|
|
 |
| |
|
'İlginç gelesin diye içiyorum' Bugün
İskoçya tüm dünyaya Cardhu ya da Talisker gibi malt, Johnnie Walker
ya da J&B gibi 'in' harman viskiler satarak kamyonla para
kazanıyorsa, nedeni İngiliz hükümetinin 177 yıl önce aldığı akıllıca
karardır Murat Belge'nin 'Tarih Boyunca Yemek Kültürü' adlı kitabının,
'Rakı Kişilikli İçkidir' bölümünü açıp okuyoruz. Özetliyorum:
"Ellilerin sonlarında kaçak rakı yapan bir çetenin mahkemesi
haberini okumuştum. Adamlar kendilerini, 'Rakıyı kendimiz yapmadık,
Tekel rakısını satıyorduk' diye savunmuşlar. Bunun üzerine bilirkişi
kurulmuş. Çetenin rakısı incelenmiş. Rapor şöyle diyor: Bu rakı tamı
tamına 45 derece; Tekel'in değil Yeni Rakısı, Kulüp Rakısı bile
nadiren bu dereceye ulaşır. Ele geçen rakı gayet iyi dinlendirilmiş;
Tekel'in ise bu imkanı yok. Sonuç: Bu gayet kaliteli rakı, sanıklar
tarafından üretilmiştir..."
DEVLET
KAFASI Murat Belge, "Tekel ürünlerini zaten mamül değil, yarı mamül
kabul edip işlem yapmakta yarar var" deyip, votkayı nasıl hafifçe
yaktıklarını, rakıya ise Tahtakale'den aldıkları anason esansını
damlattıklarını anlatıyor.
Bizim devlet böyledir işte: Vatandaşının girişimci ruhunu
köreltmekte onun eline kimse su dökemez.
Peki 'kafası çalışan' devletler ne yapıyor? Bu kez örnek Büyük
Britanya'dan, konu viski...
19. yüzyılın başlarındayız. İngiliz hükümeti, cin üreticilerinin
de lobisiyle, İskoçlar'ın geleneksel içkisi viskiye aman vermiyor.
Yasaklıyor, vergileri yüksek tutuyor. İskoçlar ise, "Viski bize
Tanrı'nın armağanıdır" deyip; evlerinde gizli gizli (Teksas-Tommiks
diliyle) 'ateş suyu' damıtıyorlar.
CARDHU'CU HELEN Bu kişilerden biri de
John Cumming adlı bir çiftçidir. Bir yandan kiraladığı arazide
çalışır, bir yandan da 'uisge beatha' (Gal dilinde: 'Hayat suyu')
üretir. Tabii devlet tepesine biner. 1816'da üç kez para cezası
alır.
Damıtım işini çok kere karısı Helen yapmaktadır. Zeki ve
becerikli bir kadındır Helen. Bir keresinde viski damıtırken
müfettişler kapıda gözükür. Helen bir yandan derme çatma imbiği
ortadan kaldırırken, bir yandan da müfettişlere, "Buyrun, ben de
ekmek pişiriyordum" diyerek adamları içeri alır. Müfettişler taze
ekmeği afiyetle atıştırırken, uyanık Helen dama bir kırmızı bayrak
asarak, komşularını uyarır.
İngiliz hükümeti aklını başına ancak 1824'te toplar ve viski
üzerindeki baskıyı kaldırır. Sonuç: Bizim çiftçi John ile Helen,
bugün İskoçya'nın en önemli altı malt viskisinden biri olan Cardhu
markasının ilk resmi adımını atarlar. Çiftçiler damıtımcı olur,
hükümet de bu faaliyetten vergisi alır.
Eğer bugün İskoçya tüm dünyaya Cardhu ya da bizim ailecek
bayıldığımız Talisker gibi malt viskiler, Johnnie Walker ya da
J&B gibi 'in' harman viskiler satarak kamyonla para
kazanıyorsa... Bunun nedeni İngiliz hükümetinin bundan 177 yıl önce
aldığı akıllıca karardır.
Bizimkiler ise, Tuğrul Şavkay'ın defalarca yazdığı gibi, hâlâ "Ne
yapsam da rakıyı özelleştiriyormuş gibi görünüp, aslında şu Tekelimi
korusam" diye debeleniyor.
Kusura bakmasınlar ama, kadehimi hiçbir zaman Ankara'nın şerefine
kaldırmadım!
Tokat
ihtiyacı Aşağıdaki mesajı itiraf.com'da
okuyunca, ah, dedim, kim bilir kaç delikanlı benzeri bir durumda
kalıp, 'Bu kız ne istiyor, anlamadım gitti' diye yakınmıştır:
"Erkek arkadaşımı şımarıklıklarımla deli ediyorum. Bir şeyi yapma
derse, inadına yapıyorum. Çünkü bana fiziksel şiddet uygulaması
hoşuma gidiyor. Bir gün onu yine deli ettim ve bana tokat attı.
Yüzüm şişti. Her ne kadar ona çok kızsam, yaptığının yanlış olduğunu
söylesem de elimde değil, bana vurmasını istiyorum. Çok sinirlendiği
zaman kendini kaybeden biri. Onun o anını yakalamak için her yolu
deniyorum, ama o beni üzmemek için kendini tutuyor. Tek sorun da bu
değil. Bana manevi olarak da acı çektirmesini istiyorum." (Rumuz:
egb2001, Kadın, 18, İstanbul)
ÖZLÜ
LAKIRDI Geçen haftaki özlü sözler pek ilgi çekti. İşte birkaç tane
daha:
* Demokrasi: İki kurt ve bir koyun, 'Akşama ne yesek' diye oylama
yaparlar...
* Sigara içilmeyen cankurtaran sandalı hangisi?
* Neden bilgisayar reklamlarında bilgisayar, otomobil
reklamlarında otomobil gösterirler de, prezervatif reklamlarında
tenis oynayan insanlar olur, neden?..
* Ben de dedem gibi yatağımda, sessizce ölmek isterim; korkunç
çığlıklar atan yolcuları gibi değil...
* Muhtaç bir adama yardım edin... Ne zaman dara düşse sizi
hatırlayacaktır.
Emre AKÖZ
| |
 |
|