image description
Erkek, 101, Yurtdışı

Yaşam Kuzusu Vol - 3

1)Ayrıldığınız sevgilinizin size geri dönmesini istiyorsanız, ortak arkadaşlarınızın olduğu ortamlarda ‘’Zaten hiç sevmemişti, muhtemelen aldatıyordu biliyorum’’ diye iftira atın. Çoğu insan kendini ispat kaygısıyla geri dönüyor. Yedi arkadaşımda denedik, işe yarıyor. 2) Kadına şiddet uygulayan çoğu erkek içinde büyük bir korkak taşır. Eğer kocanızdan şiddet görüyorsanız yakın arkadaşlarının ona ‘’kocasını uykusunda otuz yedi yerinden bıçaklayan kadın’’ başlıklı olaylar anlatmasını sağlayın. Bir süre sonra arkası kesilecektir. 3) Karınız/sevgiliniz istediğiniz gibi giyinmiyor ise alışverişe birlikte çıkın. Dört kıyafet denemesini sağlayın ve kendi istediğiniz giyim tarzını üçüncü sırada giydirin. İlkini hep beğenin ki ‘’Sen zaten güzelsin’’ demiş olursunuz. İkincisini hep beğenmeyin ki ‘’Bazı elbiseler güzel değil’’ demiş olursunuz. Üçüncü kıyafete aklınız gitsin çünkü onu giymesini istiyorsunuz. Son denemeye ise ‘’bilemedim’’ deyin ve sessizliği sakın bozmayın. Duyguları karışan kadın sizi dinlemeye hazır olarak ‘’Sen ne diyorsun?’’ diyecektir. Hepsinin güzel durduğunu ama üçüncünün daha bir güzel durduğunu söyleyin. Alacaktır. 4)Kocanıza bir şey aldırmak istiyorsanız ‘’hiç param yok’’ cümlesini çok sık kullandığı dönemlerde isteyin. Borç alma güdüsü tavan yaptığından sizin isteğiniz de arada kaynayacaktır. 5) Eğer fazla iş kaygısı duymayan işçi/memur iseniz biriktirip emekliliği beklemeyin. O dönemde gelecek tazminatı fazla aşmayacak şekilde şimdi korkmadan yiyin, gezin, harcayın. Emekli ikramiyesi ile de borçlarınızı kapatın. Yaşarsanız siz ödersiniz. Ölürseniz sigorta öder. Ama 60 yaşında bungee jumping yapan birine sormuştum. Hiç tadı yok demişti. Siz tadı varken yapın. 6) Çocuk esirgeme kurumu, huzur evi gibi yerlere yılda en az dört defa gidin. Kimsesiz kalmanız bir saniye sürecektir. 7) Hemen şimdi en yakınınızda kim varsa sevdiğiniz, ömrünüzde bir kere bile olsa sebepsiz yere onu sevdiğinizi söyleyin. Bugünün kurtulduğunu göreceksiniz. Dün öldü. Yarın zaten sizin değil.

Para Babası

Dün, 20 yıldır görmediğim ve umurunda bile olmadığım babam aradı. Bir miktar birikmiş parası varmış. ''Ne yapmamı önerirsiniz?'' dedi. Yönlendiren arkadaş soyadımı söylememiş, o da konuştuğu kişinin oğlu olduğunun farkında değil. ''20 yıllık uzun vadeli bir yatırım önerebilirim ama bu işler belli olmuyor, insan babasına bile güvenemiyor'' dedim. ''X Bey sizden çok iyi şekilde bahsetti, ben güveniyorum'' dedi. Ben de ofisin adresini verdim, gelecek bugün. Merakla bekliyorum. Bakalım benim para 20 yılda yüzde kaç getirmiş?

Yaşam kuzusu vol - 2

1) Dört yaşına gelen çocuğunuza iki adet çikolata alın. Birini yemesini diğerini satmasını isteyin. Eğer bakkaldan daha pahalıya satabilirse boşuna okutmayın, patronluğa yönlendirin. Zira okutmanız en az 200.000 TL'ye mal olur ama iş kurmak neredeyse bedava 2)Yanınızda az para bulundurun. Hem harcarken bitme korkusu yaşamazsınız hem isteseniz de çok harcayamazsınız. 3) Bir elbiseye 300 TL vermeyin. 30 TL'ye satılandan on tane alın. Hem aynı parayı harcarsınız hem de zengin gösterir. 4)Evlilik hazırlığı yapıyor iseniz, yemekli düğün yapmayın. Gelen takılar masrafı kurtarmaz. Zaten o kadar yiyen insan da kalkıp oynamaz. O kadar paranız var ise tatile müthiş bir yere gidin. Zira insanların %95'i düğün gününü hatırlamıyor ama gittiği tatili hiç unutmuyor. 5)Telefonunuzu altı ayda bir kontrol edin. Hiç çağrı veya mesaj kaydı görmediğiniz kişileri gönül rahatlığıyla silin. O kadar süre aramayan adam sizi istemiyordur. Kabullenin. 6)Bir konuda karar vermekte zorlanıyorsanız, o işten hiç anlamayan birine sorun. Ne diyorsa korkmadan yapın çünkü bulabileceğiniz en objektif bakış açısı onundur. 7) İlluminati gibi şeylere inanmayın. Sizi ele geçirecek insan bunu parayla veya zorla yapar, dolara veya videolara tek göz işareti koyarak değil. 8)Cips yemeyin. Kalkın ince dilimleyip patates kızartın. Jelibon almayın, meyve dilimleyin. Evet, belki Sebze, meyve GDO'lu olabilir ama hiç olmazsa sizi kendiniz zehirlesin, başkası değil.

Yaşam Kuzusu Vol 1

1) "Hedef" kelimesi size daha çok ürettirip, gençliğinizin posasını çıkarmak üzere uydurulmuş bir yalandır. Gereğinden fazla çalışmayın. 2) Tanışma, nişan, evlilik yıl dönümü gibi günlerde aynı keseden birbirinize hediye almak yerine ihtiyaç sahibine yardım edin. Eşinizle beraber bankaya ödeme yapmak yerine birlikte cennete gidersiniz. 3)Sigara içersen ciğerin yan yatar, dalağın çamura batar gibi şeylere inanmayın. 50 sene içip ölmeyen var. Siz de başarabilirsiniz. Tabii içmiyorsanız başlamayın o ayrı. 4) Her şeyi yerine ve zamanına bırakın. Siz ne kadar plan yapsanız da zihniniz o ana kadar gerçekten harekete geçmenizi engelleyecek ve olacak olan mutlaka olacaktır. 5) İmkan buldukça uyumaktan çekinmeyin. Uyanınca yetişmeyecek işiniz varsa zaten sizi uyutmaz, kalkar yaparsınız. 6) Ev, araba, arazi falan almayı dert etmeyin. Hepsinin alternatifi veya ikamesi mutlaka vardır. Ailenize ve gerçek dostlarınıza sahip çıkın. Kiralık bir anne veya çocuk bulamazsınız. 7)Bakamayacağınız hayvanı edinmeyin. Edindi iseniz de adam gibi bakın eziyet etmeyin. Empati kurun, zira çoğumuzun ondan tek farkı iki ayağımızın üzerine dolaşmamız.

Kaçın Bankacı Geliyor-Vol 2

Savaş devam ediyor. 1) Bir konut kredisi kullanıyorsanız eğer, 400-500 TL eksper,118 TL ipotek masrafı ödersiniz. Dosya masrafını bankacı isterse azıcık yalvarıp 500 TL 'ye kadar çekebilir; onu da kredi bittiğinde iade alırsınız. Hayat sigortası, DASK ve konut sigortaları için mutlaka dışarıdan da fiyat alın. Banka aslında dışarıdan gelen bu sigortaları her şekilde kabul etmek zorunda. Ama hedefi olduğu için bankacı bizden yapman lazım diyecektir, kanmayın. 2) Hesap açtırırken imzaladığınız evrakların üstünde ''Kurtaran, yetişen, ay sonu, esnek, ek, kmh'' gibi bir ifade görüyorsanız imzalamayın. Bankacı arkadaş ek hesap kilitliyordur. 3) Bir terimi ilk defa duyuyorsanız ''rotatif, tasfiyeye tabi'' gibi, uzak durun. Muhtemelen bir tefeciye başvurarak daha ucuza borç bulabilirsiniz. 4) ''Konut eşya, özel ferdi kaza, hayat devam ediyor'' gibi garip isimli sigortaları satın almayın. Teminata hak kazanabilmeniz için, Afrika'nın güneyinden gelen bir filin, oturma odanızda iken sizi sağ arka ayağıyla çiğnemesi gerekiyor desem abartmış olmam. 5) Borsa, VOP, Varant, Forex gibi yatırım hizmetleri verdiğini iddia edenlere itibar etmeyin. Bir kağıdın %20 değer kazanacağından emin olsaydınız, evi arabayı satıp basmaz mıydınız? Size bunu vaat eden arkadaş milyonlar kazanmak dururken neden 2.000 TL maaşla geçinmeye çalışsın? 6) Bankalar size talep etmeniz durumunda aidatsız bir kredi kartı üretmek zorundalar. Eğer aidatsız kartın özelliklerini beğenmiyorsanız aidatlı kartınıza ücret yansıdığı zaman çağrı merkezini arayın. Satan arkadaşın ücretsiz olduğunu beyan ettiğini, ''İade etmiyorsanız kapatın'' gibi atarlı bir ifade ekleyerek belirtin. Bir iki kıl banka dışında %90 iade ederler. 7) Sıfır almıyorsanız araç kredisi kullanmayın. Onu da alırken sadece araç satan firmanın kredisine bakmayın. 50.000 TL için %0.01 faiz oranı farkı sizin 1 haftalık yakıt paranız demektir, unutmayın. Eğer ikinci el alıyorsanız rehin masrafıyla falan daha pahalıya geleceği için taşıt değil tüketici kredisi çekin ve mümkün olduğunca çok bankaya sorun. Asıl alım maliyetinizin kredinin toplam tutarı olduğunu unutmayın.

Kaçın Bankacı Geliyor

Bankacılıkla ilgili,müşterilere bir kaç faydalı bilgi yazmak isterim. 1) Belirli bir ürünü satın almanız durumunda kredi faizinin düşeceğine inanmayın. Zira bankacı elinde olmayan oranı size söyleyemez. 2) Kredi çekerken imzaladığınız evrakların başlığında ilk iki kelimeye bakın. Eğer "ihtiyari" veya "koruma" gibi kredi dışında bir kelime görürseniz imzalamayı reddedin ki en az 120 TL cebinize kalsın. Bankacı mecbur olduğunuzu söyleyecektir, inanmayın. Kendi deyimiyle sigorta kilitliyordur. 3) Bireysel Emeklilik satın alırken söylenen "fonlarınızı yönetiyoruz" cümlesine kanmayın. Ayda 100 tane satması beklenen bir çalışan sizinle bir daha ilgilenemez. Kaldı ki o üründe zaten fonu kendiniz yönetmek zorundasınız. 4) Faizsiz kazanç elde etmek istiyorsanız ticaret yapın. Bir fonun başına "İslami" kelimesi gelince helal olmaz. 5) Memur veya işçi değilseniz eğer küçük şubelerle çalışın. Zaten az kişiye çalıştıkları için gereken ilgiyi görürsünüz. Sisteme savaş açtım, devam edeceğim.

Bir Varmış Bir Yokmuş

Hayattan kendi adına hiç bir beklentisi olmayan, dünyalık denen kavramı bitirmiş, karısına ve çocuğuna yetişmekten başka gayesi olmayan otuz yaşında bir adam varmış. Bir de farkında bile olmadan, neredeyse her gün yeni bir cümleyle babasına ders veren üç yaşında bir kız çocuğu. Bir gün adam cebine şöyle bir bakmış. Korkusundan bakkala götüremiyormuş kızını. Bir ekmek bir de kızına bir tane sakız alıp eve gelmiş adam. Koşmuş sarılmış babasına kız. ''Kutuyla olan çok para baba, ben bunu seviyorum'' demiş. Üç yaşında çocuğun kahraman olarak görmesi gereken adamın, daha kutuyla sakız alacak parası yokmuş. ''Böyle kahraman mı olur?'' diye söylenmiş adam. Sonra başını kaldırıp yukarı bakmış. ''Babasından kızına miras diye kaderi kalmasın Allah'ım'' diye geçirmiş içinden. Oysa senelerce koşmuş adam umudun peşinden. Çoğu kez gözden kaybolmuş umut. O kadar çok koşmuş ki adam... Ama ancak arkasına baktığında anlamış gözden kaybolanın kendisi olduğunu.

Süper Kayınço

Sabah 07.00' de arabası çalışmayınca beni çağıran, oto elektrik duayeni kayın biraderimi magmaya uğurlarken sizlerden de sağlam bir alkış istiyorum. Zira aktarma kablosunun bir ucunu kendi aküsüne bağlayıp diğer tarafını yere bırakınca araba çalışmamış. ''Aktarma böyle olmuyor mu?'' diye sordu. ''Kablonun diğer ucuna yıldırım düşerse olur kardeş, neden olmasın'' diyebildim sadece.

Bir garip hayat hikayesi

Altı yaşımdan itibaren yatılı okulda büyüdüm. Sırtımdaki ilk valiz benden ağırdı. Taciz gördüm, tecavüz gördüm. En büyüğü on iki yaşında altı çocuğun çığlıklarını kulaklarımla dinledim gecelerce. Kaçtım! Mezarlıkta, parkta, sarhoş amcaların verdiği hasır çuvalları yorgan yapıp uyudum aylarca. Büyüdüm, on yedi yaşında annemi gördüm ve babam bildiğim adamın aslında hiç bir şeyim olmadığını, babamın ise baba bildiğim adamdan daha aşağılık bir adam olduğunu öğrendim, yıkılmadım. Okumakla birlikte yirmi senedir çalışıyorum. Birini çok sevdim ama kısmet olmadı. Başkasıyla evlendim, bir kızım oldu. Mutlu olacağım herhalde derken ince hastalık geldi. Hayatım boyunca kimseden ne sevgi ne de menfaat istemedim zaten kimse de vermedi, tabii ki bununla da yıkılmadım. Sekiz sene bankada çalıştım.Yalakalığı beceremediğim için bu sürede en fazla yönetmen yardımcısı olabildim. Gençlik enerjisi bitince haliyle tutmadılar beni artık. Borç aldım bir kaç yerden, iş yeri açtım. Her sabah besmeleyle açtım, süpürdüm, gözüm gibi baktım. Görüşmelerime gittim, anlattım da anlattım. Her akşam yine umutla kapattım kapısını. Ama bünye alışmamış borçla uyumaya, eş ,dost, tanıdık demeden herkese kazık atmaya. İnsanların iyiliğini değil kendi menfaatlerimi düşünmem gerektiğini bilememişim. Kapatmak zorunda kalacağımı şimdiden görür gibiyim. Bunca rezillikten yıkılmadım da, hep başını dik tutmuş, üç yaşında çocuk sahibi evli bir adam olarak, annemin ''Lazım olur oğlum'' diyerek cebime sıkıştırdığı 50 TL'ye bakıyorum günlerdir. Ve sanırım yolun sonuna geldim. Sabır ve güç dileyecek takatim bile olmadığını hissediyorum. Bu kadar şeyi neden anlattığımı bile bilmiyorum. Sanırım kimsesizlik tam olarak bu. Son olarak çocuklarınıza sahip çıkın olur mu? Erkek çocuk benim gibi elbet büyüyor ama siz kız çocuklarınıza ayrı bir sahip çıkın olur mu? Lütfen.