Hayatım Tehlikede!?

Aslında bu sabah aşk, sevgi ve mutlulukla ilgili bir yazı hazırlamayı planlıyordum. Sabah bir heves uyandım ve bilgisayarımın başına geçtim. Sonra hemen yanımda siyah bir şeyin hareket ettiğini gördüm, hiii aman yarabbim! O da nesi, akrep!

Çok yakında ben...
Çok yakında ben

Ben hayatımda hiç akreple karşılaşmamış biri olarak, yeni taşındığım bu şahane evde iki ay önce akreple tanıştım. Parmağımın ucu kadar minnacık bir şey olduğunu görünce, yavrusu sandım ayakkabımla hop ezdim, sizlere ömür! Ben zannediyorum ki akrepler 20-30 cm falan oluyorlar, yavrusu buysa diyorum anası babası kesin bir yerlerde saklanıyor. Acılı anası gece feryat içerisinde gelip intikamını alacak diye düşünüyordum -ki meğer akrepler öyle Marvel karakterleri gibi kocaman olmuyormuş, en büyüğü 10 cm oluyormuş. Yazık dedim boşuna öldürdüm sabiyi! Ama yine de tribe girip kedimi, köpeğimi alıp birkaç gün arkadaşımda kalarak evimi ilaçlattım.

Sonra öğrendim ki, bu akrepler yalnız gezmezlermiş, çift halinde dolaşırlarmış. Ben galiba sevenleri ayırmışım, zavallı kadının kocasını hunharca öldürmüşüm. Sabah da karısı ile karşılaştım, hayır dedim, öldürmeyeceğim ama şimdi biraz pişmanım açıkçası.

Akreple birlikte anladım ki, ben hariç herkes akrep eksperi.

“Sen bir şey yapmadıkça o sana bir şey yapmaz”

Ya hu, benim hayvana yapacağım tek şey onu öldürmek olur. Onun dışında napabilirim bana bir şey yapması için? Ayrıca herkes ağız birliği yapmış bunu söylüyor, nerden eminsiniz arkadaş? Açıkçası böyleyse akrepler kelimenin tam manası ile geri zekalılar demektir. Ben akrep olucam, süper güç gibi gücüm olacak ve “Bana kimse bir şey yapmazsa ben de bir şey yapmam dicem” valla kuyruğuma fullerim zehiri sağa sola, önüme gelene dağıtırım, zehir bu boru mu yani?

Hepsini satın alıyorum...
Hepsini satın alıyorum…

“Kedi besle, kedi olan evde akrep olmaz”

Benim kedim herhalde görünmez ki, akrep iki defa ortaya çıktı. Zaten benim kedim bir şapşal, o akrebi öldürene kadar çoktan burnuşunu sokar akrep onun.

“Kesinlikle o evden taşın”

Bu verilen akla hayranım, ya herkes ha deyince mis gibi taşınıyor mu? Açıkçası İstanbul gibi bir şehirde duvarlarımdan yılanlar fışkırmadığı sürece kolay kolay taşınabileceğimi zannetmiyorum!

Akrep konusunda aldığım bütün öneriler benim için işe yaramaz öneriler oldu. Evi ilaçlatmam bile işe yaramadı. Kocasını öldürdüğüm için bana kurulan akrep inşallah sabah ki iyi niyetimin farkındadır ve onu öldürmeyi istemediğimi biliyordur.

Bu hafta akrepler şerefine bir UpWatch vereyim diyorum! Madem konu ölümcül öldürmeli minik dostlarımız o halde bana en korktuğunuz haşereyi yazarsanız, aralarından en korkuncunu seçip hediyeyi ona göndereceğim!

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

5 Comments

  1. küçüklüğümden beri en çok örümceklerden korkarım ya.Hani korkmak derken normal bir anımda değil,savunmasız bir anımda 🙄 Annem küçükken “Örümcekler çok yumurtlar,gece uyurken saçına yumurta bırakırsa her tarafından yavrular çıkar” demişti,oldum olası korkuyorum bende işte,odada örümcek gördüm mü uyuyamam

  2. Hamam böceği tabiki,hem çok fazla var her yerde karşına çıkabiliyor,hemde çok hızlılar kaçman gerekiyor 😶😶

  3. Kesinlikle siyah hamamböceği şark deniyor. Halk dilinde Kara Fatma. Kocaman antenli kabuklu ıykk hele bir de ona bastığımı düşünmek bile istemiyorum çıplak ayakla. Bir de üzerimde yürüse el Fatiha 🙂 güldüğüme bakmayın korkarak yazıyorum düşündükçe bile ürpertmeye yetiyor :/ aramızda kalsın ilaçlama şirketinde çalışıyorum ama nafileeee

  4. Tam bir hayvanseverim ben, yolda gördüğüm kedi, köpek her ne varsa mıncıklarım, dalda öten kuşlarla birlikte ıslık çalarak ben de öterim mutlaka. Ama söz konusu ÖRÜMCEK hayvanı oldu mu, arkama bile bakmadan kaçtığım doğrudur. Üniversite öğrenciliğim esnasında Yurtkur’un kız öğrenci yurdunda kalmıştım bir dönem ve banyo için sıcak su akşamları 1 saat kadar verilirdi. Banyo sırası nihayet bana gelip te duşa girdim saçımı şampuanladım ve kafamı kaldırdım. Tavandaki ağından sarkan koccaman birr örümcek ile kelimenin gerçek anlamıyla burun buruna geldim. Kaç desibel ile canhıraş çığlık attım bilmiyorum, ama 3 kat aşağıdaki zemin kattan duyulmuş, ben plastik duş perdesini de kopararak anadan üryan banyodan fırlamışım. Arkadaşlarım zar zor sakinleştirdi, üzerime havlu verdi, 1 saat sonra sıcak su bittiği için ben musluktan gelen buz gibi su ile bir alta katta duş alarak durulanmıştım. Çok feciydi çok, 40 yaşıma geldim evde bir örümcek göreyim hemen dışarı çıkarım ev ahalisi örümceği yakalayıp bertaraf etmek için seferber olur.Geçenlerde örümcek sevgimi !!! bilen akıllı iş arkadaşım bir video seyrettirdi bana, çocuğun kulağına giren örümcek yuva yapmış yavrulamış, irili ufaklı onlarca vıcır vıcır örümcek çıktı o kulaktan. Ben elimde telefon koltukta kendimden geçmişim, zor ayıltmışlar, o derece korkuyorum örümcek canlısından. Bu arada çocukken en sevdiğim ve harçlıklarımla sarı kağıda basılı albümlerini satın aldığım çizgi roman kahramanı da ÖRÜMCEK ADAM’dır. Evet feci bir çelişki…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.