Capella Yayında!

kitapcikti

Nihayet hayatımın en zorlu dönemlerinden biri de geride kalmış oldu. Çocukluğumdan beri en büyük hayallerimden biri hikayelerimin kitaba dönüşmesiydi. Sorsalar olmak istediğim üç şey vardı, dansöz, avukat ve yazar. Oryantale neden gönül verdim hiçbir fikrim yok, sanırım o parlak elbiseler beni oldum olası cezbetmişti. Şimdi ise artık ikinci kitabı olan genç fantastik bir yazar olarak, minik adımlarla bu piyasada ilerliyorum.

kitapKız kardeşimle aynı kulvarlarda ama farklı alanlarda ilerlediğimiz için arada sırada onun yaptığı işle aynı şeyi yaptığımı zannetmelerine çok alıştım. Onun yaptığı bence çok zor bir şey, ben olsam kesinlikle tercih etmezdim. Kendi hayatını yazmak hele de bunu objektif olarak hayata geçirebilmek bence inanılmaz zor. Zaten benim de hayatımda öyle enteresan şeyler olmuyor. Sabah uyanıyorum kahvemi içiyorum, çalışıyorum ve akşama makarna mı yesem yoksa kaşarlı dürüm mü hüpletsem diye düşünüyorum. Kısaca ben yazmaya başlasam bir noktadan sonra yemek kitabına dönüşebilirdi.

Ben hikaye kurgulamayı, uydurmayı seviyorum. Bir de sanırım bunu yapıyor olmak bende uyuşturucu etkisine sebep oluyor. Bir dünya kurgulamak, onun sokaklarını, caddelerini oluşturmak, karakterleri yaratmak onlara barınacakları evler bulmak, o evlerin içini yerleştirip her birinin yüzündeki küçücük çizgilerden, yedikleri yemeklere, çenelerinin altında çıkan tüycüklere kadar oluşturmak bir süre sonra o dünyanın içine yerleşmenize sebep oluyor. Tıpkı rüya görmek kadar gerçek ama rüya gibi kısa değil uzun ve kontrolü sizin elinizde olan bir şey. Oluşturduğum evlerin parkelerinin çatırtısından, dışarıda yağmur yağdığında evin içine oturan kokuya kadar hepsini hissedebiliyorsunuz. Bu bana göre, bu yaşadığım dünyada aşktan, yemek yemekten, seksten bile daha tatmin edici, daha keyifli ve daha size ait olan bir şey. En güzeli de okuyucuyla buluştuktan sonra sizin aldığınız o kokunun aynısını hissetmiş olan birkaç kişiyi yakalamış olabilmek. O zaman işte zaman ve mekan ortadan kalkıp, sanki her şey bir bütünmüş gibi yeniden anlam kazanabiliyor. Yazmak isteyip cesareti olmayan herkes yazmalı, bu keyiften kendisini mahrum etmemeli diye düşünüyorum.

Siyah Kelebek ve Capella’nın oluşum süreci de uzun, zor ama keyifli oldu. Tıpkı yaz vakti, uzunca bir yolu yürüdükten sonra eve dönüp beton bir zemine çıplak ayak basmış gibi rahatlama hissi ile bugüne gelebildim. Ehh madem öyle bu hafta naçizane Siyah Kelebek ve Capella hediye etmek istiyorum. Sorum ise çok basit, bana sevdiğiniz bir yıldızın ismini yazmanız yeterli olacaktır…

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.