Tutamıyorum Zamanı

Ah be...

Geçtiğimiz haftalarda bir yazı okumuştum. Yarım kalan hikayelerin neden daha akılda kalıcı olduğuna dairdi. Galiba beyin yarım kalan anıları daha fazla akılda tutuyormuş. Bu yüzden de tamamlanmamış aşklarımız, kendini büyülü bir serüvenin ortasında kalmış gibi hissediyormuş. Kısaca büyük bir aşkımız varsa, unutamadığımız biri varsa, aslında bu durumun, o kişinin ya da o aşkın büyük olması ile uzaktan yakından alakası yokmuş. Beyin sadece ‘bu işi bitir’ komutunu verdiği için, hafızalar diyarında o isimleri gözümüzün önüne çıkarıp çıkarıp duruyormuş.

Bu yüzden olsa gerek, ilk aşklarımızı gerçekten unutamıyoruz. Ama işin özü, benim bir tane ilk aşkım yok ki! Çocukken kulaktan kulağa oynadığım Mustafa da ilk aşkım gibi, ilk uzun süreli sevgilim de ilk aşkım gibi… Düşünüyorum taşınıyorum ve en unutulmaz anımı yokladığımda, gözümün önüne çok tatlı bir hikaye geliyor.

Henüz daha müthiş genç olduğum yaşlarımda, benden yaşça büyük sayılabilecek bir arkadaşım vardı. Her şeyi birlikte yaptığımız bir çocuktu. Aslında en ön sırada hayran hayran izlediğim, aşkından öldüğüm, baktığımda gözümün içini bile gıdıklatacak kadar enerji aldığım biriydi. O yaşlarda da yıldızlara, aya kafayı takmış olmalıyım ki, çocuk beni dolunay izlemeye çağırmıştı. Şimdi düşününce, ne romantiklikmiş.

Sahile inip kumsala oturduk. Gökyüzü müthiş temiz, dolunay kabak gibi. Hani yaşımız da küçük, öyle şarap eşliğinde izlenecek yıllar değil, bildiğin erik kütlete kütlete izliyoruz ayı. Şu an o günü düşündüğümde, arka fonda Zerrin Özer ‘O yaz’ şarkısı çalıyor adeta.

Ah be...
Ah be…

Çocuk bana, “Dolunay en güzel başını sola eğdiğinde izlenir” dedi. Başımı biraz sola eğdim. “Biraz daha” dedi. ‘Cine5 şifresi mi çözüyoruz arkadaş’ diye düşünerek eğdim yine başımı sola. Gençlik dizilerinde olduğu gibi hoop başım çocuğun omzuna usulca kondu. Herhalde kalbim bir daha o kadar hızlı atmamıştır. Zaman bir daha öyle durmamıştır.

Yaz bitince yollar ayrıldı. Yıllar geçti, ben büyüdüm, çocuk evlendi. Muhtemelen çok şanslı bir eşi, çok tatlı çocukları olmuştur. Beynim, yarım kaldığı için mi bu anıyı unutmadı yoksa bir daha böyle bir anıya sahip olamayacağından endişelendiği için mi hep korudu, bilemiyorum tabii.

Galiba güzel şeyler yarım bırakılmamalı. Sonunda unutulacak bile olsa, yarım kalmamalı.

İşte o UP! Watch...
İşte o UP! Watch…

 

Bu hafta hediye etmek istediğim süper bir hediye var. Sorumu doğru bilene Up! Watch’tan saat hediye edeceğim. Bu kez sorum gerçekten zor! Anlattığım hikayede yaşımı doğru tahmin edene Up! Watch saat hediye…

 

 

Zodyaklı

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Facebook Yorumları

yorum

Önceki YazıSonraki Yazı

14 Comments

  1. Böyle bir olay benim de başımdan geçmişti. Zodyaklı muhtemelen sen o dönem ” ilkokula ” gidiyordun. Yani küçük , tontiş bir kızcağızdın 🙂 Tam yaşını vermek biraz zor. 9 olabilir belki de 10. Ama eminim ilkokula gidiyordun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.