Kazablanka Gezi Notları

Casa-Mosquee-casablanca

 

Yolunuz Fas’a düştüyse en büyük şehri olan Kazablanka’yı mutlaka ziyaret etmenizi öneririz. Atlantik okyanusunun dalga seslerinde aradığınız huzuru bulabilirsiniz. Yemek kültürleri bizden çok uzak değil. Hatta aç kalma ihtimaliniz hiç yok çünkü nefis pilavları aklınızı muhtemelen başınızdan alacak. Yalnız taksicilerden ısrarla taksi metreyi açmalarını isteyin yoksa sonucuna katlanırsınız. Gelin itibarsahibi anlatsın biz dinleyelim. Deneyim önemli sonuçta…

 

1) Fransız sömürüsünden 1950 yılında kurtulmuş olmasına rağmen hala izlerini görmek mümkün. Fransızca gazeteler ve restaurantlarda Fransızca menüler görebilirsiniz. Yaşam tarzları ve bakış açıları bana  Arap ve Batı kültürü arasında sıkışıp kaldıklarını, henüz kimliklerinin oturmadığını düşündürdü.

2) Merkezde eski çarşı adında bir turistik alışveriş mekanları var. Halı, nargile, gümüş hediyelik eşyalar, yerel kıyafetler gibi çok çeşit bulmak mümkün. Sabah dolaştığımda bir tezgahın başında kuyruk görünce merak ettim ve yanaştım, bildiğimiz salyangozu kaynatmış suyunu içiyorlardı, çekim yaptığımı görünce tepki aldım ve hemen uzadım oradan.

3) Bunun yanı sıra yemekleri fena değil, et ağırlıklı ve baharatlı, pilavları leziz.

4) Yeşil çay ve taze nane ile yapıp, demlik ile servis ettikleri bir çeşit çayları var. Gerçekten çok beğendim. Rahatlatıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı bir etkisi var.

5) Gece hayatı çok olmamakla birlikte “Diwan” adlı meşhur bir mekanları var. Onlara göre bizim Kuruçeşme’deki mekanlar tarzı bir yer ama sanki kahvehaneden bozma. İki katlı bir yer olmasına rağmen küçük. Nargile, kahve, çay ve kola içiyorlar, alkol görmedim.

6) Kızların güzel oldukları yetmezmiş gibi inanılmaz bir dekolte ile, erkeklerse gayet sıradan giyimleri ile mekanda takılıyorlar. Mekanda canlı müzik yok ama canlı yayın yapan Arapça bir kanal var, bizim Urfa sıra gecelerini andıran hareketli şarkılar çalıyor, mekandakiler onu dinleyip son derece eğleniyorlar.

7) Sağolsunlar kızların ilgisi o kadar çoktu ki, kendimi orada “Kıvanç Tatlıtuğ” gibi hissetmeme sebep oldular. Bulunduğu coğrafya nedeni ile alenen sarkmalarına bir anlam veremediğim gibi, çok da şaşırdım.

8) Yönetmenliğini Michael Curtiz’in yaptığı 1942 yapımı bir Holywood klasiği olan Casablanca’ filminin çekildiği barı görmek istemiş olmama rağmen program yoğunluğumdan kısmet olmadı, bir daha ki sefere diyerek geri döndüm. Kesinlikle gidip görülesi bir yer. Tavsiye ederim.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.