Ön yargı!

 

Hem kitabı, hem filmi var...
Hem kitabı, hem filmi var

Her ne kadar kendimi şahane bir şey sansam da, benim gibi bir insanın bile bu evrende yaptığı hatalar olabiliyor. (Aslan burcu olduğumdan bahsetmiş miydim?)

Bundan birkaç yaz önce, Alaçatı’da güzel bir mekanda eğleniyorduk. Mekandan çıkarken valeye, arabanın anahtarını istemek için fişimi uzattım. Ben ısrarla uzatıyorum, çocuk ısrarla oralı olmuyor. Artık bir noktada sinirlenmeye başladım.

Sabaha karşı mı çıkarım buradan” diye çocuğa sordum. Çünkü yaklaşık on dakikadır beni bekletiyor. Küçük, zayıf, esmer, çelimsiz genç bir çocuk. Olsun olsun, 18- 19 yaşındadır.

Pardon hanımefendi anlayamadım” diyerek, sorgulayan ama kibarlıktan da ödün vermeyen bir soru sordu. İyice çileden çıktım ve biraz saygısızca, “Patronunu çağır” diye söylenmeye başladım.

Çocuk, “Tövbe estağfurullah” gibi ya da daha küfürlü versiyonda bir şeyleri ağzının içinde geveledi.

Biraz sonra mekanın önüne tank gibi bir araba geldi. Şu cip olanlardan. Az önce vale sandığım minnak çocuk anahtarını aldı, arabasına bindi, tozu dumana kattırdı ve gitti. Sonradan öğrendim ki, baya ünlü birinin evlatcağızıymış. İyi yine sabırlıymış, ben olsam, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” diye başlar, tam bir Aslan burcu gibi, “Seni satın alırım ben be” diye tamamlardım!

O gün bana bir ders vermiş oldu. İnsanları gerçekten görünüşlerine göre mi değerlendiriyordum? Peki, çocuğun zengin biri olduğunu öğrendiğimde içten içe duyduğum saygı, sempati, benim sığ bir insan olduğumu mu gösteriyordu?

Düpedüz sığ, kalıplarla yaşayan, ön yargılara sahip bir insana dönüşmüştüm. Peki, içten içe hepimiz mi böyleydik? Nasreddin

Olmazsa olmaz...
Olmazsa olmaz

Hoca’nın, ‘Ye kürküm ye’ hikayesi böyle zamanlar için var galiba. Ne çok ders çıkarılacak bir hikaye. O gün yaşadığım şeyden sonra ön yargılarımdan kurtulmak ve sığ bakış açımı değiştirmek için kendimle mücadele ettim. Hala zaman zaman insan etiketlediğim oluyor. Ama üzerinde yaşadığımız organizmanın bir parçası olduğumuzu ve sahip olduklarımızın manasız birikimler olduğunu idrak edebildiğimde, mucizevi varlıklar olduğumuzu kavramış oldum. Kazandıklarımız, statülerimiz, varlıklarımız ise, yalnızca geçici özelliklerden ibaretti.

 

Elbette bunu idrak etmeme sebep olan bir belgesel vardı: Cosmos! Hala izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Geldik hediyeli olan o en güzel kısma… Bu hafta herkese benden, Kadıköy Moda’daki Diri Güzellik’te cilt bakımı! Tabii ki herkese değil, sorumu doğru cevaplayacak o birtanecik minnoş insana. Bu haftaki sorum: Ben nereliyim? İpucu vermeyeyim artık… 😉

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

7 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.