Ruhumuzun gıdası, başımızın en tatlı belası müzik itirafları

9.0

Kabul edelim, müziksiz geçen bir hayat susuz kalmış çiçeğe, Leylasını kaybetmiş Mecnun’a, şekeri elinden alınmış bir çocuğa benzer. Mutluyken, üzgünken, aşıkken ve en önemlisi; heyhat, aşk açısı çekerken bize biricik dostumuzdan bile yakın olan müziği anmadan geçmemiz olmazdı. Hepimizin birer assolist, müzisyen ve besteci oldukları hayatlarımızı biraz da itiraf notalarıyla süslemek istedik.

1.Müzik sevgisi

Sesim güzel olmasına rağmen topluluk önünde asla şarkı söyleyemem. Bunun nedeni ilkokul sıralarına uzanıyor sanırım. İlkokul ikinci sınıfa gidiyorum, müzik dersi yapıyoruz. Öğretmenimiz. “Şarkı söylemek isteyen var mı?” diyor ve ben hevesle atılıp başlıyorum. “Yıldızların altındaaa, İstanbul’un parkındaaa, ben bir oğlan sevmiştim aman allah 13-14 yaşındaaa. Arabaya binersiiiiin, lastik patladı dersiiiiiin…” Öğretmenim kızarak beni yerime oturtuyor. Müzikle ilgili her şey başlamadan bitiyor. Ama çok küçüktüm yaaa…

9.1

2.Boyacı

Evde tadilat yapıyoruz, fonda Latin müzikleri çalıyor. Boyacının yanından geçerken arkadaş içten dileklerini iletiyor. ”İnnşallahh bu müzikleri yapan adam ölmüştür.”

9.2

3.Taytanik

Karşılıksız çeki için aradığım müşterimizin otomatik santrali devreye girdiğinde fon müziğinde “Titanik” filminin müziği çalıyor ve kimse telefonları açmıyor. Aldık biz mesajı arkadaşım tamam batmışsınız.

9.3

4.Blade

”Ya şu Blade’in müziği nasıldı?” diye soruyor bir arkadaş. Diğeri yanık sesiyle veriyor cevabı: ”Bileydim, sana nereden gönül verdim, bileydim…”

9.4

5.Titrek babaanne

 Babaannem herhangi bir müzik duyduğunda titrek hareketler yapmasını 9. ayın 8’inde doğmasına bağladı. Çok 9,8’liktir kendisi!
9.5

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.