Arşiv   27 Ekim 2003 Pazartesi






















Ersan Özer

 
ersan.ozer@aksam.com.tr
ersan.ozer@superonline.com
 
Bu site hepimizi öldürür

itiraf.com hafta içinde dört yaşını bitirip beşten gün almaya başladı. 20 Ekim 1999'dan beri hayatın fena halde içinde. Başlarda sadece parlak bir fikirdi. Sonra etrafında enteresan bir hale yaratıp kısa sayılabilecek bir sürede Kaf Dağı'ndaki kült koltuğuna oturdu. Aynı zamanda da popüler kültürün ikonlarından biri haline geldi tabii. Üzerine iyi-kötü çok yazılıp çizildi. Televizyonda ondan esinlenilen programlar yapıldı. Gazetelerde ondan türetilen köşeler açıldı. Ve hatta itiraf etme esprisini kullanılan reklam fimleri çekildi.

Hakiki hayat okulu

Artık benim kontrolümden, daha da mühimi mülkiyetimden çıktığı için bu kadar rahat övebiliyorum. itiraf.com "benim de" sevdiğim bir site. Bunca senedir editörlüğünü yapmaktan sıkılmadığım, hayata dair çok çok çok şeyler öğrendiğim, polis memuru Kemal'i, doktor Esra Hanım'ı, kaportacı Şahin Usta'yı hayal bile edemeyeceğim kadar yakından tanımamı sağlayan, patronumla, otopark görevlisiyle, arkadaşlarımla ilişkimin şeklini şemalini değiştiren bir yayın. Hakiki bir hayat okulu. Çevremdeki hangi kadından, "Dinci bir arkadaşımla karşılaştığımda üzerimde g-string varsa çok utanıyorum" diye bir cümle duyabilirdim, hayatta böyle de bir derdin olabileceğini başka nereden öğrenebilirdim ki?

Yazalım güzelleşelim

itiraf.com'u her gün 70 bin kişi ziyaret ediyor. Ay bazında ise 400 bin kişinin yolu siteden geçiyor. Bu rakam İnternet'te iki milyon Türk nüfusun olduğu göz önüne alınınca daha da anlamlı hale geliyor. Hesap basit olduğu kadar çarpıcı da: Türkiye'de interneti hayatına katmış her beş kişiden biri itiraf.com'u takip ediyor. Zaten bu kadar renkli olmasının sebebi de bu ya. Her yaştan, her sosyal ve ekonomik sınıftan, hemen her meslekten, hatta dünyanın dört bir tarafından insan kendi hayatına dair bir sırrı, az bilineni yüzbinlerce kişiyle paylaşıyor. Pamuk eller klavyeye gidiyor, yazanlar yazdıkça, okuyanlar okudukça başka biri oluyor. Bir nevi, "yazalım güzelleşelim" hali. İnsanın ta kendisi. Hayat denen nanenin en sahici sureti.

İnsan denen tuhaflık

Açıkçası itiraf.com daha ilk yılın sonunda popüler hale gelince en fazla bir sene daha ömür biçmiştim. "İtiraf, itiraf da nereye kadar? Tükenecek tabii" diyordum. Yanılmışım. "Üç aylık bir kızım var. Her sabah kreşe bırakıyorum. Diğer annelerin yanındayken kızım benim kucağımdan kreşteki bakıcının kucağına geçtiğinde ağlarsa kendimi müthiş onore olmuş hissediyorum. Ağlamazsa da ağlaması için veda sahnesini mümkün olduğunca uzatıyorum." Bu türden itirafları okudukça anlıyorum ki insan denen tuhaflık uçsuz bucaksız bir derya. Bu site beni öldürür. Editörlük de babadan oğula geçer. Büyük konuşmayayım ama belki öte bile gider.




Öğrenmenin yaşı yok

tiftifosi; Erkek; 22; Ankara

2001 yılında apandisit ameliyatı oldum. Ameliyattan sonra bağırsakların normal şekilde çalıştığının ilk kanıtı gaz çıkarmaktı. Bu yüzden günde belki on defa birbirinden sevimli bayan internler odama gelip, "Merhabaa. Gaz çıkardık mıııı?" diye soruyordu. İkinci gün geldiklerinde acayip bir mutlulukla, "Evet" demiştim. O olaydan bu kadar gurur duyabileceğimi hiç düşünemezdim.

fockewulf; Erkek; 30; İstanbul

Gaz çıkarma, karın açılarak yapılan ameliyatlarda çok çok önemlidir. Hastanın normal yemeye başlaması ve hatta taburcu edilmesi açısından en iyi göstergedir. Çünkü "Bağırsaklar çalışmaya başladı" anlamına gelir. Genel cerrahlar arasındaki ismi de "zafer topu"dur.

yukarı; Kadın; 28; Bursa

Benim annem de rahim ameliyatı geçirdi. Beklenen gaz bir türlü gelmeyince günlerce hastaneden çıkamamıştık. Babam sabah namazında hastane yakınındaki camiye gidip dua etmiş. Hâlâ da arada bir o günü anıp, "Elimi açıp os..... için dua etmiştim yahu" diye güler.

 
 


Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz ekidir.