Çocukluğumuzun kabusu; ödev itirafları

12.0

 

Çocukken hayata küstüysek ve bizi teselli edecek hiçbir şey yoksa o gün okulda ödev verilmiş demekti. Oyunumuzdan vakit çaldığı için en sevdiğimiz öğretmenimiz bile en büyük düşmanımızdı. Derdimizin başımızdan aştığı, ödev yaparken ağlamaklı olduğumuz yılları itiraflarla hatırlayalım istedik…

Çok ödevin faydaları

Birinci sınıfa giden öğrencime soruyorum ”Hiç tanımadığın biri seni bir yere davet etti diyelim. Ne dersin?” diye. Koparan cevap anında geliyor: ”Gelemem; çünkü çok ödevim var derim öğretmenim.” Yok, ödevi olmasa gidecek. Akıllı ve çalışkan öğrencim benim.

12.1Anne ödevi

Ödev kontrolü yaparken ”Sen eskiden daha güzel ödevler yapardın. Şimdi sanki biraz özensiz ödevlerin.” dediğim öğrenci, ”Kaç gündür babam yapıyor ödevlerimi öğretmenim ondandır.” dedi. Annesi hastaymış.

 12.2Ödev

En küçük kardeşim, ortancamız olan ablasına ödevini yaptırmak için ikna etmeye çalışıyor. Çalışıyor, çalışıyor… Sonunda isyan ediyor: “İçimdeki yaşama sevincini yok ettin be!

 12.3Ödev

Ders anlatıyorum, hazırlık yapamadığım için bilmediğim bir yerde takıldım, düşündüm ve aklıma parlak bi fikir geldi. “Bunu da size ödev olarak veriyorum.” dedim. Arka sıralardan gelen bir ses beni magmaya çekti zorla; “Hocam, siz de bilmiyosunuz değil mi?”

 12.4Ev ödevi

Arama motoruna; ”Matematik sorularının 4. testindeki 16. sorunun cevabını söyleyiniz” diye yazmamı isteyen, sonra da “Söyledi mi, söyledi mi?” diye yanımdan ayrılmayan bir afacanım var…

 12.5

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.