Bağlılık ya da Bağımlılık

issizadamEskiden bağlanma korkusu olan insanları hiç anlamazdım. İnsanın bağlanma korkusu olabilir mi, külliyen yalan diye düşünürdüm. “Bunların hepsi, Çağan Irmak’ın bize yaptığı tontik ıssız adam oyunları” der, bağlanmaktan korkan adamları dövmek isterdim.

Sonra büyüdüm ve bağlanma korkusunun otuz yaş, metropol insanına ait olduğunu anladım. Evet, Çağan Irmak haklıydı, hepimiz birer ıssız adamdık. Otuzlu yaşlara yaklaştıkça hayat daha garip bir hal almaya başlıyor. Çevrenizdeki herkesin aile kurduğunu gördüğünüz için onlardan olmak istiyorsunuz. Ama öte yandan kendinize bakıyorsunuz, aile olmaya hazır değilsiniz ve muhtemelen bin yaşına gelseniz bile hazır olmayacaksınız!

Fakat yine de hayatınızda saf, gerçek, değerli bir şeyler olsun istiyorsunuz. Sinemada öpüşmenin verdiği heyecanı, anne ve babanızda gördüğünüz sadakatin karışımını arzuluyor ve ilk bulduğunuz aşka tam gaz bağlanıyorsunuz. Bağlananlar, korkusuz cengaver, yarınından umutlu, üç çocuk yapıp üçünün de ismini ortaokulda belirlemiş, düğünde kimlerin çeyrek takacağını tespit etmiş, çeyrekçilerin yemeklerini balık yerine çoktan tavukla değiştirmiş, balayı tamam, ev okey, aileler süper, hayat zaten güzel. Abi hemen biz aradan çekilelim, bağlanan zaten bağlansın! 

Bir de yakanın öbür tarafında, amfibik ilk canlıların karaya çıktığı an ne yapacağını bilemediği gibi insanlar var. Yürüsem mi, yüzsem mi, koşsam mı, yoksa öylece dursam mı diye düşünmekten yaşlanmış, kendini spora, sağlıklı beslenmeye adamış, güçlü imajının altında minnoş bir kedi gibi mırlamaya aç ama bir insana bağlanmak yerine bağlanacak daha harika bir şey bulduğuna inanmış, ya kariyerine, ya sanatına ya da evrenin sunduğu enerjilere bağlanmayı tercih etmişlerdir. Bu insanları sevin, bu insanlar bir çocuk kadar ödlektirler.

Kariyerlerinde ilerledikçe çocuk yapmış gibi başarılı hissederler. Hayatlarında anlamlı, emek verdikleri, kendi ideolojilerini aktardıkları bir şey vardır. Ha bir çocuk, ha bir ödüllü proje… Hem çocuklar nankördür, projelerin ise biri biter, diğeri başlar. Ayrıca projeler altlarına kaka yapmaz.

Sanat insanı aldatmaz, sanata mutlak güven duygusuyla bağlanabilirsiniz. Bir eserinizi kaldırın kenara, beş sene dokunmayın, o eser beş sene boyunca sizi bekler, sizi aldatmaz, başkalarının kendisini tamamlamasına izin vermez, poposu ayrı, başı ayrı oynamaz! Adamı hasta etmez, sanat size aittir, siz de sanata aitsinizdir. Hayatınızda aradığınız aşk artık sanattır, herhangi birine bağlanma ihtiyacı duymazsınız.

Evren konusuna gelirsek eyvah, evren gerzek bir sevgili gibidir. Siz de nevrotik bir partner olabilirsiniz. Bugün canınız mı sıkkın, kırın dökün, canını yakın, küfredin. Yarın sabah bir yoga, içsel macera, meditasyon, ağaca sarılma, enerji boşalması. Al sana evrenle bütünleşme! Evren en iyi orgazmdan bile daha iyi olabilir.

Eğer hayatınızda biri yoksa, yaşıtlarınızın sevgilileri harikaysa, siz ise çok seçici olduğunuz için aradığınız aşkı bulamadıysanız, yukarıda saydığım üç maddeden birine bağlanıp gönül rahatlığıyla çevrenizdekileri kandırabilirsiniz. “Evrenle bütünleşiyorum, kariyerime yoğunlaşıyorum, sanatıma aşığım… Kısaca bağlanma korkum var.” Kafama göre birini bulamadım, demekten daha havalı durduğu kesin!

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.