Roma Gezi Notları

roma2

 

Roma, tarihin en kanlı sporlarına ev sahipliği yapmış, şiddeti kadar büyü¨aşkları da yine aynı topraklarda barındırmayı başarmış meşhur şehir. Modanın başkenti, yakışıklı erkeklerin deposu, pizza kokularının odak merkezi… Herkes şöyle derinden bir iç çekti mi? Öyleyse bir de itibarsahibi ‘ne kulak verelim.

 

1) Tabii ki Kolezyum gezilecek yerlerin en başında geliyor. Sadece görsel olarak değil, gladyatör karşılaşmalarını, suçluların aç aslanlara atılmasını, işkencelere ve türlü ölümlere sahne olduğunu düşünerek gezmek gerek diye düşünüyorum. Koridorlarında dolaşırken yaşanan tüm bu olayların maketlerini, yapılan kazı çalışmalarında bazı hayvanlara ait kafatası kemik parçaları, mermer üzerine yazılar vs. görmek mümkün. Etrafında gladyatör kılıklı adamlarla resim çekilebiliyorsunuz, ”Elin adamıyla ne resim çektireceğim“ diyerek uzadım oradan.

2) Trevi çeşmesi, yani diğer adıyla aşk çeşmesi de görülmeye değer. Ortasına Poseidon tezgah kurmuş, soluna Ceres’i, sağına da Salus’u almış, geleni geçeni izliyorlar. Millet dilek dileyip sırtını çeşmeye dönerek havuza para atıyor. Valla benim ilk aklıma gelen Ferdi Tayfur’un Çeşme şarkısı olmuştu. Şarkı kesinlikle İtalyancaya çevrilip fondan verilmeli.

3) İspanyol merdivenlerinin tarihinden başka çokta bir şey yok aslında ortada. Ne demeye onca insan oraya gider, bu kadar ilgi gösterir anlamadım. Bildiğin merdiven yani. Ama şu var ki, tarihlerini kültürlerini iyi satıyorlar. O kadar çok turist var ki, hani bir İtalyan kız göreyim de güzel mi değil mi bir fikrim olsun dedim ama, kim İtalyan, kim turist ayırmak mümkün değil.

4) Kolezyum’u soluma alıp bir asfalt rampadan yaklaşık 500 metre yukarı çıktığımda bizim 4. Levent’ten, Sanayi mahallesine geçmiş hissine kapıldım. O kadar işlek, kalabalık bir noktadan birden bire varoş bir semte ani bir geçiş oldu.

5) Evet, modanın başkenti eyvallah. Tüm markalar orada. Fakat her şey çok pahalı. Bir mağazada gördüğüm takım elbisenin fahiş fiyatı beni çok şaşırttı. Hayatta giymeyeceğim, demode bir kumaş ve tarz. “Bizim eski Denizli Sümerbank basma fabrikasından daha iyi kumaş çıkardı” diyerek yoluma devam ettim.

6) Nasıl biz de önceden her semtte ne alırsan 1 Lira’cı dükkanlar vardı, orada da 1 Euro’cu dükkan görmek beni şaşırttı. Kesin bizden arak yaptılar.

7) Dönüşte uçak belirsiz rotar yaptı. Ve ciddi anlamda sigara başıma vurduğu için dışarı çıkmayı, tekrar onca güvenlikten geçmek zoruma gittiği için göze alamadım. Ve bir kuytu bulup sigaramı yaktım, fakat havaalanı metrosu arkamdan geçiyormuş. Bir sürü İtalyan kapıdan bana bağırarak el-kol hareketi yaptılar ama tınmadım. Sadece arkamı dönüp, elimin tersiyle “Hadi oradan!” ifadesi yaptım. Eğer metro durağı orada olsaydı yapar mıydım bilmiyorum tabi. Velhasılı kelam siz bana bakmayın, fırsatını bulursanız gidin görün derim naçizane. Hakikaten güzel yer.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.