21 Ocak 2001,
Pazar
 Ana Sayfa
 Sondakika
 Haber İndeksi
 Türkiye
 Ekonomi
 Dünya
 Spor
 Yaşam
 Dizi
 Yazarlar
 Hürriyet İstanbul
 Hürriyet Ege
 Hürriyet Akdeniz
 Kelebek
 Cumartesi
 Pazar
 İnsan Kaynakları
 Özel Ekler
 
 
 Piyasanet
 Teknonet
 Astronet
 Kültür Sanat
 Şehir Rehberi
 Gezi
 Hava Durumu
 Televizyon
 Bulmaca
 Seri İlanlar
 Anketler
 Gündem Dosyaları
 
 GENÇ HÜRRİYETİM
 Haber
 Müzik-Eğlence
 Tüh, ne yapsam
 Genç Kalemler
 Üniversite Rehberi
 
 AGORA
 Agora'da Bugün
 Türk Basın Özetleri
 
ARŞİV+ARAMA
 Yardım
 E-mail

2 genç 2 kader

Ortak bir geçmiş ve geleceği paylaşıyorlardı. Ama ne Erdem, ne de Mert bunu biliyordu. Ta ki trafik kazasına kadar. Hiçbir trafik kazası bu kadar çok ortak nokta barındırmamıştır.

Kalamış'ta, yıllardır birbirinden habersiz yaşayan iki aileydi onlar. Hazer ve Başar aileleri. Çocukları aynı okullarda okumuş, akrabaları aynı işyerlerinde çalışmıştı. Ama onlar hiç tanışmamıştı. İki ailenin de en büyük emeli, oğullarının iyi eğitim almasıydı. Başarmışlardı da. Hazer ailesinin büyük oğlu Erdem (19), burslu olarak Aachen Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'ni kazandı. Martta gidiyordu. Başarlar'ın ortanca oğlu Mert (27) ise Compaq Bilgisayar Türkiye Satış Müdürü oldu. 5 Ocak akşamı, ‘‘Maça geciktim baba’’ diye dert yandı Erdem. Babası, ‘‘Ben bırakırım’’ dedi. Bindiler arabaya. Aynı dakikalarda Mert de işten çıkmış, eve geliyordu.

Bu kaza değil kader

Otomobiliyle Kalamış Spor Tesisleri'nin önünden geçiyordu Mert. Eve yalnız 300 metre kalmıştı. Babası, Kalamış Spor Tesisleri'nin önünde bıraktı Erdem'i. Halı sahaya ulaşması için karşıdan karşıya geçmesi yeterliydi. Ama ne Erdem maça yetişebildi, ne de Mert eve varabildi. Mert, hızla otomobilinden indi o sırada. ‘‘Görmedim’’ dediği Erdem'in başucuna giderken, bir yandan da ambulansı arıyordu. Bir süre önce Feneryolu'nda aynı fotoğrafçının, aynı mavi zemini üzerinde gülümseyen iki genç, karşı karşıyaydı artık. Erdem, oracıkta, kendi kan gölünün ortasında çekip gitti hayattan. Başucunda duran Mert'in ve onu görüp koşarak yanına gelen güzel gözlü genç kızın korku dolu bakışlarına rağmen gitti.

Sürpriz tanık

Çocuklarının ölümü, Semih Hazer ve Nur Hanım için dünyanın sonu oldu. Sessiz haykırışlarını bir yerlere sığdıramadılar. Sonunda duygularını ve mesajlarını, oğullarının ilgi alanı olan internet ortamına taşımaya karar verdiler. Hazırladıkları sayfa sayesinde oğullarının son nefesini verirken gördüğü güzel gözlü kızı da buldular. Defne Yavuz ansızın çıktı geldi Hazerler'e. 5 Ocak günü ölen sadece Erdem olmadı. Neredeyse akraba çıkacak Hazer'ler, Başar'lar ve trafik terörünün hiç bitmeyeceği gerçeğini yeniden yaşayan Yavuz'lar da öldü.

İtiraf.com’a kazayı anlattı

Defne Yavuz, İTÜ Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisi. İtiraf.com'a 5 Ocak akşamı yaşadıklarını yazmıştı Defne. ‘‘O gencin bu dünyada son gördüğü ben oldum’’ diye yazmıştı. O gün annesiyle yemeğe gittiklerini, yerde yatan birini görünce arabasından hemen indiğini anlatıyor. Şaşırtıcı olan, tıpkı Mert'le olduğu gibi, Defne'nin de yolu kesişiyordu Erdem'le. Aynı okullarda okumuşlardı. Defne, ‘‘Önce sara krizi numarası yapan çocuklardan biri sandım. Başının etrafındaki kanı

görünce yanına gittim. Hálá nefes alıyordu. Yanında çok heyecanlı,

takım elbiseli bir adam vardı. Hem o, hem ben ambulansı ve polisi aramaya başladık telaşla. Ama Erdem o sırada son nefesini verdi’’ diyor. Defne de yabancı değil trafik terörüne. ‘‘Hem öz, hem de beni büyüten üvey babamı trafik kazasında kaybettim’’ derken, Nur Hazer'in ellerini sımsıkı tutuyor.

Geri

© Copyright 2001  Hürriyet