image description
Erkek, 41, İstanbul

Utandım

Birlikte yemek yediğim doktor arkadaşım, bana; ''Madem bunları yemeye ve sigara içmeye devam edecektin neden bana stent taktırdın? Gidip imama pamuk tıkatsaydın daha iyiydi!'' demeseydi künefe de yemeyi düşünüyordum. Utancımdan yiyemedim ama hala aklımda!

Bir memleketim bile yok

1950'de rahmetli dedemi, müftü olduğu ve Müslümanlık propagandası yaptığı için Bulgaristan'dan sınır dışı etmişler. Dedem de 4 oğlunu ve babaannemi alarak 4 bavulla İstanbul'a gelmiş ve yerleşmiş. 3 kuşaktır burada yaşıyoruz. İtiraf mı? İzinlerini ve bayramlarını memleketlerinde geçiren insanları çok kıskanıyorum. Çünkü ben, otellerde para karşılığı yaptığım tatiller hariç; hiçbir izin veya bayramı memleketim diyebileceğim bir yerde geçiremiyorum.

Buradayım oğlum

Gece uyandığında, ''Babaaa, bana su getirir misin?'' diye seslenen ve suyunu içtikten sonra teşekkür edip "Seni çok seviyorum." diyerek sımsıkı sarılan bir oğlum var benim. O yüzden ne onu geceleri susuz bırakırım ne de ben her gece acaba bana mı sesleniyor diye merak ederim...

Yaşadığım şehir

Sabah kapıdan çıktığın anda yere tüküren bir adamla karşılaşıyorsan, arabanla daha evden 500 metre bile uzaklaşmadan sinyal kolu g.tüne kaçtığı için sinyal veremeyen bir y.vşakla karşılaşıyorsan, 10 km uzaklıktaki iş yerine en az 45 dakika en çok 2 saatte gidebiliyorsan, iş yerine giderken 4 kez kaza riskiyle burun buruna geliyorsan, herkesin; ''Ohhh memursun, sırtını dayamışsın devlete yattığın yerden para kazanıyorsun.'' söylemlerinin aksine o memurluğun sefasını değil cefasını çekiyorsan, şehrin Aksaray isimli semtinde ve büyük alışveriş merkezlerinde Rusça, Arapça ve bilumum Afrika dillerinde konuşmaları duyup kendini azınlıkta hissediyorsan, bir yanın doğup büyüdüğün bu şehirden kaçmak isterken diğer yanın bu şehrin imkanlarını ve güzelliklerini bırakma diyorsa ve akşam olup eve geldiğinde önce aile fertlerinin sonra kendinin sağ salim eve geldiğini görüp ''Bu günü de kazasız belasız bitirdik çok şükür!'' diye dua ediyorsan kesinlikle İstanbul'da yaşıyorsun demektir...

Yemedim

Okumuş, gayet saygın bir mesleği olan ve işinde yüksek makamda çalışan karımın, ''Bizim ailede boşanmak yok, gelinlikle girdiğim evden kefenle çıkarım ben'' bahanesini, ''Bizim ailede evlilik kadar boşanma da var. Çünkü evlilik kadar boşanma da normal ve bu gidişle sanırım senden önce ben kefenle çıkacağım bu evden.'' diyerek geri püskürttüm. Mutlu ve gururluyum ama maalesef hala evliyim.

İnadı inat

Yolda giderken gelin arabası görünce her zaman benim söylediğim, ''Evlenin de görün ananızın a..nı'' cümlesini dün akşam, karım benden önce davranıp söylediğinde anladım onun da bu evlilik kurumundan ümidini kestiğini. Anlayamadığım ise neden bu sürdürme inadı.

Babamın öldüğü yaştayım

Babamın kalp krizi geçirdiği yaşta ben de kalp krizi geçirdim. Sırtında olan yağ bezesi benim sırtımda da aynı yerde var. İkimizi de tanıyan insanlar karakter olarak aynı olduğumuzu söylüyor ve hayat standartımız bile aynı gerçekten. Babamı 2 yıl önce kalp yetmezliği ve akciğer kanserinden 67 yaşında kaybettik. Şimdi aklımda tek düşünce; aynı sonu benimde yaşayıp yaşamayacağım. Ölümden korkmuyorum ama babamın kanser döneminde çektiği acıları görmüş biri olarak kanserden korkuyorum ve önümde sadece yaşayacak 27 yıl olduğuna iyice inanmış durumdayım.

Borçlandım

Alacaklı olarak sokağa çıkmakla, borçlu olarak sokağa çıkmak arasındaki büyük farkı an itibariyle öğrenmiş bulunuyorum. Allah kimseyi birilerine hele de sevmediği insanlara borçlandırmasın. Resmen özgüven yoksunu ve ezik hissediyorum kendimi.