image description
Kadın, 41, İstanbul

Kapının intikamı

Çok samimi arkadaşlarımı sarılırken sıkarak, üzerlerine atlayarak ve mıncıklayarak severim. Kendisini sevdiğimden çok hasar verdiğim bir arkadaşım, otomatik kapıların sürekli beni sıkıştırmasına şöyle yorum getiriyor: "İntikamımızı alıyor sevgi dolu kapılar..."

Krem karamel

"Çok güzel krem karamel yaparım." dedi. "Artık bir gün bana da yaparsın." dedim. "Yaparım, ama yemeye kıyamazsın. Öyle güzel görünür ki böyle kadın memesi gibi, bıngıl bıngıl!" dedi. Krem karamelden soğuttu beni.

Bir teselli

Haftasonu babasıyla gezmek için süslenmeyi abartan oğluma "Oğlum çapkınlık mı yapacaksınız?" diye sordum. Oğlum tüm sempatikliğiyle cevap verdi; "Evet anne, babam da bakıyor kızlara ben de. Ama senin kadar güzelini görmedik!"

Afiyet olsun

Arkadaşıma, sevgililer gününü kastederek "Pazar günü ne yaptın bakalım?" diye sordum. Bamya yapmış... Ellerine sağlık da, mevsimi değil bir kere...

Bağırmak bedava

Beni sinirlendirdiği için kardeşimi arayıp bağırmaya başlıyorum. Kardeşim oldukça sakin "Abla benim bedava günüm. Sen kapat, ben sana çemkireyim." diyor. Ağız tadıyla bağırtmıyorlar insanı yaa...

Küçük prensim

Öğrendiklerini benimle paylaşması, bana elinden geldiğince yardımcı olması, zaman zaman bana yol göstermesi, akıl vermesi, başkaları tarafından örnek gösterilmesi, takdir edilmesi bir anne olarak beni her zaman mutlu etti, gururlandırdı. Henüz birinci sınıfta ve başarılı bulunan bir öğrenci. Okumayı ve yazmayı öğrendi. Ama itiraf etmeliyim ki bugüne kadar en gurur duyduğum şey yatmadan önce kitap okuması oldu. Günümüzde insanların okumaya ilgi göstermediğini düşünürsek, oğluma iyi örnek olabildiğim için çok mutluyum.

Büyüdük

6 yaşındaydım annemle babam boşandığında. Annemi teyzemin evine bıraktığımızda bunun onu son görüşüm olacağını bilmiyordum. Hiç aramadı bizi. Hangi yaşta olursa olsun anneye olan ihtiyacın boşluğu vardı içimde. Nihayet anne olduğumda yaşıyor ama görmüyor olduğumu fark ettim. İki sene önce aradım, buldum annemi. Yılların hesabını sormadım. Her gün görüşürmüşüz gibi sarıldık. Kaybettiğim sadece zamandı. Artık annem, kızkardeşlerim hatta bir de yeğenim var. İnsanız, her şey için mazeretlerimiz var ama büyüdük artık, içimizdeki çocuk küsmeyi unuttu.

Çarparım

Sinir sistemim mükemmel çalışıyor. Zira beynim "leb" demeden leblebi diyen bir dilim, beynim "tut" demeden uzanan bir elim, beynim "yürü" demeden koşan bacaklarım var. Dolayısıyla ne oluyor, her yere çarpıyorum yaaa...

Hızlı ve öfkeli

Bisikletiyle etrafımda tur atarken gözlerini üzerimden ayırmadı. Biraz ilerledikten sonra geri döndü, yanımdan hızla geçerken göz kırpmayı ihmal etmedi. Maalesef ilerideki çukuru fark edemedi ve takılıp bisikletten düştü. Ondan sonrası feciydi, bir çırpıda kalktı ve bisikletini kaldırıp yere fırlattı. Bisikletini orada bıraktı, bir hışımla arkasını döndü ve koşarak uzaklaştı. Öfkeliydi, gururluydu, bisikleti üç tekerlekli kendisi beş yaşındaydı, erkekti...

Soğuk tatlı

Supangle yapmıştım, yemek için getirdim ve malum reklamı hatırlayarak seslendi; "Aaa, babaannem mi geldi?" Hemen yapıştırdım, "Senin babaannen öldü yavrum?" Altta kalmadı küçüğüm, "Yarın da helva yap o zaman!" Duygusuz ve acımasız değiliz, sadece acılarımızla da eğlenebiliyoruz. Seviyorum.