Maskeler

Persona isimli eski bir film izlemiştim, karmaşık ve sanırım biraz ağır bir filmdi. Persona aslında maske demek, psikolojide de bize şunu sorgulatır: Günlük hayatımızda birden fazla takındığımız maskemiz vardır, yani birden fazla kişiliğimiz, peki gerçekte hangisi biziz?

Böyle bir zaman diliminde hele, persona doruk noktada olabilir. Bazen kendi Instagram sayfama bakıyorum, hep en eğlendiğim anların fotoğraflarını paylaşıyorum, en çok güldüğüm, en mutlu olduğum anlar. Peki gerçekte her zaman o fotoğraflardaki kadar mutlu ve keyifli miyiz? Paylaşımlarıma özen gösteriyorum, zayıflığımı, mutsuzluğumu kimse anlamasın diye daha soğuk duruyorum, daha başka şeylerle uğraştığımı göstermeye çabalıyorum. Muhtemelen birçoğunuz da bunu sürekli yapıyordur zaten… Peki zayıflığımı açık verdiğim zaman neler olacak? Saçım başım dağınık, bir depresyon sonrası fotoğrafımı paylaşsam kaç like alır? Düzensiz, darmadağınık evimde bir anımı paylaşsam? Kötü geçen bir toplantının sonrasında özgüvenimin ne kadar harcandığını anlatan yazı yazsam? Başarısız olup olmadığımı sorguladığım, kendimi güçsüz hissettiğim anları kaleme alsam? Ayrılık sonrasında çok eğleniyormuş gibi görünmek yerine ne kadar acı çektiğimi gösteren paylaşımlar yapsam?

Sanırım bu en insancıl davranışları sosyal medyada paylaşmaktan çekiniyoruz. Aslında haklıyız da bir bakıma. Şöyle düşünün, mutlu başlayan birlikteliğiniz ne zaman sekteye uğramaya başlıyor? Muhakkak siz kendinizi kötü hissetmeye başladığınız zaman. Karşınızdaki insan sizin bu yeni ve kötü halinizi sevmek istemiyor, bu halinizi sevmekten korku duyduğu an, iç güvenliği devreye girip korumaya alıyor. Sonrası zaten çöküntü ve sorunların başlaması. Oysa en kötü haliniz de, en mutlu olduğunuz an kadar insancıl değil mi?

Son zamanlarda kişisel gelişim kitaplarının büyük yalan olduğu kanısına kapılmaya başladım. Mutsuz olmaktan kaçmak için yapılan yöntemler, enerjini değiştirme çabaları… Oysa en tabii olan dibi görmek ve ondan dersler çıkarmak değil mi? Hem itiraf etmek gerekirse daha işe yarayan bir kişisel gelişim kitabı görmedim. Baksanıza Aşk Doktoru, Mehmet Coşkundeniz’in bile aşk acısı çektiği bir gerçeklikte yaşamaya çalışıyoruz.

Aslında olması gereken çok basit bir sistem. Bugün mutsuz olduğunuz bir anı paylaşmayı deneyin, kimseyi suçlamadan, atar gider kasmadan, sadece ne kadar hüzünlü olduğunuzu anlatan bir paylaşımda bulunun. Like sayısından çok, sizinle ilgilenen insanları göreceksiniz, işte o zaman gerçek tatmin başlayacaktır. Bu da benim hüzünlü yazım olsun, hep mutluymuş gibi davranmak yorucu ve gerçek mutluluğun verdiği tatmini azaltıyor. Galiba bu durumu en iyi özetleyen animasyon filmi Inside Out olmuştu…

Bu hüzünlü yazımı okuyup, bana gülümseyebileceğim bir gezegen ismi söyleyene Avon’dan kozmetik seti hediye edeceğim, hatta arttırıyorum yanında bir de UpWatch hediye ediyorum! Gezegenimi sabırsızlıkla bekliyorum! 

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

3 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.