24 Saat

 

Ter? Yok! Makyaj? Var!
Ter? Yok!
Makyaj? Var!

Şu ünlülerin falan bir gününü videoya çekiyorlar ya, bayılıyorum! Sabahın köründe kalkan ünlünün yüzü gece abisinin nişanına gidecek kadar ağır makyajlı. “Günün bu saatlerini seviyorum…” diye başlayıp aynı makyajla sitesinin spor salonunda, kick boks yaparak görüntülenir. Ve gram terlemez! Ya arkadaş, kimi kandırıyorsun? Açıkçası uzun zamandır spor yapan biri olarak söylemeliyim ki, spor salonları hiç seksi yerler değil! Önce seksi gibi görünüyor, kayıt olduğunuz ilk birkaç gün ortalığa o seksi spor hocalarını salıyorlar ama sonra bir anda hepsini geri çekip simitleri yerlere göklere sığmayan göbekli amcaları salıyorlar! Garip bir illüzyon

Neyse ünlümüze geri dönecek olursak, şahane kick boksunu yaptıktan sonra, makyajını bozmadan duşunu alıp, biraz atıştırmak için güzide semtlerimizden birine gider, kepek ekmeğine yapılmış tostu ve portakal suyunu yudumlayarak, “Buradan sonraki durağımız AVM” diye yola çıkar. Bir arkadaşının butiğine, defilesine bir şeyine gider ve saatlerini o kapalı AVM’de harcar. Aynı ünlü, üşenmez evine döner ve akşam için hazırlanmaya başlar. Gündüz yapılmış, düğün görünümlü makyajının üzerine kıpkırmızı bir ruj sürer, saçlarını açıp havalandırır, siyah daracık bir elbise giyer ve işte (!) şimdi geceye hazırdır. Topuk sesleri kulakları uğuldatarak ilerler.

Benim bir günüm ise dünyanın en sıkıcı bir günü olarak geçiyor. Erken kalkmama rağmen, kendime gelmem saatlerimi alıyor. Home office çalıştığım için bilgisayarımı açmam bile tam bir işkenceye dönüşüyor. İşimi bitireceğim de hazırlanıp köpeğimi gezdireceğim ya da arkadaşlarımla buluşacağım… Ben bütün bu minnacık şeyleri yapmaya bile vakit bulamazken, elin ünlüsü neler neler yapıyor!

Mutluluk!
Mutluluk!

Bu hafta yine size sürpriz bir hediye vermek istiyorum. Benim gibi üşengeç, tembelseniz ve cildinize hiçbir zaman iyi bakmıyorsanız, yeni keşfettiğim Moda’da tatlış iki kadın tarafından yönetilen Diri Güzellik Merkezi’nde sizlere cilt bakımı hediye edeceğim. Ama bu öyle kolay değil… Bana en utandığınız, en komik duruma düştüğünüz anı yorum olarak atın. Beni en çok etkileyen itirafa cilt bakımını hediye edeceğim!

Buyrun bakalım hodri meydan!

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

7 Comments

  1. Lisede kız arkadaşlarıma kimi sevdiğimi söylememiştim(güven problemi yaşadık zamanında) onlarda benim sınıftan birini sevdiğimi sanıyorlardı.Kızlar tuvaletinde yılbaşı partisi hakkında konuşurken ^Ya sınıftaki çocuk sana çıkma teklifi etsin sende kabul et zaten seviyosun^ dediler ben hemen ^Ya saçmalamayın abi var mı öyle bi dünya^ dedim tuvaletten çıkarken arkamızdaki erkekler tuvaletinden asıl hoşlandığım çocuk çıktı (sesinden tanıdım)ilk göz göze gelişimizde bana nefret eder gibi baktı(ki zamanla nefret etti zatende neyse) hayatımda bir sürü saçma ve gereksiz an var ama hiçbirinde bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum o an arkadaşlarımı dövmek istedim.

  2. En çok utandığım an mı? Her an utanç içerisindeyim. Eski yaptıklarıma, bir gün öncesinin, bir saat öncesinin bile özgüveniyle esip geçtiklerime bakıp şu anımı utanç içerisinde geçirebiliyorum.
    Ayı akrep, güneşi koç, yükseleni aslan bir insan, zaten on konuşur, bağırır çağırır, ilgiyi üstüne çeker sonra özgüvenine darbeyi yer, akrep akrep oturur, n’apsın.

  3. Babam Müslüm Gürses’e o kadar çok benziyor ki, yaklaşık 8 yaşıma kadar babamı Müslüm Gürses sandım.

  4. Üniversite yıllarımda unutamadığım eski sevgilimin de katıldığı bir ev partisine davet edilmiştim. Gece boyunca eski sevgilim bir kızı çevire çevire dans ettikçe ben de içkileri çevire çevire yuvarladım. Ben anlatanların yalancısıyım. Gecenin ilerleyen saatlerinde halıda taklalar atarak ağlıyormuşum “Ben onu çok seviyorum” diye. Arkadaşlarım zor zapt edip ortamdan uzaklaştırmış. Sahi ne rezillik:)

  5. Lise birinci sınıfa giderken kızlarla oturup erkeklerin en çok hangi kız tiplerini sevdiğini konuşmuştuk. İçlerinden bir tanesi erkeklerin büyük göğüslü kızları sevdiğini söyledi. Tabi ben tahta o zamanlar…Neyse benim hoşlandığım çocuk böyle sessiz sakin bir şeydi ama hayatta en sevdiği şey de tekvandoydu… Başka bir şey bilmezdi. Varsa yoksa tekme tokat…Hiç anlamadım zaten o kadar sessiz bi erkek evladının spor salonunda kükreyen aslana dönüşmesi garipti. Sınıfça birkaç kere hoca götürmüştü orda onu izlemeye doyamamıştım. Neyse ben sırf onunla daha fazla vakit geçirmek için anneme babama yalvardım tekvando kursuna gitmek için tabi babam en klişe lafları saydı da saydı.. Ama sonunda annemi ikna edip yazıldım. İşte hayatımın en hatırlamak istemediğim anını da o zaman yaşadım. Gitmeden bir gün önce ben, son kalan harçlığımla bakkaldan pamuk aldım. Annemin iç çamaşırını araklayıp bi güzel taktım içine doldurdum pamukları. Sırf annem görmesin diye de sabah erkenden çıkıp bir saat spor salonunun açılmasını bekledim. İlk gelenlerden bir tanesi de oydu. Açtılar odayı girdik içeri. Tabi o hocalık yapıyor. Asıl hoca gelene kadar. Beni de tanıdığı için daha yakın davranıyor. Sınıf arkadaşıyız ya. Ben o kadar mutluyum ki anlatamam ” tamam memeleri gördü o yüzden sürekli bakıyor, o yüzden sürekli yanımda diye düşünüyorum. (Oysa şimdi düşünüyorum da çocuk baktıysa bile bendeki anormal değişime balmıştır. Ve muhtemelen orantı hatası yaptım yani birinin büyük birinin küçük durduğuna eminim) En son hatırladığım yanıma gelip ısınma hareketi göstermesi oldu. Sırf bana aferin demesi için öyle birhareket yaptım ki kendimi yerde bulmamın önemi yok tabi… Kolumun az ilerisine düşen pamukları görmemle ağlamam bir oldu………….. Ne sonrasını anlatmaya ne de benim ondan sonra okula gitmemek için günlerce hasta numarası yaptığımı söylememe gerek var!!!

  6. uyku sersemi tayt giyiyorum sanarken kilotlu çorap giyip o şekilde sokağa çıktım üstüne üstlük insanların garip bakışlarına rağmen iştekiler bu ne diyene kadar asla anlamadım korkunçtu

  7. (Öncelikle sevgili Zodi, şunu söylemeliyim ki bu ödülü Esra’ya kaptırmaya hiç niyetim yok. (Kendime gördüğüm tek rakip o). Çünkü çözülmesi gereken bir akne sorunu olan benim ve ilgili merkezi para vermeden bir denemek istiyorum. Yazımı tekrar bir okudum da biraz özensiz olmuş. Bu nedenle revize ederek tekrar değerlendirmeye sunmak istiyorum. Sevgiler.)
    Hayatımda ilk defa sarhoş olduğumda üniversitede bir ev partisindeydim. Aynı partide kısa bir süre önce ayrıldığım eski erkek arkadaşım da vardı. Bütün gece başka bir kızla dans edince benim de kıskançlık damarım kabardı, olabildiğince karıştırdım içkileri ve bilincimi kaybettim. Sonradan arkadaşlar anlatıyor “Ben onu çok seviyorum” diye böğüre böğüre ağlayarak halıda taklalar atıyormuşum. Rezillik diz boyu ötesi yani. Arkadaşlar zorlukla zapt edip eve götürmüşler beni. Bu ilk ve son sarhoş oluşum oldu. Bir daha mı tövbe.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.