|
Şenay ORDU/ HŞS
Lara'nın intiharı, çocukları
ergenlik çağında olan anne- babaları korkuttu. Kimi için bu korkular
gereksizdi belki. Ama kimi için de fazlasıyla gerçek. O gerçeklerin
ikisiyle 'itiraf.com'da tanıştık. Biri 17 yaşındaki oğlu her geçen
gün ellerinin arasından kayıp giden ‘Suzette’.
Diğeri günlerini 15 yaşındaki kızı
için korkmakla geçiren ‘bankacıkırmızı’. Onlar çocukları yeni birer
Lara olmasın diye çabalayan iki anne. Ve bu annelere yardım karşı
taraftan geldi. Ergenliği geride bırakan ‘çıkışvar’ ve ‘jennajenna’,
‘‘Ailelerimiz bizi kurtardı. Siz de yapabilirsiniz!’’
dediler.
Aciz anne baba olmak istemiyorlar. Ama
ürkütüp kaçırmaktan da korkuyorlar.
Çocuklarına
ulaşamamaktan yakınıyorlar. Aralarındaki uçurum arttıkça,
dudaklarından, ‘‘Kendi yavrumun hiç olmamasını diledim’’ itirafları
bile dökülebiliyor. İki anne, Lara Falay'ın ölümü ile ateşlenen
duygularını itiraf.com adresine taşıdılar.
Onlar çaresizlik
içinde ağlarken, bir çıkış yolu ararken mesaj yakınlardan geldi.
Kendilerini ‘Karşı taraftan’ olarak tanımlayan iki genç kız,
hem dertleştiler, hem de taraflar arasında köprü görevini
üstlendiler. İşte iki annenin ve iki gencin ‘itiraf.com’ adlı siteye
anlattıkları.
Oğlumun içindeki dünyayı öğrendikçe korkum
arttı
Takma adı Suzette.
45 yaşında Ankara'da
oturuyor. İki çocuk annesi. Çığlıkları sitede yazıya dökülüyor.
‘‘Eşimle 20 senedir evliyiz. Kültür seviyesi son derece
yüksek, geçim sıkıntısı olmayan, herkesin imrendiği bir aileyiz. Tek
sorunum bir tanecik oğlum. 17 yaşında hayat dolu bir gençken birden
karalara büründü. Odasından çıkmıyor. Black, death, doom metalin en
ürpertici melodileri evin duvarlarında yankılanıyor. Gözlerinin
altındaki morluklar günden güne belirginleşiyor. Hiç tasvip
etmediğim arkadaşlarıyla gece bir yerlere gidiyor. 15 yaşına dek
renk renk kıyafetleriyle, pırıl pırıl gözleriyle umutlu bir gençken
kız arkadaşı yüzünden bambaşka bir dünyaya batıyor. Artık ona
ulaşamıyorum. Geçen sene bileklerini kesti, hastaneye zor
yetiştirdik. Ona ulaşmayı, içindeki dünyayı öğrenmeyi denedim. Ama
öğrendikçe korkum daha da arttı. Ne yapacağımı bilemiyorum.
Harçlığını kestik, çalmaya başladı. Kısıtlama getirdik, evden kaçtı.
Son iki yıldır hayatımız cehenneme döndü. Bazen kendi yavrumun hiç
var olmamasını istedim. 16 yaşındaki kızımız da ağabeyinin bu
halinden etkileniyor. Ne yapacağımı bilemiyorum.’’
Babası,
kızımız evden kaçar diye ağzını açamıyor
42 yaşındaki
‘‘bankacıkırmızı’’ rumuzlu anne, 15 yaşındaki kızını
anlatıyor:
‘‘Kızım: 1) Heavy metalci. 2) Üzerinden siyah
kıyafetlerini çıkarmıyor. 3) Benden ve babasından nefret ediyor. 4)
Kendi deyimiyle, doom ve death metal dinliyor. 5) Etrafındakilerle
ağza alınmayacak küfürlerle konuşuyor. 6) İki sene önceki
kıyafetlerini çıkarmıyor. 6) İki sene önce benden habersiz başladığı
bateri kursu sayesinde şu anda sürekli bateri çalıyor. Beraber
çaldıkları bir grubu var. 7) Arkadaşları 20-25 yaş grubu. 8) Gece
geç saatlere kadar Kadıköy'de ne olduğu belirsiz tiplerle dolaşıyor.
9) Okuldaki rehberlik oğretmeninin deyimiyle, 'Fazla marjinal ve
hayatında sadece siyahlar ve beyazlar var. Grilere yer yok'. 10)
Sevgilisi yirmi iki yaşinda. 11) Herhangi bir konser organizasyonu
olduğu zaman, sabah 10'da evden çıkıyor, konser bitince dönüyor. 12)
Harçlık vermeyince evi birbirine katıyor. 13) Yine vermezsek bu
sefer bir yolunu bulup bizden çalıyor ya da bir yerlerden borç
alıyor.
Bu bilgilerin hepsini telefon konuşmalarını
dinleyerek ve sevgilisinin ailesiyle konuşarak öğrendim. Eğer
bunları bildiğimi bilse herhalde evden kaçar. Eskiden babasından
korkardı, şimdi ise babası evden kaçar diye ağzını açamıyor. Çok mu
aciz ebeveynleriz? Allahım sen kızımı koru.
‘‘
Çocuklarınıza güvenin
Siteye yaşamını
sürdürdüğü Amerika'dan katılan 25 yaşındaki ‘Çıkışvar',
anlattıklarıyla, korku dolu iki anneye de ‘çıkışı' göstermeye
çabalıyor.
‘‘Bankacıkırmızı ve Suzette'in itiraflarını
okuduktan sonra ben de 'karşı tarafın' bakış açısı olarak yorum
yapayım dedim. Umarım bir nebze yardımcı olabilirim. Ortaokul ve
lise yıllarımda sıkı metalci bir gençtim. En olmayacak ortamlara
girip çıktım. Çoğu zaman benden en az 5 yaş büyük insanlarla
birlikteydim. Pasajlarda takıldım. Siyahlar giydim. Uyuşturucuya
bulaşmadığım ve başıma çok kötü şeylerin gelmesini önlediğim için,
şu an o yıllara gülerek bakabiliyorum. Türkiye'nin en iyi
üniversitesinden mezun oldum. Dünyaca ünlü bir firmada çalışıyorum.
Ordan buraya nasıl mı geldim? O zaman takıldığım ortamlardaki
arkadaşlarımın aileleri hep onların üzerinde baskı kurmaya, parasız
bırakarak eve döndürmeye çalışıyordu. Benim ailemse sadece ve sadece
bana 'güven' verdi. O zamanlarda tek söyledikleri, 'Şimdi git, doğru
olduğunu düşündüğün şeyi yap. Ama bizim kızımız olduğunu unutma.
İlerde hayatını etkileyeceğin bir şey yapmadan önce bir kere daha
düşün’’dü. Onun dışında beni ne eve hapsettiler, ne de kaba kuvvet
uyguladılar. Kızlarınıza güvenin. En önemlisi de, onlara
güvendiğinizi 'gösterin'. Sadece bu, onlara doğruları bulmada
yardımcı olabilir. ‘‘
Keşke annemi
üzmeseydim
jennajenna; Cinsiyet: Kadın Yaş: 23 İl: Ankara
‘‘Burada, iki annenin çocuklarıyla ilgili yazdıklarını okudum. Eski
günlerim aklıma geldi. O gençlerin geçirdiği dönemleri ben de çok
ağır bir şekilde geçirdim. Bunda biraz da ailemin ben çok küçükken
boşanmış olmasının ve fazla serbest büyümemin payı var sanırım. 14
yaşında sigara ve ot içmeye başladım. Her gece -kışın bile-
sabahlara kadar eve gelmez, arkadaşlarla içki içerek sabahlardık.
Hepsi benden çok büyük olmasına rağmen beni aralarına almışlardı.
Onlar gibi davranıp onların dinlediği müziği dinliyor, ne yaparlarsa
onu yapıyordum. Okulda ise hiç arkadaşım kalmamıştı, ama bu zaten
hiç umurumda değildi. Derslerim çok kötüleşmişti. Öğretmenlerimle
kavga ettiğim için okuldan atılmaya kadar gitmişti iş. Annemle de
her gün kavga ediyordum. 1994 yılında Kurt Cobain'in intiharından
çok etkilenip ben de bileklerimi kesmiştim. Annem hastaneye zor
yetiştirmişti. Ama şimdi her şey o kadar değişti ki. Çok iyi bir
üniversitede okuyorum. İyi bir erkek arkadaşım var. İçki içmiyorum.
Anneme artık her konuda destek oluyorum. Zor bir olgunlaşma dönemi
geçirdim, ama oradan taşınmamızla hayatım düzeldi diyebilirim. Keşke
bunları hiç yaşamasaydım. Keşke annemi o kadar üzmeseydim.
|