09 Ocak 2003 <%Tarih%>
Perşembe <%Gün%>

 

İdil Çeliker
Pazartesi sendromu


Yapılan bir araştırmaya göre, Asmalı Konak dizisi pazartesi sendromunu tedavülden kaldırmıştı. Derya Tuna ve Asena aynı gün vurulana kadar da sürdü, raf ömrü.
Şimdi, pazartesiler eskisinden daha korkunç kabuslara gebe.
En azından bazı kalemşörlerin iddiası bu yönde. Rivayetler her ne kadar muhtalif olsa da, olayların 'Televole' gününe isabet etmesi, magazini zaten alaşağı etmeye çabalayan grupların ekmeğine, yağ sürüyor.
İhtimaldir ki, magazin programlarının tetikleyici! etkisi, bir kez daha masaya yatırılacak.
Toplumu nasıl dejenere ettiği, hırslandırıp, canileştirdiği hızla sorguladıktan sonra, sehpasına tekmeyi vuracaklar.
Günah keçisi öldükten sonra, toplum pirupak olacak.
AB kriterlerine uygun bir toplumda yaşadığınızı sanacaksınız.
Sizden daha çok kazanıp, har vurup harman savuranlar gözünüze sokulmadığı için, cüzi zamlarla bile kendinizi daha zengin hissedeceksiniz. İade-i itibar ve iade-i iktidar dönemine girilecek.
Kadın, erkek ilişkileri, Rahşan ve Bülent Ecevit çiftini kıskandıracak kadar romantikleşecek.
Mayın tarlasının üstünde yürümeye devam edeceksiniz oysa. Üstü örttüldüğü için gözünüz görmeyecek, gönlünüz katlanacak. Hepsi bu.

Kadınları anlamak zor zanaat
Kadınlar ve erkeklerin birbirini anlayabildiği bir dünya ne kadar çekilmez olurdu kimbilir?
Sevgili Erhan Köknar, bu karmaşık ilişkinin internette dolaşan bir dökümünü göndermiş. Teşekkürlerimle...
- İyi huylu kadınlar çirkin.
- Güzel kadınlar iyi huylu değil.
- Hem güzel, hem iyi huylu kadınlar evli.
- Çok güzel olmayan, iyi huylu ama parasız kadınlar baba arıyorlar.
- Çok güzel olmayan, iyi huylu ve parası olan kadınlarsa erkeklerin anne aradığını düşünüyorlar.
- Güzel ve parasız kadınlar erkeklerin parasının peşinden koşuyorlar
- Güzel ama pek iyi huylu olmayan kadınlar, erkeklerin pek yakışıklı ve anlayışlı olmadığı düsünüyorlar.
- Erkeklerin yakışıklı olduğunu düşünen heteroseksuel, biraz iyi huylu ve biraz paralı kadınlar korkak.
- Biraz güzel, biraz iyi huylu, biraz parası olan ve çok sükür heteroseksuel olan kadınlar obsesif oluyor ve ilk adımı atmanın stratejik hata olduğuna inanıyorlar.
- Asla ilk adımı atmayan kadınlar, erkekler inisiyatifi ele aldığında da refleksif olarak donup, kalıyorlar.
- İlk adımı kadınlardan bekleyen erkeklere utangaç, ilk adımı erkekler attığında da 'sapık' diyorlar.
- Genel olarak erkeklere doğru adım atan ve yine genel olarak onlara doğru adım atılmasından hoşlanan kadınlar, erkekler ilk özel adımı attığında da 'buna hazır olmadıklarını' söylüyorlar.
- Biraz iyi huylu, biraz yakışıklı, biraz akıllı, biraz paralı adamlarla arkadaşlık yapıyor; kötü huylu, yakışıksız ama çok zengin maçolarla evleniyorlar...

Çağla, İbo'ya aşık
Geçenlerde itiraf.com sitesini şöyle bir gözden geçirdim. Ana Okulu'nda branş öğretmenliği yapmaya başlayan, genç bir eğitmeninin açıklaması vardı.
Sınıfında olan öğrencilerin isimlerini yazmış:' Tarkan, İzel, Güzide, Çağla, Asena, İbrahim, Petek, Sergen' diye uzayıp giden bir liste.
Her dönemin popüler kültürü farklı tabii... 50'li yıllarda hayatımıza henüz televizyon girmemişken, roman isimlerini çocuklarına verenler sayesinde, milyonlarca Nilgün yaşıyor bu ülkede. Devrim ve darbe dönemlerinden kalma önemli izlere de sıkca rastlıyoruz.
Batı normlarının modelleştirildiği, Amerika'nın eğitim için cennet kabullenildiği yıllarda, uluslararası isimlere prim verilmesi elbette tesadüf değil.
Siyasetçilerin küçük versiyonlarına da, Özal döneminde doğanlardan aşinayız.
Şimdi televizyon hayatımızın bunca önemli bir parçası haline gelmişken, Petek'lere, Asena'lara çok da şaşırmıyoruz elbette.
Genç eğitmen bu tabloyu yorumlarken 'Sınıf değil, Televola camiasının 4 yaşındaki versiyonları sanki. Sergen Çağla'dan hoşlanıyor. Ama Çağla İbo'ya aşık' diyor.
Gün gelecek, bu dönemin bebekleri ülke yönetecek. Bizler de, onların isimleriyle geçmişi yad edeceğiz...

:: / Yazarımızın 07 Ocak 2003 tarihli  ' Gülben Ergen'e cevap hakkı'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır :::...