image description
Kadın, 32, İzmir

Hayır işi

Beni terk eden sevgilimle ayrılmamıza değil de bana yapılan harekete ne kadar bozulduğumu anlatıyorum kuzenime. Hayata bakış açımı değiştirecek cevap geliyor: "Amaaan! Dert ettiğine bak. Bu güne kadar kılmadığım namazın, tutmadığım orucun yerine bir garibe sevgi verip sevindirdim, öz güveni yerine geldi, sayemde kendini adam sandı, diye düşün." Onu bilmem ama benim öz güvenim tavan yaptı.

Sinsi

Beni dövdü diye şikayetçi olmamı her fırsatta burnumdan getiren, aileme zarar vermekle tehdit eden, bana yardım etmek isteyen her arkadaşımı hakaret ve tehditlere maruz bırakan yetmiyormuş gibi ev tutmama önayak olurken kontrat onun üzerine yapıldı diye bir de evime yerleşen, kirasını verdiğim evden beni kovmakla tehdit eden, kedimi bile rehin alan, çalışmayıp maddi olarak bana yaslanmaya kalkan, kıskançlık krizleriyle bana dünyayı dar eden eski nişanlım olacak canavara bir haftadır melek gibi davranıyorum. Çünkü onun haberi yok ama kendime ait ve ondan uzakta evimi tuttum. Şimdi ilk fırsatta haber vermeden kaçmak için fırsat kolluyorum. Biliyorum beni yine rahat bırakmayacak, biliyorum kurtulmak kolay olmayacak. Ama bilmeyip de keşfettiğim bir şey var ki... Ben ne kadar da sinsiymişim böyle!

Şikayet

Nişanlım beni dövdü ve karokola başvurdum. Buraya kadar yoruma açık. Ama karokolda annemi arayıp "Kızınız beni karakola şikayet etti!" deme cesareti başka kimde vardır ki? İki ucu pisli değnek, ortasına da pisleyen kargalardan bana ne kaldı?

Kiracı

Ev kirası 450 Lira. Kontrat süresi 1 yıl. Sürekli özel anahtarıyla ben yokken eve giren, bir dediği bir dediğini tutmayan, mutfak bezimle yer silmeye, leke çıkarıcımla bulaşık yıkamaya kalkan ve kontrat süresi dolduktan 4 gün sonra "Senin kedin var, sözleşmen de doldu evimden çık, evim tüy oluyor." diyen ev sahibine yenilenmeyen kontratın otomatik olarak bir yıl aynı şartlarda uzadığını, evime girmesinin benim mahremime tecavüz olduğunu söyleyip kapı kilidini değiştirmek ise paha biçilemez!

Dik omuzlar

Durakta omuzları çökmüş oturan gencin yanına, ellerinde market torbalarıyla yaşlı bir amca yaklaşır. Bir süre birlikte durakta bekledikten sonra yaşlı amca gence dönüp "Hayrola omuzların çökmüş, bu ne yorgunluk?" der gülümseyerek. Genç, hayattan bıkmış bir ifadeyle "Yol yorgunuyum amca." diye yanıtlar. Nasreddin Hoca torunu olduğu belli, bıyık altından gülerek "Ben de yılların yorgunuyum ama omuzlarım dik!" diyen amcanın eli öpülmez de ne yapılır?

Unutkan

Unutkanlık için doktora gidip çıkarken "Filmler sizde mi kalacak doktor bey?" dediğimde "Elinizde bir saattir tuttuğunuz ne hanımefendi?" dediklerinde ne yapılır, ne yapılır?

Bazı çocukları bazı çocuklar anlar

On altı yaşında öğrencim evden kaçtı ve iki gündür haber alınamıyor. Arkadaşları ve komşusu olan çocukların aileleri psikolojik tedavi görmüş babasından ve yine psikolojik sorunlu annesinden sürekli öldüresiye dayak yediğini söylüyor. Rehber öğretmene defalarca gidip evden kaçacağını söylüyor, ciddiye alınmıyor. Aile kızın gitmesine anlam veremiyor. Ama daha acısı "Koskoca kız, böyle düşünmeden, aptalca bir karar verilir mi hiç! Bizim de babamız otoriterdi biz neden kaçmadık! Aileye asilik mi yapılır hiç!" diye şimdiden ipini çeken öğretmenleri olması. Bu kızı bu noktaya getirenlerin hiç mi suçu yok! Dahası, daha on altı yaşındaki bir kızdan koskoca öğretmenleriyle aynı mantıkta olması nasıl beklenebilir? Dağlarca demişti: "Bazı çocukları bazı çocuklar anlar." diye. Biz içimizdeki çocuğu büyütürken mantıklı olmak adına kaskatı ve çok daha mantıksız, anlayışsız insanlar haline geliyoruz. İyi bir öğretmen olmak için içimdeki çocuğu hiç büyütmemeye yemin ettim bugün! Kime acıyacağımı şaşırdım. Şu an tek istediğim öğrencimin başı gözü sağ bulunması.

Aşk bu kadar mı kör

O benim kankardeşim. O benim için çok değerli. Bir kere aşık oldu hayatında. Onu hiç haketmeyen birine. Defalarca aldatıldı, terkedildi, adam canı isterse geldi, sıkılınca gitti. Affetti. Direnemedi. Adam evlendi. Çocuğu oldu. "Kabusu bitti kardeşimin" dedim. Başkasıyla evlenme kararı aldı. "Şükürler olsun" dedim. Adam boşanmak üzere olduğunu söyledi. Yine direnemedi. Bile bile her şeyi "Bir gün mutlu olayım ama onunla olayım." dedi. Adam karısından boşanmadı. "Kızım sütten kesilsin öyle boşanacağım, kızımı annesinden alacağım." dedi. Kardeşim bekledi, bekliyor ve bekleyecek. Zamanında bağırdım, çağırdım, oturup konuştum, olmadı. Bu kadarı fazla artık ama. Bu kadarı aşk için bile fazla! Haydi kendi hayatınla ilgili kararları doğru-yanlış almakta özgürsün. Haydi diyelim ki gerçekten karısıyla yürütemeyeceği bir evliliği var. Peki ya o çocuk? Onun suçu ne? Okuduğun çocuk gelişime ne oldu? Ben ne yapmalıyım? Şeytan diyor bekle. Eğer boşanır da çocuğu anneden almaya kalkarlarsa el altında yardım et kadına, kardeşine bile duyurma. Sırf bir bebek annesinin dizinin dibinde büyüsün diye. Yapılabilecekler bir yanda, yapmam gerekenler bir yanda. Tarafsızca karışmayabilirim de. Peki ya içimdeki ses? Off! Ben allak bullak oldum iki gündür. Bunlar başlarını yastığa nasıl koyuyor!