|

|
|
|
Tişört nasıl hayat
kurtarır?
Tişört nasıl hayat
kurtarırGünsel Baytok Amerika'da yaşıyor. Bana bir mail
gönderdi. Kızı Seher'in başına gelenleri anlatmış.
Buyrun. Bu tembel Pazar gününde, siyah bir tişörtün bir
insanın hayatında ne kadar değerli hale gelebileceğine
tanıklık edin.
Sayın Ersan Özer. New York
sokaklarında çaresizce dolanırken, bir tişört sayesinde
bir mucizeye tanık oldum, hâlâ da mucizenin içinde
yaşıyorum.
21 Haziran'da biraz ateşi çıkıp
öksürmeye başlayan kızımı, iki gün sonra neredeyse koma
halinde hastaneye kaldırdık. Yapılan tetkiklerden hiçbir
sonuç alınamadı. Ateşini bile zor kontrol
ediyorlardı.
Buranın doktorları duygudan o kadar
uzak ki hastane yöneticisi, iki doktor ve bir psikolog,
sanki tek hücreli bir canlıdan bahseder gibi, kızımın
bilinmeyen bir nedenle hayati fonksiyonlarını giderek
yitirdiğini, kaçınılmaz sonunun yakında geleceğini,
Amerika'daki en iyi hastanelerin uzmanlarıyla
görüştüklerini, böyle olayların sık olmasa da meydana
geldiğini söyledi.
En acı tarafı da, o kaçınılmaz
sondan sonra kızımı bana veremeyeceklerini, gerekli
incelemelerin ardından ancak özel bir şekilde toprağa
verilirken nezaret edebileceğimi bildirdiler.
İki
hafta süren korkunç bekleyiş sırasında yavrumu ancak
kalın camların ardından görebildim. Bir sabah, temiz bir
şey kalmadığı için kızıma bir arkadaşının getirdiği
itiraf.com tişörtünü giydim. Hastanenin park yerinde,
"itiraf.com buralara kadar gelmiş" diye Türkçe konuşup
gülümseyen kadını gördükten sonra da mucize
başladı.
Hastalığın nedeni
Alaska'da
Birkaç dakika içinde o benim
derdimi, ben onun kim olduğunu öğrenmiştik. Başka bir
hastanede misafir doktor olarak bulunan bir Türk'tü.
Merkez Hastanesi'ne bir arkadaşını ziyarete gelmişti. En
önemlisi de yavrumun hastalanmasına neden olan konunun
uzmanıydı.
Kızımın durumunu öğrendikten sonra
yapılan tetkikleri ve uygulanan tedaviyi saatlerce
inceledi. Ardından da kendisi muayene
etti.
Hastanede herkesin büyük saygı duyduğu bu
kadının o gün evine konuk oldum. Sabah üçe kadar birçok
ülkedeki arkadaşıyla konuştu, belgeleri inceledi.
Sonunda bana hastanedeki doktorların sormadığı bir soru
sordu. Kızımın son iki ayını nerede geçirdiğini, nasıl
yaşadığını öğrenmek istedi.
Hastalanmadan on beş
gün önce Alaska'daki eski eşimin yanında on gün
kaldığını öğrendikten sonra da herşey çözülmeye başladı.
Babasından, oradayken yediği alışılmamış yemekleri
öğrendik. Ve kızımın bir çeşit konserveyi bol bol
yediğini tespit ettik.
Bunun üzerine tedavi
değiştirildi, başka ilaçlar verilmeye başlandı. Üçüncü
gün ateş düştü. Kızım gözlerini açtı. 23 Temmuz'da da
hastaneden sapasağlam çıktı. Şimdi arkadaşlarıyla
tatilde. Gerçi bir ilacı belki ömür boyu kullanacak ama
sadece tekrarlama olasılığına karşı.
Sorunun,
konservedeki toksik maddenin bütün dolaşım sistemini ele
geçirmesinden kaynaklandığı anlaşıldı. Bu madde ancak
kuluçka döneminde tespit edilebilirmiş. Yaşlı kişilerde
çabuk etki yaptığından tespiti kolaymış. Genç insanların
direnci çabuk düşmediğinden anlaşılamıyor, bütün sistemi
ele geçirdikten sonra ani komalara neden oluyormuş. Ve
ölüme kadar götürebiliyormuş.
O gün yağmurluğumun
önünü kapatsaydım, itiraf.com tişörtü görülmeseydi,
mucize yanımdan kayıp gidecekti. Hayatımdaki biricik
varlığın aramıza dönmesine itiraf.com vesile oldu. Size
çok teşekkür ederim.
Coşkun Fener'e
tecavüz et
Koca bir ülke adınızın
önüne "tecavüzcü" sıfatını koysa ne yapardınız?
Ölürdünüz, biterdiniz, likit olur yerlere akardınız di
mi? Ama Coşkun Göğen, hayatından memnun. Tecavüzcü
Coşkun olmayı uzun yıllardır gayet kabullenmiş durumda.
Sokakta, "Tecavüzcüüü!" diye bağıranlara gülümseyerek,
'eyvallah' anlamında başını eğiyor. Bir mekana
girdiğinde birilerinin ayağa fırlayıp, "Aman Coşkun
geldi" diyerek sırtını duvara yapıştırmasına
alışkın.
Tamam, gülüşü pis, tipi Allah vergisi
ofsayt ama bana sorarsanız lakabı yine de "Boyun
fetişisti Coşkun" olmalıydı. Şahsen ben onun, kurbanının
boynunu öpmekten öteye gittiğine tanık olmadım. Bir de
yakın planda kemerini çözerken görürdük ama onun da
sonrası meçhul.
Pantolonu
deneyemedim
Tecavüzcü Coşkun'la ilgili
ne kadar çok detay bildiğimi farkedince şaşırdım.
Anladım ki Cüneyt Arkın'dan daha çok ilgilenmişim
onunla. Mesela Coşkun'un 80'lerde Galatasaray amigosu
olduğunu biliyorum. Cim Bom'un kapalısı, "Coşkun Fener'e
tecavüz et!" sloganını atardı. Yıllardır Antalya'da
yaşadığından haberdarım. Şehirde bir gün geçirseniz,
mobiletiyle gezen Coşkun'a rast gelmemeniz
imkansızmış.
Bir aralar ETV televizyonunda "Vay
Be Coşkun" adında bir program sunuyordu. Güneş, Dünya,
Uzay adlarında üç kızı olduğunu bile biliyorum. Geçen
yıl Yılmaz Erdoğan'ın ortak olduğu bir barın halkla
ilişkilerini yürütüyordu. Bir dönem de Konyaaltı'nda
blucin mağazası açmıştı. Zaten Coşkun'u aklıma düşüren
de bu dükkanla ilgili bir itiraf. 30 yaşında bir hanım
bir gün kot almak ister.
"Üniversitede okurken
yaz tatilinde Antalya'daydım. Okulların açılmasına az
bir zaman kalmıştı. Alışveriş yapmaya karar verdim.
Öğrenci olduğum için de ilk alınacak şey kot pantolon ve
monttu. Gayet sakin bir şekilde karşıma ilk çıkan kot
mağazasına girdim. Tezgahtar çocuğa bedenimi söyleyip
pantolonu elime aldım. Fakat tam kabine girecekken
mağazada Tecavüzcü Coşkun'un da olduğunu gördüm. Ayıp
olmasın diye kabine girdim ama tabii ki de pantolonu
deneme cesaretini gösteremedim. Kabinde iki dakika kadar
tedirgin tedirgin öylece durdum. Sonra da çıkıp, bu
pantolon bana yakışmadı, dedim ve hızla mağazadan
çıktım. Meğer adamcağız oranın sahibiymiş. Daha sonra
dükkanını kapatmak zorunda kalmıştı. Herhalde benim gibi
korkup kaçan insanlar yüzündendir."
Yanlış anlaşılan
şarkı sözleri TOP 15
• Aşkın Nur
Yengi, "Ay inanmıyorum": "Ayran buyurun"
•
Teoman, "Bir bar taburesi üstünde": "Bir fanta kulesi
üstünde"
• Yaşar, "Ya bu gece gel ya da gelir
ecel": "Ya bu gece gel ya da beni becer"
• Yıldız
Tilbe, "Hafife alma, aşk vurur insana"': "Hafize abla,
aşk vurur insana"
• Nükhet Duru, "Beni saran
melankoli": "Beni saran beyaz goril"
• Sezen
Aksu, "Adaptasyonu gördün mü?": "Adam kas yığını gördün
mü?"
• İzel, "Hani bakar dalarsın ya": "Hani
makarnalar dünyasında"
• Orhan Gencebay, "Ben
zaten her acının tiryakisi olmuşum": "Ben zaten
kiracınım, bir yar ki vurulmuşum"
• Anonim,
"Happy birthday to you": "Hepibörtleksuyu"
•
Yaşar, "Dün birini gördüm yolda, gözler aynı sen": "Dün
dedeni gördüm yolda, gözler aynı sen"
• Tarkan,
"Kır Zincirlerini": "Kız incitme beni"
• Murat
Kekilli, "Oy ruhundan öpem seni": "Uyluğundan öpem
seni"
• MFÖ, "Bu sabah yağmur var İstanbul'da":
"Bu sabah yağmur var Mustafa"
• Teoman Alpay,
"Hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı": "Burukacı"nın
darbukacı gibi alet çalan biri sanılması.
•
İbrahim Tatlıses, "Dam üstünde un eler, tombul tombul
memeler": Dam üstünde saksağan vb kuşlar varmış
gibi.
Saçlarımı savursam
yere düşerim
itiraf.com'a "peanut70"
rumuzuyla yazan hanım 33 yaşında. "Saçlarımı açtığım
zaman bütün dengemi yitiriyorum. Çok sakar oluyorum.
Sokakta yürürken adımlarımı şaşırıyorum. Elimdekileri
düşürüyorum. Saçlarımı toplayınca sanki yeniden doğmuş
gibi oluyorum" diyor. Böylesi her zaman karşımıza çıkmaz
di mi? Saçı açıkken dünyası kararan bir
kadın!
Saçlarınız ne kadar
uzun?
- Omuzlarımdan on santim kadar
aşağıda.
Dalgalı
mı?
- İri dalgalı. Yani kıvırcık
kategorisine girmez
Ve
saçlarınız açıkken dengenizi
kaybediyorusunuz?
- Hem de nasıl!
Sanki dış dünyayla irtibatım kesiliyor. Yürürken sağa ya
da sola doğru kaymaya başlıyorum. Balansı bozuk otomobil
gibi oluyorum.
O an ne
hissediyorsunuz?
- Açık olduklarında
önce sıkıntı başlar. Resmen kalp atışlarım hızlanır.
Mesela elimde bir şey varsa koyacak yer bulamam.
Düşürdüğüm çok oldu.
Bunların olmaması için saçlarınızı nasıl
toplamak gerekiyor?
- Kesinlikle
topuz. Saçlar tamamen ortadan kalkmalı.
Dünyam kararıyor
Saçlarınız açıkken başınıza neler
geldi?
- Bir keresinde elektrik
direğine çarptım. Belediye otobüsüne binmişsem
insanların kafalarına çarparım. Bir seferinde de
elimdeki kitapları birisinin kafasına
geçirmiştim.
Peki niye böyle
oluyor?
- Bilmiyorum. Çevremdekiler
psikolojik olduğunu söylüyor. Bana göre kafamda ağırlık
yaptıkları ve görüş alanımı kapattıkları için böyle
şeyler yaşıyorum. Ya da ben çok sıkıntılı bir
tipim.
E, kestirin o
zaman.
- Bir kez kestirdim ama çok
pişman oldum. Zaten insan upuzun saçlarını niye gider
kestirir? Cinnet geçirdigi için! Saçım açıkken resmen
dünyam kararıyor.
Ben bir
sürü uzun saçlı kadın tanıyorum ama hiç sizinki gibi
şikayetleri olanını görmedim.
- Ben de
o yüzden kendimi anlamıyorum ya. Saçlarım çok güzel ama
onları asla reklamlardaki gibi savuramıyorum. Savurmaya
kalksam, direkt
düşerim.
| |  |
|
|
|
Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz
ekidir.
| |