Bayram, Baklava ve Kırmızı Potinler

Baklava with walnut and Turkish coffee

Sizi bilmem ama bayram deyince benim aklıma hep kırmızı potinlerim gelir. Kiraz renginde, parlak ve sadedirler… Çocukluğumun anılarında koşar dururum dar sokakları. Benim gibi kendi kendine “ İnsan bayram sabahları niye sokağa çıkıp dolaşmak ister?” diye soranınız varsa, bu yüzden işte, çocukluktan kalma bir istek bu.  Belleğimizin en gizli yerlerinden çıkar gelir bayram anıları. Alır götürürler bizi o yitik ülkeye… Bitmez tükenmez çocukluk bayramlarının izlenimlerine, uçurtmalarına, şekerlemelere, çikolatalara, naftalin kokan mendillere… Şimdilerde bunların yerini tatil mekanları, geziler, kamplar aldı tabii…

Çağımızda her şey o kadar hızlı tüketiliyor ki, bir sözü yazarken bile çoktan değerini yitirmiş hissine kapılıyorum. İyi ki bayramlar var! Bir mola, bir nefes alma fırsatı yaratıyor bizlere. O yüzden yaşını başını almış teyzeler ya da amcalar gibi eskiden böyle miydi? diye hayıflanmayacağım. Ama aile saadetine şerbet gibi dökülen bayramların hakkını verin demeden de geçemeyeceğim. Bunu nasıl mı yapacaksınız? Tabii ki sevdiklerinizin yanında olarak! Düşünün bir. En kıymetlilerinizle yiyeceğiniz bir bayram yemeğinin yerine ne koyabilirsiniz ki? O yemeğin içinde sohbet vardır, özlem vardır, hayaller vardır. Bayram sofraları her nerede kurulursa kurulsun damağımızda tadıyla, tuzuyla, sohbetiyle kalır. Resimlerle belgelenir.  İnsana tüm yorgunluklarından arınma gücü, sıkıntılarından kopma direnci verir. Seviyi, dostluğu, yeryüzünün en güzel yanlarını yeniden anımsatır… O yüzden kurun o sofraları, kalabalık olsun, çeşidi bol olmasa da olur…

Bayramlardan anımsadığım bir tekerleme geliyor aklıma : “Bayram geldi hoş geldi, baklava tepsisi boş geldi” Çocukken baklava tepsisinin boş gelmesini bir şaşırtmaca zannederdim. Sanki her eve o baklava, börek tepsileri dolu girerdi! Sonra sonra işin iç yüzünü anladım tabii… O tepsiler her eve dolu girmiyor ama sofraların bereketi önce muhabbetten geçiyor imiş. Şeker bayramının ilk günü atın ağzınıza bir çikolata ya da bir badem ezmesi.  Geçin pencerenin önüne, ellerinde şeker torbalarıyla bir o yana bir bu yana koşuşan çocuklara bakın. O gün her yer tatil, her yer kapalı. İş güç yok. Bayram günlerini evlat, torun, eş, dost beklemekle geçirenlerden misiniz yoksa sizin için kurulmuş sofralara oturanlardan mı? Belki de bayram sabahı kenti üç günlüğüne terk edenlerdensiniz. Bilemem. Ama nasıl olursanız olun bayram bayramdır. Hiç değilse üç dört günlük bir zaman var önünüzde. İster dinlenin, ister koşuşturun orası size kalmış… Bu üç güne egemen olacak olan “şeker” sözcüğü bayram anılarınıza da siner umarım. Sonra yine kaldığımız yerden başlayacağız nasılsa. Bayramın eşiğinde bıraktığımız o iş yükünü, pür telaşı yeniden yaşamaya koyulacağız. Hepimiz bir şeyler hatırlayacağız bayram tatilinden. Bari şu üç dört günü şeker tadında yaşasak! O zaman haydi sofraya ya da şeker torbasını doldurmaya!

Bu arada, vaktiyle babaannelerimiz ve anneannelerimizin yaptığı bir “ev baklavası tarifi” paylaşmadan vedalaşmak istemem doğrusu! Ne de olsa gönlüm, tepsilerin tatlılar ve böreklerle, sofraların da şeker gibi muhabbetlerle dolmasından yana… Haydi, afiyetler olsun.

 

Ev Baklavası  

ev_baklavasi

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı sirke
  • yarım çay kaşığı tuz
  • kırılmış ceviz ya da fındık
  • eritilmiş (kızgın)200 gr margarin veya tereyağı
  • nişasta; un

 

Şerbeti için:

  • 4 bardak şeker
  • 5 bardak su
  • bir kaç damla limon suyu

Hazırlanışı:

Yumurtayı, sütü, sıvı yağı, sirkeyi, kabartma tozunu ve tuzu yoğurma kabına boşaltın ve alabildiğince un ekleyerek ortalama yumuşaklıkta bir hamur elde edinceye kadar yoğurun. Hazırladığınız hamuru 30 eşit parçaya bölün. Bu parçaları tek tek tabak büyüklüğünde açarak aralarına nişasta serpip 10’ar 10’ar üst üste koyun 10’arlı olarak grupladığımız parçalardan her birini merdane yardımı ile tepsi büyüklüğüne getirin ve aralarına ceviz ya da fındık serperek üst üste yerleştirin.  Dilediğiniz şekilde kesin ve üzerine her yerine eşit şekilde gelmesine dikkat edecek şekilde eritilmiş kızgın yağ dökün. Artık fırına koyabilirsiniz.

Şerbetin yapılışı:

4 bardak şeker ve 5 bardak suyu tencereye koyup 5 dakika kaynattıktan sonra alın. Şerbetin içerisine bir kaç damla limon damlatarak 1-2 dakika daha kaynatın.

Sıcak şerbeti soğuk baklavanın üzerine dökün.  İşte bu kadar!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.