|

|
|
|
Artık seni seviyorum
diyoruz
Geçen hafta Akşam
gazetesinde Ege Çölyakla Yaşam Derneği'nin başkanıyla
yapılmış bir söyleşi vardı. Ender rastlanan bir hastalık
bu. Yakalananlar unlu ürünleri; yani bisküvi, ekmek,
börek yiyemiyor. İlginçtir, çölyak ilk kez itiraf.com'la
gündeme geldi. "Çölyak babası" rumuzlu bir site sakini,
kızına böyle şeyleri yediremediği için üzüntüsünden
bahsetmişti. Ardından gazeteler, televizyonlar konuyu
haber yaptı. Nihayetinde de bu dernek kuruldu.
Türkiye'de birbirinden habersiz yaşayan 500 hasta
İzmir'deki organizasyonda bir araya geldi. Sorunlarını
konuştular. Dayanışmaları gerektiği konusunda hemfikir
oldular. Birlik olmanın ilk meyvası da hemen geldi
zaten: Büyük bir bisküvi firması çölyaklılar için özel
ürünler üretmeye başladı.
itiraf.com'un gündemi
belirleme konusunda sabıkası çok. Ama nedense web
siteleri henüz yayından sayılmıyor. "Altı üstü bir site"
hepsi. Yüzbinlerce ziyaretçisi olmasına karşın bir yerde
alıntı yapıldığında adı bile anılmadan "İnternet'te
okudum" gibi gayet genel bir ifadeyle geçiştiriliyorlar.
Oysaki konvansiyonel medyadan hiç farkları yok ki. Onlar
izleyiciye kağıtla, televizyon ve radyo cihazıyla
erişiyor, web siteleri de bilgisayarla.
Seksen sene geciktik
itiraf.com ilk açıldığında dünyada bu
türden ilk siteydi. Ancak bunu hiç üstüme almadım.
Özellikle Amerika'da öyle incik boncuk konularda
yayınlar var ki hele hele itiraf gibi bizzat Hıristiyan
kültürün içinde olan bir konsept hakkında site
yapılmamış olması imkansızdı. Yani mutlaka vardı bir
sebebi, akıllarına gelmediği için
olamazdı.
Indiana Üniversitesi profesörlerinden
Christine Ogan, itiraf.com'la ilgili uzunca bir analiz
yazısı yazdı. Ben de o vesileyle öğrendim. ABD'de
bırakın sitesini, taaa 1919 yılında "True Story" (Gerçek
Hikaye) adıyla bir itiraf dergisi çıkıyormuş. Zaten
1922'de de adında itiraf sözcüğü geçen "True
Confessions" (Gerçek İtiraflar) diye bir dergi daha
yayına başlamış.
Aktüel dergisi geçen yıl
itiraf.com ve Reha Muhtar'a İtiraf programından hareket
ederek, "Yoksa itiraf toplumu mu oluyoruz?" başlıklı bir
haber hazırlamış, uzmanlarla konuşmuştu. Hepsi, son
dönemde toplumda bu yönde gelişmeler yaşandığını,
örneğin anı, günlük türü kitapların çoğalmasının da
bunun bir göstergesi olduğunu söylüyordu. Ne güzel.
Amerika'da 80 sene önce başlayan süreci Türkiye'de
ateşlemek itiraf.com'a nasip oldu.
Kocaman bir aferin
Geçen hafta sitede,
"Eşinize/sevgilinize hangi sıklıkta 'seni seviyorum'
diyorsunuz?" diye sorduk. Yüzde 34 her zaman dedi, yüzde
20 sık sık, yüzde 17 zaman zaman, yüzde 12 çok nadir.
Yüzde 18 ise "Hiç söylemiyorum" seçeneğini işaretledi.
Bu sonuçlar ehhh ama yine de durum o kadar da kötü
değil. İlerleme kaydettiğimiz kesin. Aynı anketi 10 sene
önce yapsaydık eminim her zaman diyen yüzde 34'ü biraz
zor görürdük. Anlaşılan o ki en azından
kadınlarımız-erkeklerimiz için içi dışı başkalıktan
kurtulmaya başlamışız. Duygularımızı gösterir olmuşuz.
Valla ne diyeyim. Çorbaya itiraf.com'un da katkısı
olduysa kocaman bir aferin. Fikir babasıyım diye
söylemiyorum. Boynuzun kulağı geçeli çok zaman oldu.
Kendiyle beraber beni de eğitti, büyüttü. İnanın herkes
kadar ben de minnettarım ona.
Aldatmamak için
boşanıyorum
itiraf.com'da zamanla öyle
bir atmosfer oluştu ki kimselere açılamayan sırlar
ortalığa dökülüverdi. Çoğumuz, 'ne hayatlar yaşanıyor'
diye ağzımız açık kaldık. Her şey insan için elbette.
Öyle ama yine de bu kapalı kapılar ardında Washington
durumu en azından uç örnekleri görene kadar bir alışma
devresi gerektiriyor.
"Rowenta" rumuzuyla
itiraf.com'a yazan hanım 30 yaşında. O ve eşi
Türkiye'nin en iyi okullarından mezun. Dokuz senelik
beraberlikte hiç cinsellik yaşanmamış. Bu yüzden
boşanıyorlar. Bir ICQ seansında bu noktaya nasıl
geldiklerini konuştuk.
Kaç
yıldır evlisiniz?
- Dört. Öncesinde de
beş yıl flört ettik.
Evlenmeden önce hiç cinsellik yaşanmadı
mı?
- Bir yere kadar. Evlendiğimde
bakireydim. Aslında "evlenmeden olmaz" diye bir mantık
gütmedik. Sadece o şekilde gelişti işte.
Sonra?
- Nikah günü
bende "ilk gece korkusu" oldu. O da beni rahatlatmak
için sonra deneriz dedi. Ama bir daha hiç gündeme
gelmedi. Konusunu bile açmadı. Sonunda dayanamayıp bir
akşam sordum. Denedik de. Ama yeterince ereksiyon
olmadı. Ardından birkaç başarısız deneme daha oldu. Ve
bir daha da cinsellik konusu açılmadı, tamamen çıktı
hayatımızdan. Sanki normal evlilik böyleymiş gibi bir
hâl aldı. Ama çocuk da değiliz. Tabii biliyorduk bir
şeylerin ters gittiğini. Sanırım insan bazı şeyleri
kendine bile inkar ediyor.
Hep kendimi
suçladım
Bu
meseleyi konuşuyor muydunuz hiç?
-
Arada sırada konuşuyorduk. "Böyle başladık, sanki
böylesi normalmiş gibi de alıştık" diyordu
eşim.
Profesyonel yardım
düşünmediniz mi?
- Jinekoloğa gittim.
Adama sorundan bahsederken (eşim de yanımdaydı) ağlamaya
başladım. Çünkü hep kendimi suçluyordum. "Ben ilk gece
korktum. O yüzden yaşanmadı. Eşim de bundan olumsuz
etkilendi. Onun psikolojisini bozdum. Beni incitmekten
korkuyor" diye düşünüyordum. Doktor, "Bu jinekologluk
değil" deyip bir psikolog adı verdi. Gittim de. Yine
eşimle beraber ama psikolog ona dışarıda beklemesini
söyledi. Oradan ayrılırken ilk defa sorunun benden
kaynaklanmamış olabileceğini düşündüm.
Ne kadarlık evliydiniz o
zaman?
- Birbuçuk yıllık. Psikolog,
"Eşin hiç ısrar etti mi? Adım attı mı?" diye sordu.
"Hayır" dedim. Bir de üstüne eşimi savundum. Epey
konuştuk. Sonunda eşimin de bir psikoloğa gitmesi
gerektiğini söyledi. Ama gitmedi.
Niye?
- "Bende bir
sorun yok" dedi. Bence yalan da söylemiyordu. Sadece
kendini buna inandırmıştı.
Ağlama krizine
girdim
Peki sizi
suçluyor muydu?
- Hayır. Aksine çok
sevecen, çok iyiydi. Her zaman da öyle
oldu.
Aradan üç sene
geçti?
- Hiç konuşmuyorduk. Sadece
bazen ima ediyordum. Doktor, yaptırılması gereken test
isimleri buluyordum ama gitmiyordu. Bütün girişimlerim
sonuçsuz kaldı.
Eşiniz niye
böyle davranıyor? Niye tedaviden, hatta sorunun
tesbitinden dahi kaçıyor?
- Sanırım
korkuyor. Kendini "tensel uyumsuzluk" diye kandırıyor.
Bana bu konuda dediği son şey, "Seni kardeşim gibi
görüyorum" oldu.
Bundan
sonra ne olacak?
- Boşanmaya karar
verdik.
Sebebinin bu olduğu
konuşuldu mu?
- Evet. İsmi de kondu:
"Cinsel uyumsuzluk."
Ayrılma teklifi kimden
geldi?
- Bir gün bu konulardan dolayı
çok kötü bir ruh halindeydim. Feci bir ağlama krizi
yaşadım. Geçtiğinde ayrılmayı isteyip istemediğimi
sordu. İstiyorum deyince o da bunun her iki taraf için
de iyi olacağını söyledi. Yani ortak verilmiş bir
karar.
Niye ayrılmak
istiyorsunuz?
- Çünkü bir erkek
tarafından seksi bulunduğumu hissetmeye ihtiyacım var.
Çünkü artık "kadın" olmak istiyorum. Çünkü günün birinde
çocuk sahibi olmak istiyorum. Çünkü o çocuk "normal" bir
aileye doğsun istiyorum. Çünkü ve en önemlisi, eşimi
aldatmak istemiyorum.
20 yıl
sürebilirdi
Cinsellik olmadan da yürümez mi bir
evlilik?
- Hayır yürümez. Sadece bir
kere bile birlikte olsak, hayatımda bana kendimi bir
kere bile seksi hissettirmiş olsa ve sonra bir sebepten
dolayı iktidarsız kalsa o zaman ömür boyu evli kalırdım.
Mesele cinselliği yaşamak değil, kendimi nasıl
hissettirdiği. +*b Çözümü yok mu?
- Tek taraflı
çözüm aranınca olmuyor. İğneyle kuyu kazmak gibi.
Bunu sorun etmeseydiniz bu
evlilik 20 sene daha devam eder
miydi?
- Sürüp giderdi.
Peki sevgi bitti mi?
-
Canımı verecek kadar çok seviyorum onu. Fakat bu şekilde
yürüyemez.
İleride pişman
olma ihtimaliniz var mı?
- Hayır
pişman olmayacağım. Umarım o da
olmaz.
| |  |
|
|
|
Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz
ekidir.
| |