|

Kadınları
sevmiyorum! Problemlerini,
komplekslerini, zafiyetlerini... Bunları yanlarındaki
herkese bulaştırmalarını hele hiç... Sadece erkeklerine
bulaştırsalar yine iyi, yanlarından geçen sinek bile nasibini
alıyor. Erkekler de sevmiyor kadınları aslında. Ya da
yumuşatalım cümleyi. Bazı şeylerini seviyorlar, belli başlı
bazı şeylerini, yani birkaç şeyi, belki tek
şeyi...
Kadınları sevmiyorum!
Bunu, Murathan Mungan'ın son kitabı Yüksek
Topuklar'ın başkahramanı Nermin de söylüyor. Ben ondan
önce de düşünüyordum. Belki de dillendirmeme neden oldu.
Ben de bir kadınım. Benim de zayıflıklarım, sıkıntılı
anlarım, savrulduğum günler var. Kimi zaman, bir kelimenin
peşinden anlam kargaşasına düşüp yuvarlandığım da oluyor, düşe
kalka aşkımın yaralarını deşip deşip kahrolduğum da...
Kendimi sarı saçlı, taçlı maçlı kraliçe gibi hisssettiğim
de... Kötü kız, vamp kadın gibi yüz düşüklüklerine maruz
bırakılıp yaralandığım da...
Cani ruhlu olmadım hiçbir zaman! Gardiyan kadınlardan
da!
Hatta kıskanmadığım, kıskançlık duygusunu bile bilmediğim
için, ilişkilerimde (topu topu birkaç tane) hep kızıldım,
isyan edildim, suçlandım.
Altyapısı olmayan bir kadın ise hiç olmadım. Demirbaşımdı
canım altyapım, hala da öyle.
Koç kadınıyım. Ama
spesiyalinden, birbuçuk. Allahım bütün özelliklerini nakşetmiş
ruhuma, fazlası var eksiği yok.
"Eee ne var bunda" diyeceksiniz. Bence bir şey yok. Sizce
var mı? İşte onu anlatmaya çalışıyorum. Gayet normalim, hiç
olmadığı kadar.
Yani normal olan benim. Onlar , yani kadınlar normal
olmayanlar!
****
Kıskançlık gösterilerinden medet
uman, hayat için alt tarafı üç anlam seçmiş, onları yükleye
yükleye bitirememiş, sanki hayat denen basit ama zor viraj
(viraj kelimesi burada çok havalı oldu) dönülmese de olur
mantığıyla hareket etmeyi tercih edenler, onlar, valla ben
değilim...
Benim keskin virajlarımı, iyi araç kullananlar 240 km ile
bile alabiliyor. Anahtar kelime: iyi araç kullanmak.
Kim sallar virajı!..
En azından sizler alıyorsunuz o virajları. Nereden mi
biliyorum?
Maillerinizden tabii ki... Sizler bu yazıyı okurken, ben
Bodrum'da güneş-deniz-aşk üçgeninden payıma düşeni alıyor
olacağım.
Hitlerim tavana vurmuş arkadaşlar.
Transfer teklifleri bile başlamış. Sayenizde tabii ki...
İş bireysellikten çıkmış, gruplaşmalara dönüşmeye başlamış.
Artık grup grup okunur olmuşum. İtiraf.com kadınlığı gibi
olay, mehtapçıyım.com mertebelerine ulaşmış. Ne yüce bir duygu
bu. Sevindirik, şımardırık (şımarık olma hali) bir durum
yani.
Konuyu nerelere
getirdim! Bir haftadır çok yoğun çalışıyorum. 27. AYMOD
fuarındaydım. Ayakkabı Moda Fuarı yani. Aktif bir görev durumu
söz konusuydu. Kafam, patlamak üzere, ayaklarım çoktan patladı
bile. Sevgilimin de beynini patlattım, bu arada. Sürekli
ağlamaklıydım. Neyse ki bitti. Aslıma rücu ettim...
Kadınları
sevmiyorum!
Problemlerini, komplekslerini, zafiyetlerini...
Bunları yanlarındaki herkese bulaştırmalarını hele
hiç...
Sadece erkeklerine bulaştırsalar yine iyi, yanlarından
geçen sinek bile nasibini alıyor.
Biliyorum bütün açıklarını. Bana kızacak kadın okurlar
belki, bunları okuyunca.
Erkekler de sevmiyor
kadınları aslında. Ya da yumuşatalım cümleyi. Bazı şeylerini
seviyorlar, belli başlı bazı şeylerini, yani birkaç şeyi,
belki tek şeyi...
Sevdiğim birkaç kadın var tabii. Annem, kızım, birkaç kız
arkadaşım (lise arkadaşı gibi oldu) ... Ama o kadar...
Ya ne bileyim işte! Biraz daha aklı başında, sağduyulu,
serinkanlı, velvelesiz, durup düşünen, ama düşünüp
kurgulamayan (bazen ben de kurguluyorum) işin doğalına kaçan
(ama kolayına değil) olsalardı olsalardı, severdim belki
de...
Sevse miydim yoksa? Haksızlık mı ediyorum?
Son söz, konuya ilişkin, hal ve gidişatı özetleyen bir
geyik olsun bari: HAYAT GÜZELDİR!
e-mail: mailto:showkadin@showtvnet.com;mehtabakarsi@yahoo.com?subject=Mehtaba
Karsi..
|