Portekiz Gezi Notları

Ville de Porto Portugal

 

Yazın rengarenk festivallere ev sahipliği yapan Portekiz, Avrupa’nın da en gezilesi yerlerinden biri. Denizi, plajları, nehirleri ve yemekleri ile ünlü bu ülkeyi yanınıza en eğlenebileceğiniz kişiyi alarak gezme planlarına başlayabilirsiniz. Bisikletle uzun doğa gezileri yapın. Ormanların yamaçlarındaki üzüm bağlarında bol bol fotoğraf çekinin. Tabii tüm bunları bir rehber eşliğinde yapın. Buyrun size itibarsahibi ve notları…

 

1) Başkent Lisbon İstanbul’a benzerliği ile dikkat çekiyor. Bizim Boğaz Köprüsü gibi köprüleri var ve İstanbul gibi yedi tepeli. İnsanları gayet rahat. Bindiğim aracın şoförü, öndeki aracın şoförünün cep telefonu ile konuşmasını tek bir kez olsun kornaya basmadan (abartısız söylüyorum) tam 17 dakika bekledi. Bizde olsaydı kesinlikle devreye“levye” girerdi.

2) Zeytin çok tüketiyorlar, akşam yemeklerinde muhakkak masada zeytin oluyor. Saat 17:00’den sonra kesinlikle iş konuşmuyorlar. Akşam 21.00 gibi yemeğe oturup, yemek sonrası karaoke barlarda takılıyorlar. Barlarda “Bachata” dansı revaçta. Bir kafede nargile görünce şaşırdım açıkçası. Onu içmeyi de beceremiyorlardı. Koca nargileden sigara dumanı gibi zayıf duman çıkartıyorlar. Böyle olmayacağını söyleyip aldım elime, dumanını şimendifer gibi tüttürünce şaşkın bakışlara maruz kaldım.

3) Morina balığından yaptıkları ve yine Morina anlamına gelen geleneksel bir yemekleri var “Bacalhau.” Portekizli kadınlar geleneksel olarak evlerinde yaparlarmış. Yılın her gününe denk gelecek şekilde tam 365 çeşidi var. Ben birkaç çeşidinin tadına baktım, gayet güzeldi.

4) Ünlü Portekizli kaşif Vasco da Gama’nın denize açıldığı yeri koruma altına almışlar, ziyarete açık.

5) 1800’lü yılların sonuna doğru açılmış ve hala faaliyette olan tatlısıyla ünlü bir tatlıcı var. Meşhur “Belem tatlısı” . İsa’nın Kudüs’de doğduğu yerin adıymış “Belem.” Onun ismini vermişler… Hamuru Milföy gibi, ortasında muhallebi olan, tarçın ekleyerek servis edilen bir tatlı. Sıcak olarak yeniyor. Hoşuma gitti.

6) Genel itibari ile kızları güzel değil. Zaten Brezilya’dan gelen hatun çokmuş. O hatunları da rahatlıkla kalçalarından tanıyabiliyorsunuz, bunun için illa Sambacı olmaya gerek yok. Çok net.

7) Lisbon’dan karayolu ile Viseu’ya geçtim. Otoban üzerinde bir yön tabelası dikkatimi çekti. “Fatıma…” Evet, tabelada yazan aynen bizim bildiğimiz şekli ile “Fatıma”. Sordum, araştırdım; Rivayete göre geçmişte üç çoban çocuk orada Hz. Meryem’i görmüşler. Ve o üç çocuğa da üç ayrı sır vermiş. Kimseye söylememişler. Bir tek o devrin Papa’sına söylemişler. Üç sırdan ikisi gerçekleşmiş, biri henüz gerçekleşmemiş ama bekliyorlarmış.

8) Viseu’da 12.Yüzyıldan kalma bir Katedral var. Orayı görmemi istediler. Kabul ettim, bir yandan dinlerini anlatırken bir yandan katedrali gezdirdiler. Üst katını müze haline getirmişler. Eski Papaların kıyafetlerini, keplerini, haçlarını, çanlarını sergiliyorlar. Ben de dilim döndüğünce hepimizin bildiği dini konulardan bahsettim. İlgilerini çekti, müzeyi gezen diğer ziyaretçilerde ilgi gösterince, 15-20 kişilik bir grup oluştu etrafımda ve gerçekten ilgi ile dinlediler, sorular sordular. Sanırım bir Katedral’de vaaz eden tek kişi olarak tarihe geçtim.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.