| itiraf.com; Hadi Birbirimizi
Alnından Öpelim |
| Yazar:
Ersan
Özer |
25-01-2002 |
 |
 |
| |
| İnternet Macerasının başka bir kahramanı.
En başarılılarından bir tanesi. Kendi kaleminden
2001'i anlatıyor. Ta sektörün içinden ve
kalbinden. 2001
Nasıl Geçti" dosyamızın başka bir
yazısı. | |
| |
 |  20 Ekim 1998'de, sabahın dördünde bulunan bir fikirle
başladı itiraf.com macerası. O dönemde NTV'de habercilik
yapıyordum. Günlerim, gündüzleri memleketin derin meselelerini
kamuya aktarmakla, geceleri de Türk İnternetçilerin özel
hayatlarını okumakla geçiyordu. 2001 Ocak'ında ideefixe.com'u
yapan EBİ'nin ortaklık teklifiyle (risk sermayedarlığıyla
demek daha doğru sanırım) profesyonel İnternet adamı
oluverdim. Anlayacağınız, geçen yılı benden iyi
değerlendirecek kimse yok :)
Meslekteki ilk yılım. 7
yıllık gazete, dergi, televizyon deneyiminden sonra, bu kez
aynı kitleye monitörden ulaşmaya çalışıyorum. Ulaştık da. Bu
satırların yazıldığı günü itiraf.com (24'ü 25'e bağlayan Ocak
gecesi) 39.181 farklı ziyaretçiyle kapadı. 51.427 oturum
açılmış, 215.021 de sayfa gösterilmiş. Vay ki vay! Bir editör
ile dahi yürütülebilecek, ziyaretçilerine her gün topu topu 12
yeni sayfa sunan bir sitenin gücüne bakın.
Kulağa çok
hoş geliyor değil mi? Büyük sermaye sitelerinin dahi
ağızlarının suyunu akıtacak rakamlar. Yoook. Hiç boşuna
kıskanmasınlar. Bizim için hepsi "hikaye" artık. Sabahları bu
rakamlara baktıktan sonra, "Dün gece yine 40 bini zorlamışız,
haftaya geçeriz herhalde" deyip poğaçamızdan bir ısırık
alıyoruz. Çünkü emeğin karşılığı alınmıyor, çünkü sitenin
sabit masrafları trafikle beraber artıyor, çünkü reklam
görüşmeleri gayet iyi geçiyor ancak ne hikmetse sonuçsuz
kalıyor, çünkü başlarda duyulan heyecan yerini giderek
umutsuzluğa bırakıyor.
Meslekte henüz 1 yılını
doldurmuş ancak bu kısa sürede koşullar itelediği için
mecburen sürü sepet tecrübe edinmiş birinin sektöre dair
gözlemlerini dinlemek ister misiniz? Peki. Anlatayım o zaman.
Bir İnternet indy'sinin tuşlarından... Savulun büyük sermaye
ve reklamveren ağbi. Çok doluyum çok.
Kriz tabii ki
Türk ekonomisinde milyarlarca tuğla gerektirecek bir delik
açtı, bunun aksini söylemek abes, ama bana kalırsa sektörün
(aslında sektör lafı bile yanlış, "net esnafı" demek daha
doğru, sektör olacak kadar büyümedi ki Türk İnternet'i) asıl
sorunu, reklamverenin İnternet'ten bihaber olması, ciddiye
almaması, ciddiye almasını gerektirecek kadar "zorlanmıyor"
olması, medya planlarında İnternet bütçesi en diplere
konduğundan bu köprüyü (zorlamayı) kurması beklenen reklam
ajansları için net'te telaffuz edilen rakamların "güdük"
kalması, ajans komisyonu açısından değer ifade etmemesi,
vesaire vesaire.
Böyle bir kısır döngü. Billboard
bütçelerini bile henüz dövemeyecek kadar zayıf olan bir
"sektör"den bahsediyoruz. Hadi birbirimizi alnından öpelim. Bu
tablodan anlaşılan o ki, Don Kişotlarız hepimiz. Konvansiyonel
medyanın yel değirmenlerden gelen rüzgarla savrula savrula bir
şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ayda 10 bin satan dergileri baştan
aşağı boyayan reklamveren bizim esamemizi okumuyor. Yasadışı
örgüt gibiyiz yahu. Legalleşmek için nereye saldıracağımızı
şaşırdık.
Büyük sermaye İnternet'ten elini ayağını
çekmeye çalışıyor. Kızgın sobaya dokunmuş gibi oldular. Yanlış
stratejik kararlar sonucunda, milyon dolarlar yatırdıkları
sitelerden, ISS'lerden ellerinin derisi kavrulunca üzerlerine
kalan müşteriyi başkalarına devretmek için gruplarının
prestijini dahi ayaklar altına aldılar.
Türkçe içerik
yerlerde sürünüyor. Koyun muyuz, keçi miyiz, Abdurrahman
Çelebi mi, onu bile anlamamız mümkün değil. Rakip yok ki.
İnternet'i meslek olarak seçen şanssız kitle de boyunun
ölçüsünü alınca eski işine, eğitimini gördüğü alana tornistan
yaptı. İnternet profesyonelleri yetişmiyor. Bu gidişle
yetiş(e)meyecek de.
Eee? 2002'yi değerlendirirken ne
yazacağız biz? Körler ve sağırlar olarak kalmak üzereyiz. Bu
gidişle turk.internet.com'da, eskiden TRT'de Kurtuluş Savaşı
gazilerinin ölümü duyurulduğu gibi, "Falanca da dün sektörden
ayrıldı" haberleri okuyacağız muhtemelen.
İçeriğin
gelişmesi, net esnafının palazlanması için paraya ihtiyaç var.
Para da iki kişinin cebinde. Reklamveren ve büyük sermaye.
Bende olsa İnternet sizin. Bu adamları ikna etmek için ne
yapmalı? Liseli kızlar köprüden atlayınca ortaya dökülenlerden
dahi İnternet'in artık ülkede ciddi bir fenomen, yeni bir
yaşam tarzı, bambaşka bir dünya olduğunu anlayamıyorlarsa,
itiraf.com'da yayınlanan yüzlerce 40-50 yaş arasının yaptığı
itirafa rağmen, "Genç işi bu yaa, bizim aklımız ermez"
diyorlarsa, "Gazete-dergi-televizyon olsun, bildik olsun,
bizim olsun" muhafazakarlığını sürdürüyorlarsa, yediden
yetmişe, el yordamıyla da olsa onlayn bir hayata geçmeye
çalışan toplumu görmezden geliyorlarsa... Ehhh, daha ne
diyelim o zaman?
Aslında uzatmak anlamsız. Yeterince
umutsuz bir resim çizdim sanırım. Çöp adamlarla da olsa
derdimi anlatabildim. Sözün kısası, 2001 Türk İnternet'i ve de
şahsım için iyi bir yıl değildi. Ne portallar, ne içerik
siteleri, sayıları beş parmak dağlarını geçmeyen
reklamverenden, ne de e-com siteleri, hala ısrarla, "Ayyy,
kredi kartımı vericem ama güvenemiyom kiii" diyen kullanıcıdan
umduğunu buldu.
Peki ne yapacağız? Sizi bilmem ama ben
hala inadına, tuhaf bir şekilde romantikim.
Sen
yanmasan, ben yanmasam....
|
|
|

| |

|