.. Adam
olacak çocuk neyinden belli oluyordu? İçinizden
‘‘sapıklığından’’ dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Yapmayın ya abartmayın ya! Keşke hepimiz Ersan gibi
olsak da içimizdeki dahiyi korkusuzca uyandırıp, engin
denizlerde pupa yelken gidebilsek..
Teşekkürler
Ersan. Seninle öğünüyorum.
Düşmez
kalkmaz bir pantolon
KÜÇÜK Himini
Görkem'in poposuna uygun bir pantolon sonunda bulduk,
çok mutluyuz. Bu da iş mi demeyin, sağda solda gördüğünüz
erkek çocuklarına bir bakın bakalım, hangisinin pantolonu
poposunun üstünde duruyor. Erkek çocukların çoğunluğu,
annelerinin ''ne bulursan ağzına tık sendromuna''
rağmen, Birleşmiş Milletler yardımıyla yaşıyan Afrikalılar
gibi.. Bir deri bir kemik, pantolonu üstünde tutabilirsen tut.
Ama Marks & Spenser işi çözmüş. Belden lastikli, düğmeli
pantolon yapmış. Lastiği bele göre gerip, düğmeyi de
iliklediniz mi, Himini adama dönüyor, orasını burasını
toplamak için de dansöz gibi kıvırmasına gerek
kalmıyor.
Pantolonun etiketinde ‘‘Made In
Morocco’’ yazıyor. Üretim yeri Fas yani. Ama sen sorunu
çözene, tüketiciyi dinleyen bak. Helal olsun
Marks&Spenser'e.
Yerli çocuk giyim üreticileri!
Size sesleniyorum. Çok mu zor ne istediğimizi anlamak
allahaşkına. Bir ne istediğimizi anlasanız
‘‘pazarlama’’ işi hallolacak ama.. Aslına ne
istediğimizi çok iyi biliyorsunuz da, bu kadar ayrıntılarla
uğraşmak işinize gelmiyor değil mi? Yığın malı satacaksın,
voliyi vuracaksın. Biraz daha böyle iş yaparsınız ama
gelecekte işiniz zor.
Bakın geçen hafta, kadınlar
arasındaki rastgele bir konuşmayı aktarıp Uno'ya ‘‘pasta
tabanın küçük bulunuyor’’ diye mesaj gönderdim hemen Uno
Pazarlama Müdürü'nden şu mesaj geldi: ‘‘Haklısınız, ama biz
ilk günden bu yana aynı boyuttayız. Kısa süre önce boyut
büyütme işini yatırım programına aldık! Siz yazınca hayret
ettik.’’
Bazı gereksinimleri görmek için öyle koca
koca araştırmalar yapmak gerekmiyor. Çevrenizi gözleyin yeter.
Örneğin son bir aydır gözlüyorum Ecmel önüne gelene
Ülker tereyağı tavsiye edip, Pınar tereyağı yerin dibine
batırıyor. Üstelik, anımsarsanız Ülker'in adı AKP'nin
kuruluşunda Tayyip'in sponsorları arasında geçtiğinde
bizim evde ‘‘2'inci Ülker Meydan Muharebesi’’
yaşanmıştı. İyi ürün tüketiciyi deliğinden çıkarıyor. Süt
uzmanı Pınar'a duyurulur.
Şişmanlar Eti Formu
zaplayın!
TAM ben niye McCann-Erickson
Worldwide Türkiye'de halkla ilişkiler (PR) işine soyunmaz
derken, geçen hafta McCann Erickson halkla ilişkilere
getirdiği ‘‘stratejik planlama’’ yaklaşımıyla tanınan
Bersay İletişim ile stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.
Yani bir bakıma reklamcıların duayenlerinden Pınar
Kılıç ile halkla ilişkilerin yeni duayenlerinden Ali
Saydam halkla ilişkiler alanında güçlerini birleştirdiler.
Bu güçbirliği halkla ilişkiler alanına yeni soluk
getirecek.
ETİ Form reklamı deyince aklıma
Kanat Atkaya'nın geçen Cumartesi yazdığı yazı geldi.
Kanat, Eti Form reklamlarının ‘‘kilolu’’
insanları aşağıladığını düşünüyor. Hafif siklet boks
şampiyonasına katılabilmek için bile üç ay ciddi bir ‘‘besi
diyeti’’ uygulanması gereken Kanat'ın aklına böyle
birşey nereden geldi bilmiyorum ama dediği şey doğru. Eğer bir
kişinin kiloları ile sorunu yoksa Eti Form reklamı bu kişinin
ruhunu incitebilir. Ancak burada ana hedef ‘‘her şişman
kadın’’ gördüğünde ‘‘Ay ben de mi böyleyim?’’ diye
suçluluk duygusu hisseden ve hemen önlem almaya çalışan
kadınlardır. Reklam, istenen etkiyi haddinden fazla başarıyla
yarattığı için, kurunun yanında yaş da yanmaktadır. Eğer çok
rahatsızlık veriyorsa, reklam zaplanır olur,
biter.
LEVENT Kırca yeni kuracağı televizyon
kanalı için eleman ilanı vermiş. Reklamın metni aynen şöyle:
‘‘Konservatuvar veya Güzel Sanatlar Akademisi mezunu ya da
piyasadan her dalda, her konuda yeteneği olan yazar, çizer,
oyuncu, spiker, tiyatrocu, şarkıcı, besteci, ressam, dekoratör
heykeltıraş, taklit yeteneği olan, cambaz hokkabaz daha bizim
sayamadığımız sizin aklınıza gelen her konuda yetenekli
insanlara özellikle gençlere ihtiyacımız var.’’ Süper
değil mi? Eğer çevrenizde yazar çizer varsa Kırca'ya
haber verin. Cambaz ve hokkabazı bana bırakın. Halen
ekranlarda boy gösteren birkaç cambaz ve hokkabaz tanıyorum.
Onların isimlerini ben bildiririm!
Made in Tam
Turkey
TAM anımsamıyorum ama bundan
dört-beş ay önceydi. Arçelik'in reklam ajansı seçmek için 11
reklam ajansını konkura (yarışmaya) davet ettiğini yazmıştım.
Bir ay içinde bu konkur sonuçlandı ve iş Serdar
Erener'in ajansı Y&R/Reklamevi'nde kaldı. Her büyük
konkur sonrasında olduğu gibi Y&R'nin de konkuru hangi
konseptle aldığı merak konusuydu ve kulaktan kulağa yayılan
söylentiye göre ‘‘Made in Arçelik’’ konsepti
Y&R/Reklamevine başarıyı getiren konsept
olmuştu.
Herkes gibi ben de merakla Arçelik
kampanyasını beklemeye başladım. Günler, günleri kovaladı,
aylar ayları, ne gelen vardı ne giden. Arçelik yeni ajansın
sadece ‘‘Moral Haber’’ başlıklı kampanya reklamlarını
yayınladı. Tam Arçelik aklımdan çıkmıştı ki, 14 Ağustos 2002
gecesi ‘‘Moral Bozucu Bir Haberle’’
sarsıldım.
Repro Ajans tarafından üretilen Dizayn Boru
reklamı aynen şöyleydi: Bir iş makinesı gelip teker teker
boruların üzerinden geçiyor. Dayanım gücü ve esnekliği fazla
olduğu için sağlam kalan tek atık su borusu da Dizayn Boru
oluyordu. Hem de bu deneyi Yıldız Teknik Üniversitesi
onaylıyordu. Buraya kadar, bir takım çekim kabalıkları dışında
hiçbir sorun yoktu. Hatta üç yıldızlık eli yüzü düzgün bir
reklam bile diyebilirdim. Ta ki pack shot görünene kadar:
Made in Turkey, Made in Dizayn! ‘‘Allaaah diye
düşündüm’’ içimden ‘‘Arçelikçiler kitle halinde kalpten
gitmişlerdir.’’
Ama hatanın büyüğü de kendilerinde,
yaratıcı bir iş de bu kadar da bekletilmez ki! Şimdi ne
olacak? Bence Arçelik'e çok da yakışacak olan ‘‘Made in
Arçelik’’ kampanyasını hayatta yapamazlar. Yeniden
çalışmaları gerek. Gelelim ‘‘Made in Dizayn’’a..
Eşzamanlı düşünce tabii ki olabilir ama ‘‘Made in Turkey,
Made in Dizayn’’ sloganı reklamın konseptiyle o kadar
kelalaka ki, insan ister istemez kuşkulanıyor ve ‘‘vallahi
bu da Made in Tam Turkey’’ demeden
edemiyor.
Çekirgelik
Profesyonel
sporun iki nedeni vardır. İlki para kazandırmasıdır. İkincisi
yine para kazandırmasıdır
(Melvin
Helitzer) |