|
Gülden AYDIN
Bir ibret vakasıyla karşı
karşıyayız. Yılmaz Durmuş'un işi haber icabı rol yapmak. 4,5 yıl
boyunca 40’tan fazla uydurma TV haberinin oyuncusu oldu
Nasıl başladınız? Teklif mi
ettiniz, teklif mi edildi?
- Dörtbuçuk yıldan beri
çalışıyorum. Hep yalan haber için. Gizli kameracı Y. diye bir
arkadaşım vardı. Ama daha çok Namık takma ismini kullanıyor. Onu ben
buldum. Bir ihbar vermiştim, küçük yaşta kızları satan biriyle
ilgili. Ondan sonra birbirimizi tanıdık. İşsiz olduğumu biliyordu.
Sana rol verelim, yap, ama aramızda kalacak. Sen bizi tanımıyorsun,
biz de seni tanımıyoruz, tamam mı, dedi. Kabul ettim.
Rol
aldığınız haber başına kaç lira aldınız?
- Rol başına
100-150 milyon lira alıyordum. Her ay bir kez çıkıyordum ekrana.
SOSYETİK DİLENCİ OLDUM
Rol aldığınız
haberlerden örnek verebilir misiniz?
- Altında arabası,
cebinde telefonu sosyete dilencisi haberinde mesela. Takım elbise
giydirdiler bana. Kendi arabalarını verdiler. Bagajı açıyoruz,
paraları dolduruyoruz.
Gözünüzün biri görmüyor, otomobil
kullanabiliyor musunuz?
- Çat pat biliyorum. Araba stop
edip duruyordu. Çekim bitti. Anons ediyorlar televizyonda: Takım
elbiseli, ayda 2 milyar kazanan dilenci. İki gün üst üste
yayınladılar. Çok büyük reyting aldım. Herkes beni tanımaya
başladı.
Mahalleli sizi ekranlardan tanıyınca tepkisi ne
oldu?
- Mahallem benim işimin bu olduğunu biliyor. Her
haberden sonra, Y. bundan kaç para aldın, diye sorar. Beni niye
eleştirsinler ki. Sonuçta oyuncuyum.
200 ÇİĞ YUMURTA
YALANI
Şimdiye kadar kaç haberde başrol
oynadınız?
- Vallahi sayısını hatırlamıyorum. Ama 40'ın
üstünde.
Göz göre göre yaptığınız en asparagas haber
hangisi?
- Çook. Mesela 200 yumurta yiyen adam. Ana haber
bülteninde anonslar geçiyor, 200 çiğ yumurtayı yedikten sonra sesi
değişti diye. 10 dakikada etkisini gösteriyordu güya. Sesim
inceliyordu! (Yılmaz, o haberdeki gibi sesini inceltiyor) Oysa altı
yumurta yemiştim. 200 tane yemişim izlenimi vermek için bantı sarıp
sarıp başa aldılar. Ünlü anchorman beni yanına çağırdı. Aferin
Yılmaz güzel oynadın, diye omuzuma vurdu.
Bu müthiş
haberin konusu sizin fikriniz miydi?
- Bu haberi haber
merkezi önerdi. Yine tek gözlü hızlı şoförü de onlar önerdi. Büyük
yazılar geçiyor ekrandan: Barış Manço'nun mezarından şifalı toprak
yiyen adam! Bu haber de onların fikriydi.
Kendi
haberlerinizi seyrederken Kadir İnanır, Cüneyt Arkın filminin
keyfini mi duyuyorsunuz?
- Oynayışıma bakıyorum. İyi
oynamış mıyım diye. Şurayı keşke şöyle oynasaymışım, dediğim oluyor.
Çok beğendiğim de oluyor.
Boğaz Köprüsü'ne, tabelalara
çıkınca korkmadınız mı, sizi intihardan vazgeçirmek için
çırpınanları gördükçe içiniz sızlamadı mı?
- Köprünün en
üstüne çıktım. Hiçbir şey hissetmedim. İşim bu. Y., asıl ama düşme
sakın, dedi. 200 milyon verdi. Y., A. bana verilen paranın yarısını
aldılar hep. Denizden altın çıkaran adam bile oldum. Yine aynı
parayı aldım. Ağzıma çeyrek altınları koydular. Beylerbeyi'nden
denize dalıp dalıp altın çıkardım!
İntihar girişimleriniz
sonrasında polis sizi tanımadı mı hiç?
- Köprüdeki polis
komiseri döve döve öldürüyordu beni. 5-6 seferdir beni karşısında
görmekten gına gelmişti. Televizyondan zam istedim. Köprüde her
intihar rolümden sonra dayak yiyorum diye. Ama zam
yapmadılar.
NEDEN İTİRAF EDİYORUM?
Bütün bunları
neden şimdi itiraf ediyorsunuz? Vicdanınız sızladığı için mi, işler
kesat gittiği için mi?
- İnsanları kandırmaktan, yalan
söylemekten bıktım artık. Lanet olsun dedim. Bir de paramı hep eksik
veriyordu televizyoncular.
Yalan haberlerden aldığınız
toplam para nedir?
- Bu konuya girmek istemiyorum. Zaten
aldıklarımı muhabirlerle barlarda, bayanlarla
yedik.
Bundan sonra ne yapacaksınız?
- Tiyatro
ya da sinemada oynamak istiyorum. Her kılığa girip her sesi
çıkarırım. Kalbim sıkıştı diye çok çabuk bayılırım mesela. Dilenci
kılığına da girerim, mafya da olurum.
Yüzü eskidiği için
yenileri aranıyor
İsteseniz şu an yalan haber yapacağınız
kanal var mı?
- Artık tanınmaya başladığım için yeni
birilerini bulmamı istediler. Yılmaz, tanıdığın ve güvendiğin başka
kimse var mı, onlara haber yaptıralım, dedi. Çok sayıda işsiz
arkadaşım bize ver, biz de kazanalım. Sana yarısını komisyon veririz
diyorlar. Sanıyorlar ki milyarlar kazanıyorum. İstesem yine beni
havadan kaparlar. Ama bekleyip yüzümü unutturmam
lazım.
ÖNCE RÜŞVET TEKLİF ETTİ SONRA TEHDİT
ETTİ
Kanal 7'de dört gün üst üste itiraflarım
yayınlanınca büyük kanalın gizli kameramanı Y., telefon açtı.
Anlattıklarını ana habere çıkaralım, yalanla sana 15 milyar lira
vereceğiz, dedi. O kanalın bana verdiği paraların yarısına el koyan
Y'nin bu parayı vereceğine inanmadığım için teklifini reddettim.
Beni tehdit etti. Bizim etrafımız geniş, etkili tanıdıklarımız var.
Başına gelmeyen kalmaz. Benim seni öldürmeme gerek kalmaz,
başkalarına yaptırırım, dedi.
YALAN İNTİHAR HABERİNDE
TANJU ÇOLAK DA ROL ALDI
Bir kez yine köprüde intihar
edecektiniz ve Tanju Çolak gelip sizi kurtardı.
- Tanju
Çolak, kendi reklamı yapılsın istiyordu. Hayatımı kurtarıp sempati
toplayacaktı. Y., Tanju Çolak ben, üçümüz biraraya geldik. Y.
köprünün şemasını çizmişti. Elindeki kalemle işaretliyordu. Şu
bölgede taksiden ineceksin, dedi. Baktım, köprünün tepesini
gösteriyor. Merdivenden kırmızı ışığın yandığı noktaya
tırmanacaksın, dedi. Çıktım, geldi. Yardım et Tanju abi, kimsem yok,
dedim. Oğlum in aşağı, dedi. Benden bir yıl sonra da aynı yerde
Hamdi Alkış'ı anlaşmalı olarak kurtardı. Hatta bir gazeteci kadın
Tanju'ya hep size mi rasgeliyor bu intiharlar diye
sormuştu.
Başka kanallar da geldi mi sizi görüntülemek
için?
- Hayır. Öyle bir saat seçmiştik ki tıkalı trafikte
yetişemediler. Kanalın aracı önceden hazır bekliyordu görüntü için.
İndim, Tanju'yla sarılıp öpüştük. Kameraya bu arada diyor ki ben
kurtarmasaydım, çocuk kendini atacaktı. İkinci gün ağaca çıkardılar
beni. Tanju sözünde durmadı, yardım etmedi diye.
DOKTORLARI DA KANDIRDIM, CÜNEYT ABİNİN HABERİ YOKTU
GALİBA
Bir yıl önce Cüneyt Arkın'ın programında rol
aldım. Uyuşturucu kullanmışım, beni çöp kutusunda buluyorlar.
Çingenelerden hap aldılar. İçtim ki hastaneye kaldırıldığımda
doktorlar gerçekten de uyuşturucudan bu hale geldiğimi teşhis
etsinler. Beni kurtarın, diye bağırdım. Haplarla kafayı buldum.
Doktorları kandırdım. Cüneyt abinin bu işten haberi yoktu
galiba.
Mahsun Kırmızıgül bu oyuna ortak
olmadı
Bir de karayolları tabelasına
çıkmıştınız?
- Evet. Dört ay önceydi. Mahsun
Kırmızıgül'le anlaşmışlar. Ülkem Ağlar kaseti çıkmıştı. Albümün
posterini alıp çıktım tabelaya. Senaryoya göre intihara
kalkışacaktım, Mahsun da beni kurtaracaktı. Ama o televizyon
kanalına verdiği sözde durmadı, gelmedi. Ben de yaktın beni Mahsun
diye bağırdım.
PKK MİLİTANI OLDU POLİSTEN DAYAK
YEDİ
İstesem şu an Med TV'ye rahatlıkla çıkarım. Bir
örnek anlatayım. Beş ay önce Beykoz Kundura Fabrikası kapanmıştı.
İşçiler eylem yapıyordu. Bütün basın oradaydı. Y., bu görüntüden
haber çıkmaz, daha iyi bir şey yapalım, sen de paranı alırsın, dedi.
Ertesi gün sabah 10'da buluştuk. Dedi ki birazdan TIR geçecek
buradan. Kendini önüne atarken zafer işareti yapıp yaşasın PKK
diyeceksin! Söylediklerini yaptım. TIR'ın beni ezmeyeceğini, fren
yapacağını biliyordum. Ama sloganı attıktan sonra bütün çevik kuvvet
polisi üzerime çullandı. Ana Haber'de yayınlandı bu görüntü. Bu
görüntüyü Med TV de alıp yayınlamış, ben seyretmedim. Polisten çok
dayak yedim. 180 milyon para aldım televizyondan.
ATİLLA TAŞ
ASPARAGASTA ROL ALDI ÖZ ANNESİNİ BİLE KANDIRDI
Büyük bir
televizyon kanalından kameraman A.'yı arayıp çok güzel rol yaptığımı
söyledim. Kameraman Y'i tanıyordu. Onu referans gösterdim. Gittim,
oturup konuştuk, anlaştık. Haftalık özel program yapan S.K.'yla
tanıştırdı. Tarih 2001 Mart'ıydı galiba. S.K, Atila Taş'ın yeni
çıkan kasetinin satması için bir program yapacağını, Atilla Taş'ın
gizli öz annesini ortaya çıkaracağını, bana da Atilla Taş'ın
Ardahan'daki gizli öz ağabeyi rolünü vereceğini söyledi. Bana Yılmaz
Bozdağ adını verdiler. Atilla Taş'ın öz ağabeyi olduğumu iddia edip
Ardahan'dan aramış gibi yaptım. Halbuki stüdyoda, bitişik odadan
arıyorum, bir yandan da kıs kıs gülüyorum. Öz annesine, sen annesi
değilsin, dedim. Kadıncağız düşüp bayıldı. Bütün Türkiye ağlayarak
seyretti. Bu oyundan zavallı kadının haberi yoktu. Ama oğlu Atilla
Taş her şeyi biliyordu ve sırf kaseti satsın, reklamı olsun diye bu
işte yer aldı. Ağabey rolüm için 150 milyon para verdiler. Kameraman
A. ile Aksaray'a aleme gittik. Rus kadınlarla birlikte olduk. A'yla
birlikte yaptığımız her haberden sonra aleme gidiyorduk. Ama
masrafları hep bana ödetiyordu.
ZEKERİYA BEYAZ'I
YARALAYANIN BEN OLDUĞUMU SÖYLEMEMİ
İSTEDİLER
Kameraman Y. dedi ki Zekeriya Beyaz'ı
yaralayan kişi bir hafta 10 günden önce bulunmaz. Gel, senin yüzünü
kapatalım, Beyaz Hoca'yı yaralayan adam olarak ana habere çıkaralım.
Düşüneyim dedim, Zekeriya Beyaz'ı bıçaklayanı bulduk, diye altyazı
geçmişler. Bayağı derin düşündüm. Korktum. Stüdyo çıkışında polis
beni alıp işkence yapar, dedim. Y.'ye bu rolü yapamayacağımı
söyledim. Kabul etmezsem beni polise Zekeriya Beyaz'ı yaralayan kişi
diye ihbar edeceğini söyledi. İnanmadım. Eve geldim ki polisler
babamı almış. Babam, telefon etti, karakola gelmemi söyledi.
Korktum, gitmedim. Komiser Alaattin Bey benim ne iş yaptığımı
bildiğini, ihbara inanmadığını söyledi. Babamı serbest
bıraktılar.
Karımla bu yüzden
ayrılıyoruz
Bir gün kameraman Y., beni başka bir
programa çıkaracağını söyledi. Konu gelinlik olsun, güzel bir
reyting alalım dediler. Tamam dedim. Rolüm, 10 yıl önce evlendiğinde
gelinlik giymediği için beni terkeden karımla kavuşmamızdı. Programı
K.Ç. sunuyordu, yanına götürdüler. Bu çocuk sağlam mı, dedi. Y. de
sağlam, beni nasıl biliyorsan Yılmaz'ı da öyle bil, dedi. Karım
Gülten gelinlikle içeri girerken bayılacaktım. İki üç gün prova
yaptık. Gülten ağır ağır koşarken stüdyodaki seyirciler ağlaşıyordu.
Ben o an gülmek istedim, gülemiyorum. Çok büyük reyting aldı. Ama
karımla ayrılıyoruz. F.G. programında ailesi görünce kızdı. Ağrı
töresinde hanımın televizyona çıkması uygun düşmez. Pazartesi günü
ayrılma dilekçesi vereceğiz.
Gözümüz
üzerlerinde
Bir ibret vakasıyla karşı karşıyayız.
Etiyle, kemiğiyle, anlattıklarıyla karşımızda duruyor. Adı, Yılmaz
Durmuş. 29 yaşında. İşi, televizyon kanallarında ‘‘rol icabı’’ haber
olmak! Daha doğrusu ‘‘haber yaratmak’’. Bir haber mankeni o. Bu ne
demek? Anlatalım: Dilimizin meslektaş bile demeye varmadığı birtakım
basın mensupları Yılmaz'ı keşfetmiş. O da dünden razı. Anlattığına
göre bu işten kazanacağı paraya muhtaç: Bir gözü görmüyor. Bu yüzden
kimse ona iş vermiyor. Teklif edilen mis gibi bir iş, rol kesecek!
Hem de ülke çapında yayın yapan büyük bir iki televizyonun ana haber
bültenine bile çıkacak. Ona düşen sadece rolünü iyi yapması.
Senaryoyu, pardon haberi yazacak olanlar bizim mesleğin cinleri!
Televizyon izleyicisini ekran başında hüngür hüngür ağlatan
haberlerin bazıları işte onların gazetecilikten uzak uydurmaları.
Mesleki deyişle asparagasları. Yani yalan haber, aslı astarı yok.
Yılmaz, 4.5 yıl boyunca bu yalan haberlere mankenlik yapmış. Bu
dolandırıcılığın ortağı olmuş. Haber başına kazandığı paraları,
haberi yaptıranlarla kırışmış. Hatırlayabildiği tam 40 ayrı haber...
Peki işler yolunda giderken neden akan musluğu kendi eliyle
kapatıyor? Durmuş, yalanlardan bıktığını söylüyor. Yoksa iftira mı
atıyor? Kasetler ortada. 200 yumurtayı anında yiyen mucize adamdan
sosyetik dilenciye; kronik intiharcıdan Yaşasın PKK diye kendini TIR
önüne atan militana kadar hepsi o. Asparagas haberlerin bazılarında
ününü tazelemek isteyen ya da yeni çıkan albümünün reklamını yapmaya
çabalayan kimi ünlüler de işbirlikçi. İnsanın inanası gelmiyor.
İnsana pes dedirten bir bıçak sırtındayız. Nasıl oluyor da bütün bu
yapılanlar haber diye sunulabiliyor? Nasıl oluyor da gazetecilik
mesleğini yerlerde süründürenlerin sahtekarlıkları milyonlara
yutturuluyor? Bu yapılanlar nasıl oluyor da cezasız kalıyor? Ve
nasıl oluyor da bu yalanları haber diye yutuyoruz, reytinglerine
tavan yaptırıyoruz? Yalan haber kahramanı Yılmaz Durmuş'a,
‘‘aslansın, kaplansın’’ diyen program yöneticileri, vereceği poza
kadar ince ince anlatan kameramanlar, ‘‘bu aramızda kalacak’’ diye
tembih edenler ve konuştuğu için tehdit edenler, hepsinin isimleri
bizde mevcut. Bu programların yayınlandığı bir iki büyük kanalın
isimleri de... Ama bu isimleri yayımlamıyoruz. Çünkü daha önemli
olan Yılmaz Durmuş'un, yüzümüze şamar gibi inen itiraflarının çok
geç kalmış bir tartışmayı işaret etmesi. Bu yüzden kişileri değil,
bu anlayışı tartışmak istiyoruz. Evet, herkes, hepimiz bu tartışmaya
katılmalıyız. Biz televizyon izleyicileri, hálá enayi yerine
konulmak istiyor muyuz? Biz, gazeteciler bu safraları hala aramızda
yaşatacak mıyız? Medyanın karar vericileri, saplarla samanların
ayrılması zamanı diyor musunuz?
BİR İTİRAF DA İTİRAF
COM'DA
F.G. programından geçen yıl ayrıldım. O
zamanlar K.Ç. sunuyordu. Jeneriğinde hala kullanılan bir sahte
barıştırmanın öyküsünü anlatacağım. Yılmaz adında birini kanaldaki
muhabirlerden biri bize getirdi. Yapımcı arkadaşlarla konuştular.
Adam güya karısıyla kavga etmiş olacaktı. Stüdyoda yalandan
barışacaktı. İki milyar liraya anlaştılar. Adamın karısının stüdyoya
gelinlikle gelmesi planlandı. K. adama, karısı içeri gelince yere
düşüp bayılmasını öğütledi. Planlananlar aynen gerçekleşti. Yüksek
reyting alan bu görüntüleri insanlar gözü yaşlı izledi. Kadın
gelinlikle içeri girdiğinde adamın bayıldığı görüntüleri günlerce
kullandık. Gerçekten iyi rol yapmıştı. Fakat yine de parasını eksik
verdiler. Bu da adamı kızdırmış olacak ki geçen gün onu televizyonda
gördüm. Kanal 7'ye çıkmış, programda nasıl yalandan rol yaptığını
anlatıyordu. Bunu ben de yapmayı düşünmüştüm ama o benden önce
davrandı. Kıs kıs gülerek izledim. Benim maaşımı da eksik verenlere
ve tazminatımı ödemeyenlere oh olsun.
2 Temmuz 2002
yazar-çizer; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 29 |