|
|
|
|
Bu site hepimizi öldürür
itiraf.com hafta içinde dört
yaşını bitirip beşten gün almaya başladı. 20 Ekim
1999'dan beri hayatın fena halde içinde. Başlarda sadece
parlak bir fikirdi. Sonra etrafında enteresan bir hale
yaratıp kısa sayılabilecek bir sürede Kaf Dağı'ndaki
kült koltuğuna oturdu. Aynı zamanda da popüler kültürün
ikonlarından biri haline geldi tabii. Üzerine iyi-kötü
çok yazılıp çizildi. Televizyonda ondan esinlenilen
programlar yapıldı. Gazetelerde ondan türetilen köşeler
açıldı. Ve hatta itiraf etme esprisini kullanılan reklam
fimleri çekildi.
Hakiki
hayat okulu
Artık benim kontrolümden,
daha da mühimi mülkiyetimden çıktığı için bu kadar rahat
övebiliyorum. itiraf.com "benim de" sevdiğim bir site.
Bunca senedir editörlüğünü yapmaktan sıkılmadığım,
hayata dair çok çok çok şeyler öğrendiğim, polis memuru
Kemal'i, doktor Esra Hanım'ı, kaportacı Şahin Usta'yı
hayal bile edemeyeceğim kadar yakından tanımamı
sağlayan, patronumla, otopark görevlisiyle,
arkadaşlarımla ilişkimin şeklini şemalini değiştiren bir
yayın. Hakiki bir hayat okulu. Çevremdeki hangi
kadından, "Dinci bir arkadaşımla karşılaştığımda
üzerimde g-string varsa çok utanıyorum" diye bir cümle
duyabilirdim, hayatta böyle de bir derdin olabileceğini
başka nereden öğrenebilirdim ki?
Yazalım
güzelleşelim
itiraf.com'u her gün 70
bin kişi ziyaret ediyor. Ay bazında ise 400 bin kişinin
yolu siteden geçiyor. Bu rakam İnternet'te iki milyon
Türk nüfusun olduğu göz önüne alınınca daha da anlamlı
hale geliyor. Hesap basit olduğu kadar çarpıcı da:
Türkiye'de interneti hayatına katmış her beş kişiden
biri itiraf.com'u takip ediyor. Zaten bu kadar renkli
olmasının sebebi de bu ya. Her yaştan, her sosyal ve
ekonomik sınıftan, hemen her meslekten, hatta dünyanın
dört bir tarafından insan kendi hayatına dair bir sırrı,
az bilineni yüzbinlerce kişiyle paylaşıyor. Pamuk eller
klavyeye gidiyor, yazanlar yazdıkça, okuyanlar okudukça
başka biri oluyor. Bir nevi, "yazalım güzelleşelim"
hali. İnsanın ta kendisi. Hayat denen nanenin en sahici
sureti.
İnsan denen
tuhaflık
Açıkçası itiraf.com daha ilk
yılın sonunda popüler hale gelince en fazla bir sene
daha ömür biçmiştim. "İtiraf, itiraf da nereye kadar?
Tükenecek tabii" diyordum. Yanılmışım. "Üç aylık bir
kızım var. Her sabah kreşe bırakıyorum. Diğer annelerin
yanındayken kızım benim kucağımdan kreşteki bakıcının
kucağına geçtiğinde ağlarsa kendimi müthiş onore olmuş
hissediyorum. Ağlamazsa da ağlaması için veda sahnesini
mümkün olduğunca uzatıyorum." Bu türden itirafları
okudukça anlıyorum ki insan denen tuhaflık uçsuz
bucaksız bir derya. Bu site beni öldürür. Editörlük de
babadan oğula geçer. Büyük konuşmayayım ama belki öte
bile gider.
Öğrenmenin yaşı
yok
tiftifosi;
Erkek; 22; Ankara
2001 yılında
apandisit ameliyatı oldum. Ameliyattan sonra
bağırsakların normal şekilde çalıştığının ilk kanıtı gaz
çıkarmaktı. Bu yüzden günde belki on defa birbirinden
sevimli bayan internler odama gelip, "Merhabaa. Gaz
çıkardık mıııı?" diye soruyordu. İkinci gün
geldiklerinde acayip bir mutlulukla, "Evet" demiştim. O
olaydan bu kadar gurur duyabileceğimi hiç
düşünemezdim.
fockewulf;
Erkek; 30; İstanbul
Gaz çıkarma, karın
açılarak yapılan ameliyatlarda çok çok önemlidir.
Hastanın normal yemeye başlaması ve hatta taburcu
edilmesi açısından en iyi göstergedir. Çünkü
"Bağırsaklar çalışmaya başladı" anlamına gelir. Genel
cerrahlar arasındaki ismi de "zafer
topu"dur.
yukarı; Kadın; 28;
Bursa
Benim annem de rahim ameliyatı
geçirdi. Beklenen gaz bir türlü gelmeyince günlerce
hastaneden çıkamamıştık. Babam sabah namazında hastane
yakınındaki camiye gidip dua etmiş. Hâlâ da arada bir o
günü anıp, "Elimi açıp os..... için dua etmiştim yahu"
diye güler.
| |
|
|
|
|
Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz
ekidir.
| |