Evrenden İstiyorum!

Bu aralar kişisel gelişim kitaplarına fena halde takmış durumdayım. Aykut Oğut’un kitabına gelene kadar, evrenden istemenin gücüne inanmıştım. Hatta arkadaşlarım tarafından Telli Baba’ya dönüşmüş bir buzdolabım bile mevcut. Bundan iki sene önce yeni yıla girerken, buzdolabımın üzerine hedeflerimi yazdığım bir kağıt yapıştırmıştım. Birkaç ay sonra tesadüf bir baktım, istediğim her şey gerçekleşmiş, kimisi dolaylı yoldan, kimisi direkt! Sonra elbette ben işin şeyini çıkarmak için abandım kağıda kaleme, canım ne istiyorsa yazdım. İşin enteresan tarafı, birkaç isteğim dışında hepsi gerçekleşti.

Yan bakışı yakar…
  1. Zengin olmak
  2. Uzaylı görmek
  3. James Franco ile hunharca geçirilmiş bir gece

Aslında listem James’ten sonra biraz ahlaksızca devam ediyor ama yazıp kendimi sizden soğutmayayım.

Olumlu davranmanın, olumlu cümleler kurmanın sihirli bir şey olduğunu geçtiğimiz yıllarda öğrenmiştim zaten. Bütün bu kişisel gelişim kitapları da aynı şeyden bahsediyor. Hızla işin özünü anlatayım! Üzülmekten nefret ediyor ve üzülmek istemiyor musun? O zaman, “Üzülmek istemiyorumdemeyecekmişsin. Çünkü evren sen ne dersen onu yapıyormuş, onun için istemek ya da istememenin bi önemi yokmuş, ‘üzülmek’ kelimesinin bir önemi varmış. Sen “Üzülmek istemiyorum” dediğin an, evren sana istediğini temin edip haşırt diye seni üzecekmiş.

Ulan sevgili evren, yıllarca istediğim binlerce şeyi yerine getirmedin de, yarimizden iki gün ayrılınca ağlak ağlak, “Üzülmek istemiyommm” deyince mi, dileğim senin için emir oldu!

1997 Leonardo DiCaprio ile çılgın geceler
2002 Teoman ile doludizgin geceler
2005 Jude Law ile kararsız ama aksanlı geceler
2006 Adam Sandler ile eğlenceli geceler
2009 Ferhat Göçer ile anlamsız geceler (Lütfen! Bilinçaltımı sorgulamak haddime değil.)
2012 Rhett Butler ile nostaljik geceler
2014 Spor salonundaki hoca ile work work work?!?
2016 Sevgilimle huzur dolu geceler (Çok da huzurlu olmasın!)

Evet… Bana bu dilekleri gerçekleştirmemiş evren, oturmuş karşıma, “OMO SON OZOLMOK OSTOMOYOROM DODON” diye beni üzüyorsa, öyle evrenin canı cehenneme!

Hayat bayram olsa...
Hayat bayram olsa

İşin şakası bir yana, bu olumlamaların hepsine katılıyorum. Pozitif yaşarsan pozitif şeyleri çekiyorsun; negatife düştüysen, daha önce gözünle algılayamadığın, hislerinle tercüme edemediğin ama zaten var olan negatif şeyleri daha net görüyorsun.
Mesela sevgilinle ayrıldığın gün, berbat bir işte çalıştığını da anlarsın. Maaşın yetmez, ailen seni anlamaz, arkadaşların seni sevmez, dünya sana karşıdır. Çünkü negatifsin. İşini zaten sevmiyorsundur ama manitan seni terk edene kadar gözüne batmamıştır. Kim ailesiyle dört dörtlük anlaşır ki? Dünya zaten garip değil mi? Yuvarlak desen yuvarlak değil ama yuvarlak gibi de… Neyse ben şu, ‘Evrenden Torpilim Var’ kitabını okuyunca bir sinirlendim. Aslında adam çok güzel anlatmış, üslubunu da çok beğendim. Her şeyi tek tek anlatıyor. Sevmediğim şey, iki örneğinden biri Amerika’ya oyuncu olma hayali ile gittiği, önüne engeller çıktığı, sürekli olumsuz olduğu için hayalinden uzaklaştığı bla bla bla… Kitabın sonuna henüz gelemedim, dilerim sonunda bana, asıl istediğinin oyunculuk olmadığını söyler. Zira adam OYUNCU DEĞİL! Olamamış! Evrenden her şeyi isteyelim ama hiçbir şeyken Leonardo DiCaprio olmayı istemek bana biraz saçma gibi geliyor. Ayrıca Leonardo’yu süründüren Akademi seni beni harcar Hatice!

Yine de evrenden isteyin! İsteyelim. Mesela ben artık evrenden tutku, aşk, romantizm ve elbette daha yüksek gelir istiyorum! Buyurun birlikte isteyelim!

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.