Dejenere Aşklar

Sonbaharın gelmesi ile en sevdiğim dönem başladı: dejenere TV programları dönemi! Ben bu programlarla ilgili katı eleştiriler yapmayacağım, bir dönemi kasıp kavuran moda programları sayesinde bakkala giderken bile smoke eyes makyajı yapan genç kızlarımız beni pek güldürdü. Şimdi ise yeni favorim, Türk aile yapısına uyması için zorlanmış kısmet arama programları!

Programların özü aslında flört olsa bile, Kayseri’de Sultan Apartmanı’nda yaşayan Gülsüm Teyze’nin kızına izletmesi için olayın sonuna bir havuç koymaları gerekiyor, o da elbette ülkecek balıklama atladığımız evlilik!

Geçen sezon hayatımıza güm diye giren bu kısmet programları, bu sonbaharda kaldığı yerden devam ediyor. Ama ne devam etmek… Yaldır yaldır dejenerelik akıyor artık! Bu programlarda erkekleri kimler giydiriyorsa yazık günahtır, hepsi dar paça taytımsı pantolonu çekmiş altlarına, paçalar aynı boyda kısaltılmış, sivri buruna yakın ayakkabılar, dar gömlekler ve en favorim olan gömlek rengine uyum sağlamış iğrenç kemerler! Beyler size noluyor? Neden kendinizi bi’ salmıyorsunuz! O kadar dar giymek neden! Bırakın kan kalbinize yayılsın!

Asıl, bir kadın olarak beni rahatsız eden yarışmadaki erkeklerin tutumu… Kadınlar için “benim için ne yapardın, mücadele et” konseptli konuşmalar yapıyorlar. Kadınları kendileri için yarışmaya kışkırtıp aşkı enteresan bir algıya çeviriyorlar! Yapmayın allah aşkına aşk böyle at koşturur gibi yarışa sokulacak bir kavram mı? Oysa aşk, varoluşun anlamına ermişcesine gerçek ve büyüleyici bir kavram.

"Façan yansın karşiiim"
Façan yansın karşiiim

Yarışma boyunca kadınının nasıl ev işi yapması gerektiğini, evi çekip çevirmesi gerektiğini anlatıp hemen akabinde “Elbette eşimin çalışmasına karşı çıkmam, böyle bir devirde de çalışmalı zaten” modernizmi ile kadının kimliğine köleliği de ekliyorlar. Çalışmalı zaten evet, herkes çalışmalı, üretmeli ve evet yemek de yapmalı, düzenli de olmalı ama bunu kadın değil insan yapmalı. Robot gibi çalışmamalı, mutlu olmak için çalışmalı! Görev gibi yemek yapmamalı, yerken keyif aldığı için yapmalı! Bu tip programların “kadın” ya da “erkek” vurgusundan öte ve hatta önce “insan” vurgusunu yapmalı. Belki de bu programların kadrolarında kesinlikle hümanist insanlar olmalı, kavga izlemeyi entesan bir şekilde seviyoruz ve evet gerçek hayatta da böyle karakterler var. Toplu taşımada bir kadın arkadaşımıza, şort giydiği için tekme atan adamı hepimiz gördük! Gerçek hayatta daha da beterleri var, TV’de bunları görelim ama bunları eğitecek, bunların yanlış olduğunu izleyenlere gösterecek hümanist insanlar kesinlikle olmalı. Bu davranışları destekleyecek ve bunu “delikanlılık” kelimesi altında meşrulaştıracak, insanların sırtını sıvazlayarak üstüne cesaretlendirecek programlara ihtiyaç yok sanırım. Bir de o berbat erkek kıyafetlerine ihtiyaç yok sanırım! Lütfen dar pantolon, dar gömlekler, V yaka tshirtler giymeyin beyler!

Gelelim bu haftaki yarışmamıza, biliyorum Sosyopix‘i çok sevdiniz! Bu hafta da yarışmama katılanlara güzel anılarını ölümsüzleştirmeleri için Sosyopix hediye çeki armağan ediyorum… Sorumda çok basit aşkı tek kelime ile anlatın! Mesela benim için aşk kesinlikle varoluştur!

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

5 Comments

  1. Kesinlikle “dilhun” derdim. İçi kan ağlayan demektir. Gönül manasındaki “dil” ve kan manasındaki “hun””dan oluştuğu için…içimdeki bana özel karşılıksız aşkı anlatacak daha güzel Türkçe bir kelime bulamıyorum!:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.