Unutkanım

Ne dağda bayırda bir başına yürümek ne de suyun metrelerce altında olmak... Hiçbiri anahtarı kontrol etmeden daire kapısını çektiğim anda hissettiğim adrenalini yaşatamıyor bana.

Lüzumsuzsun

Yıllarca beni hiç sevmedin. Çocuğun gibi görmedin. Annem öldüğünde küçük kardeşim ile beni uçkurun uğruna silkeleyip attın. Yıllardır bir kez olsun arayıp sormadın. Şimdi koltuk değneğine mahkumsun diye evine geldim sağlığın için sondan bir önceki görevimi yapmaya. Seninse hala aklın kız arkadaşlarında, bitmek bilmeyen kibirin ve gururunla babalık taslamakta. Ya sabır çekip susuyorum. Son görevimi iple çekiyorum.

Tövbe

Yahu ne zor iş bütçene göre ev bulmak. Sadece uyumak için kullanacağın yere deli paralar istiyorlar. Parama göre eve de bizim Çomar bile rağbet etmez. Bir daha boşanırsam iki olsun!

Yine dolunay

Seninle olsak ne güzel olurdu diye aklıma gelmiyor değil. Şimdi sahip olduğun ailen olmayı isterdim. Olamazdı. İmkansızdı. Gözlerimin içi gülmüyor artık. Mutsuz değilim de mutlu da sayılmam hani. Deli dolu kız gitti, yerini bir karadula bıraktı sanki. Ne olur beni anla. Durmayacak otobüs peşinde koşan köpekler gibiydim. Olmayacak hayallerin peşinde koşmaktan vazgeçtim artık. Yemek yiyor, uyuyor, işe gidiyorum. İyiyim ben böyle, ne olur sen de gülümse...