|
|
|
Geldik yolun yarısına neredeyse... Bundan sonra yavaş yavaş yaşlanacağımı biliyorum. Gün gelip yüzümdeki her kırışıklığın bir hatırası var demek, şimdilerde giyebildiklerimi gönlümce giyememek, Taksim'e çıktığımda özgür havayı ciğerlerime doldurmanın bir anlamı kalmamasını, "Hadi içmeye gidelim!" dediğimde akla gelen ilk mekanın bir lokanta olmasını, sokak ortasında vidaları gevşetip karnıma ağrılar girene kadar gülmekten utanmayı, biriyle elele tutuşup gezerken kendimi eğreti hissetmeyi, yüksek sesli müziğe süpürgenin sapıyla eşlik etmenin banal gelmesini, aşık olmaktan korkar değil utanır hale gelmeyi, dönüp arkama bakınca yapmadığım çok şey için pişmanlık duymayı istemiyorum. Ölmekten değil yaşlanmaktan korkuyorum.
2 yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım / mesaj atayım
|
|