Kapalı Çarşı Döviz ve Borsa verileri 3 dakikada bir
güncellenmektedir
Yüksel
Aytuğ
Sayelerinde Türkçe'yi unutacağız (20/02/2005)
Yani şu gelinli,
kaynanalı, prensli gündüz pogramları başladı başlayalı hem kimyamız
hem Türkçemiz bozuldu. Şöyle bir arşivi taradım. İşte size son bir
ayın gündüz gafları toplu gösterisi:
"Beyefendinin tuttuğum
yerleri vardır, tutmadığım yerleri vardır." (Profesyonel stüdyo
izleyicisi Ayla Hanım'ın Hamit Bey hakkındaki yorumu)
"O
kadar sinirlendim ki, televizyonu yırttım..." (Sabah Yıldızları'nda
Semra Hanım'ı eleştiren izleyicinin sözleri)
"Hasbi
kader ben gelin adaylarımı seçtim." (Yine Semra
Hanım)
"Nergis kızımızın güzelliği yüzüne vurmuş. Kızımız çok
mazlum." (Bir kez daha Semra Hanım)
"Teşhis ve tesis aynı
şeydir." (Tabii ki Semra Hanım)
"Nurhan Hanım (Nurhan Bey
için söylüyor) kızımın üzerinden reyting kırmaya çalışıyor." (Oya
Hanım'ın annesinin sözleri)
"Bugüne kadar Türkiye'nin dört
bir yanında kar vardı. Ama bugün ülkenin her yeri karlı..." (Kuşum
Aydın)
"Orhan Bey 60 yaşında ve evlenmek istiyor. Evi yok ama
arabası ve lüks dairesi var." (Yasemin Bozkurt)
Gündüzüm
nasıl karardı? Gündüz ekranları artık başlı başına birer
sosyoloji tezi olacak kıvama geldi. Cuma günü kanallar arasında
dolaşıyorum. Kanal D'de Yasemin Bozkurt, kız sevgilisine kaçan kızın
"dramını" irdeliyor. "Erkek gibi olan" ameliyat olacağını söylüyor.
Yasemin soruyor, "Peki operasyon sırasında yanında olacak mısın?".
"Gülbence"de ise izleyiciler, "acıların çocuğu" Caner'i ayakta
alkışlıyor. Derken Tülin yayına bağlanıyor. Caner sehpadaki su
bardağını kendi kafasında kırıyor. Pansuman yapılıp, döndüğünde
Gülben Ergen'den şarkı istiyor!.. Öte yanda Seda Sayan'ın
programından bir "kolaj" var. Bu sefer kavga-dövüş sahneleri
ayıklanmaya çalışılmış. Ama kalanı da hayata küsmemize yetiyor! Asıl
cümbüş ise bir gün önceki "Serap Ezgü Sizin Sesiniz" programında
yaşanıyor. Hikaye tam bir eski Türk filmi kıvamında. Adam, çöpten
bulduğu bir telefon numarasını çeviriyor. Karşısına bir kadın
çıkıyor.
Kadın evli ve 4 aylık hamile. Buna rağmen adam onu
ikna ediyor ve kaçıyorlar. Aldatılan koca dertli. Kadın ise bu
konularda "sabıkalı" çıkıyor. Görüntüsünün altında "Sürekli evden
kaçıyor" ibaresi var. Ama Serap Ezgü de dahil, herkes kaçan kadını
değil, kaçıran adamı suçluyor. Koca ise bir başka konuda ısrarlı:
"Karımı getirmeyeceksen getirme. Ama çocuğumu isterim" diyor.
Kafamda binbir soru işareti. Yahu kadın, çöpleri karıştıracak kadar
sefil bir adama hamile halinle nasıl kaçarsın? Peki ya kendi telefon
numaranı niye bir kağıda yazıp da çöpe atarsın? Soruyorum...
Sorduğumla kalıyorum... Ve bir süre sonra gündüz ekranında gördüğüm
şeyleri sorup, sorgulamaktan vazgeçiyorum...
Avrupa
Yakası'nın yaptırdığına bakın! İtiraf.com adlı internet
sitesinde yayınlanan bir itiraf, okuyanları hem hayrete düşürdü hem
de çok güldürdü. Aynen aktarıyorum:
Rumuz: Quazimodo
Cinsiyet: Erkek: Yaş: 28 İl: Ankara Avrupa Yakası'nda izleyince,
eşimle ağdanın gerçekten çok acıtıp acıtmadığına ilişkin
konuşuyorduk. Abartıldığı kadar acıtmayacağını iddia ettim. Bunu
ispatlamak için de ağda yapmaya karar verdim. Ama üşenince epilasyon
aletinde karar kıldık. Koltuk altlarımı epilasyon aleti ile aldım.
Hiç acımadığını söyledim. Eşim inanmayıp aynı şeyi bacaklarımda
denememi istedi. Sağ bacağımı dizime kadar temizledim ve yine
acımadığını belirttim. Eşim tatmin oldu olmasına da, bu arada ben de
cillop gibi bir sağ bacağa sahip oldum! Umarım kimse farketmeden bir
an evvel uzarlar.
Pamuk eller cebe Kanal 7'deki
"Deniz Feneri" programı, tsunami mağduru Endonezya'nın Açe bölgesine
yardım yağdırmaya devam ediyor. Uğur Aslan ve ekibi önceki gece yine
bölgede pekçok yardıma muhtaç kişinin yüzünü güldürdü. "Deniz
Feneri"nin başlattığı yeni kampanya ise son derece olumlu. Ekip,
Açe'de ailelerini kaybeden çocukların barınma, yiyecek ve eğitim
ihtiyaçlarını karşılamak için bir öğrenci yurdu inşa ediyor. Açe'de
bir çocuğun giyim, yemek ve barınma ihtiyaçları için yılda sadece
500 dolar gerekiyor. Deniz Feneri'nin başlattığı "Açe'de Bir
Evladınız Olsun" kampanyasına 500 dolar bağışlayanlar, bir çocuğun
bir yıllık ihtiyacını karşılamış olacaklar.
500 dolara,
kurtulan bir yaşam... Hiç de pahalı değil. Hele her bayram
kendilerini bölgedeki adaların altın kumsallarına atanlar için hiç
değil... Haydi bakalım, seneye oralara başınız dik gidebilmek için
pamuk eller cebe... (Deniz Feneri Derneği irtibat numarası: 0212 414
60 60)
Gafoloji "Sabah Yıldızları"nın izleyicileri,
sunucu Aydın'a neden programdaki partneri Özlem Yıldız'ı
konuşturmadığını sordular. Aydın eleştirilere hemen yanıt verdi:
"Özlem Hanım'ın ağzında flamaster mi var İsterse konuşur..." (NOT:
fosforlu kalemlere flamaster, izole bantlara flaster adı
verilir)
Zaptiye Önce Kanal D'deki "Sabah Sabah
Seda Sayan"da Adviye Hanım, gelin adayı Nurçin'e bardakla su
fırlattı. Ardından atv'de yayınlanan "Gülbence"de dertli damat adayı
Caner, sehpada duran su bardağını alıp, kendi kafasında kırdı.
Paşabahçe uyuma, gündüz programlarına sponsor
ol!
Tavsiye Son günlerde büyük tartışma yaratan
"24" adlı dizinin ikinci sezonu da bu akşam bitiyor. Final, adeta
solukları kesecek. (CNBC-e, 22.00) Türkiye nin ilk çizgi dizi filmi
"Mavi ve Pembe" bugün izleyiciyle buluşuyor. İlk bölümde şovmen
Beyaz'ı da "çizgi karakter" olarak izleyeceğiz. Değişiklik arayanlar
kaçırmasın. (Kanal D, 16.10) "Kadın İsterse" bu akşam kahkaha
attırma konusunda son derece iddialı. (Star TV, 20.00) Keyifli
sohbet arayanlara tavsiyem ise Müjdat Gezen, Şebnem Özinal ve
diplomat Necati Utkan'ın konuk oldukları Güneri Cıvaoğlu'nun "Şeffaf
Odası" olacak. (Kanal D, 13.00) Pazartesi sabaha karşı All Star maçı
var. Basketbola gönül verenler, onca yıldızı birarada görmek için
uykusuz kalmaya razıdır sanırım ... (NTV, 03.20)
Ne
demiş? "Aşk, çiş gibidir. Gelince tutamazsın!.." ("Kadın
İsterse" dizisinde Zafer'in sözü)
Gaf
kürsüsü "Alacakaranlık"la "gizli reklam olmasın diye" kalkış
yapan THY uçağının kuyruk logosu mozaiklenmişti. Ama uçağın üzerinde
kocaman TURKISH AIRLINES yazısı duruyordu.
Bizim
decoder Discovery Channel'daki "Piramit Kuşatması"
belgeselinde futbolun ilk tohumlarının aslında Güney Amerika'da
atıldığını öğrendim. Kauçuğu ilk keşfeden medeniyet olan Mayalar, bu
maddeyi topa dönüştürüp futbol ve basketbol karışımı bir oyun
oynuyorlarmış. Gençler sadece ayaklarını ve kalçalarını kullanarak,
topu duvarda bulunan bir çemberden geçirmeye uğraşıyorlarmış.
Efsaneye göre kralın ikiz çocukları yetenekleriyle tanrıları
kıskandırmışlar. Bunun üzerine ikizler ile tanrılar arasında
"ölümüne" bir maç yapılmış. Karşılaşmayı ikizler kazanmış. Böylece
yaşam, ölüme galip gelmiş. Ancak daha sonra kutsal günlerde oynanan
karşılaşmalarda, kaybeden hep ölümü temsil ettiği için mağlup taraf
oyuncularının kafaları kesilmiş ve kafatasları tapınak duvarlarında
sergilenir olmuş. Meğer futbol sahalarında "ölmeye, ölmeye geldik"
diyen ilk fanatikl