|
|
| Feyza Algan |
| |
|
- Size günde kaç mektup
geliyor?
Günde kaç mektup geldiğini
bilmiyorum. Çünkü bana bunlar gazeteden bir haftalık
gönderiliyor. Bunların sayısı da 200-250 civarında. Bir
de artık mektuptan çok faks geliyor. Hepsine yanıt
vermem tabii ki mümkün değil. Gelen sorunları,
konularına göre sınıflandırıyorum. Her konudan bir
tanesine yanıt verebiliyorum. Böylece pek çok kişiye
yanıt vermiş oluyorum.
Çaresiz kaldığınız konular
var mı?
Var. Maalesef maddi
sorunların hepsinde çaresiz kalıyorum. Onlara hiç yanıt
veremiyorum. Cep telefonu borcunu ödeyemeyenler, kredi
kartlarından mustaripler, çocuklarıyla zor durumda
kalmış kadınlar... Onlara yardım edemiyorum. Çok
üzülüyorum, ama elimden bir şey gelmiyor.
- Bekâretle ilgili
problemlerin hâlâ bu kadar yoğun olmasının nedeni nedir
sizce?
Bu konuda aileler çok
baskıcı. Bu, doğanın gereği. Belli bir yaşa geldiğinde
ve kendisini bu anlamda çekici bulan bir erkek de varsa,
kızlar onlarla birlikte oluyor. Ama bu konuda erkekler
de biraz suçlu. Pakize Suda geçenlerde yazdı, ben de bu
sözünü çok beğendim 'Erkekler kızları bozup bozup, sonra
da bakire kız arıyorlar' dedi. Çünkü erkekler bir kızı
kandırmayı çok iyi biliyorlar. 'Nasılsa evleneceğiz, ne
olur ki? ' diyorlar. Kızlar daha duygusal oldukları için
kanıyorlar. Buna asla bir itirazım yok. Yani iki insan
birbirini seviyorsa, bunu yaşayabilirler. Ama sorun
bundan sonra başlıyor. Çünkü erkek, kızı terk ediyor ve
kız, ailesi çok baskıcı olduğu için korkmaya başlıyor.
Bir de bu aile, kızı evlendirmeye kalkınca ortaya
çıkıyor. Çünkü ailenin seçtiği damat adayı da muhtemelen
aile gibi bekârete önem veriyor. Kızlar mektup yazıyor,
'Annem babam beni öldürür' diyor. Bundan çok emin ve ne
yazık ki ben de eminim. Gazetelerde okuyoruz, aile
meclisi kararıyla öldürülen kızları.
- Böyle durumlarda ne
yapıyorsunuz?
Aslında çok taraftar olmamama
ve doğru bulmamama rağmen bekâretlerini diktirmelerini
söylüyorum. Çünkü başka çareleri yok. Ya kocası ya da
ailesinden birisi öldürecek. Ama öte taraftan, büyük bir
yalanla evliliğe başlayacak. Sizce hangisini yapmalı?
- Sizi gelen sorunlar
arasında en çok kızdıran ne?
Bekâret sorunuyla ilgili
yazmaktan çok bıktım, ama en çok kızdığım, insanların
birbirine dürüst olmaması. Özellikle de erkeklerin...
Kız, eğer ailesi tarafından baskı gören biriyse ve
evlenmek de istemiyorsan, dürüst ol. Bir de ben
aldatılan kadınlara hemen boşan demiyorum. Çünkü kocası
zaten pişman olmuş, kadın ev kadını, dört çocuk var,
kadının hiçbir sosyal güvencesi yok. Yani boşanırsa
tamamen ortada kalacak. Bunlara boşanın demiyorum. Bunu
demediğim için bana ahkâm kesenlere de kızıyorum. Çünkü
bu insanların Türkiye gerçeğini bilmediğini düşünüyorum.
- Bir dönem eşcinsellikle
ilgili yorumlarınız eleştirilmişti sanırım...
Evet. Bazı köşe yazarları
beni anlamadılar. Eşcinsel olduğunu düşünen insanlara
'Bir psikoloğa git, belki geçici bir şeydir' dediğim
için eleştirildim. Ama şöyle bir gerçek var. Bana yazan
insanlar, içinde bulundukları durumdan hoşnut değiller.
Hatta mutsuzlar. Yazanların büyük çoğunluğu evli ve
çocukları var. Hiç eşcinsel deneyimleri olmamış.
İnsanlar size mutsuzluklarını anlatan bir mektup
yazınca, bunu söylüyorsunuz. Bana, bunu kabullenmiş,
mutlu eşcinseller yazmıyor ki!
- Hiç aklınıza takılan,
arama ihtiyacı hissettiğiniz insanlar oluyor mu?
Oluyor tabii, zaman zaman
yapıyorum. İkisini anlatayım. Birisi genç bir kızdı.
Biri de özürlü bir erkek. Özürlü çocuk maddi imkânı
yerinde olan, ailesi tarafından rahatı için her şey
düşünülmüş, ama kendini çok yalnız hissediyordu.
Mutsuzluğu satırlarından anlaşılıyordu. Onu aradım ve
babası çıktı, biraz babasıyla konuştuk. Genç kız ise
arayacağımı beklemiyordu herhalde. Sanıyorum kendini
kötü hissetti. Çünkü ben hiç tanımadığı anonim bir
kişiyim. O zaman anlatmak daha kolay geliyor. Karşılıklı
konuşunca, biraz serin davrandı. O yüzden daha az
arıyorum.
- Şimdilerde, Seren
Serengil televizyonda benzer bir program yapıyor,
itiraf.com diye bir site var. Onları nasıl buluyorsunuz?
İtiraf.com'u hiç incelemedim.
Seren Serengil'in böyle bir program yapmasından,
insanlarla dertleşmesinden açık söyleyeyim çok
hoşlanmıyorum. Seren Serengil'in Güzin Abla kadar
birikimi olduğunu sanmıyorum. Hangi birikime, hangi
kaynağa dayanarak insanlara öğüt verdiğini anlayamıyorum
ve beğenmiyorum. Ama Sinan Çetin'in programını çok
seviyorum. Annem yıllar önce 'Boşanmadan Önce Bana
Sorun'diye bir köşe yapıyordu. Biraz ona benzetiyorum.
Çok eli yüzü düzgün, iyi bir program.
- Siz program yapmayı
düşünmüyor musunuz?
Yakında olacak sanırım. TRT
ile görüşmelerimiz sürüyor. Kış döneminde birlikte
çalışacağız ve gerçek Güzin Abla programı olacak.
Röportaj: Arzu Erdoğan
Fotoğraf: Engin Irız
|