Ses ver

''Aşılamayacak hiç bir şey yoktur derdim'' sana. Varmış. Aşamadığım duvarların, kilitli kapıların vardı. Benim hiç bir zaman boy ölçüşemeyeceğim kişiler vardı. Bir seçim yaptın ve gittin. Burada olduğunu ve bunları okuduğunu biliyorum, şans istemiyorum senden sadece mücadele etmeni istiyorum. Hatırım değil sevgim var sende biliyorum. Sesine hasretim ne olur ses ver bana...

Son

Takip ettiğini bunları okuduğunu biliyorum. Bu bende kalan, sana dair olan son şey. İçimde yıkık dökük hayaller, paramparça fikirler bırakıp gittin belki de dönmemek üzere. Sana söylediğim her bir kelimenin arkasındayım. Bekleyeceğim, seveceğim... Çünkü elini bırakmayacağıma dair söz verdim. Sen benim elimi bırakmış olsan da...

Hasret

Beni uzaktan koruyan, kollayan, hatta sevdiğine inandığım adam eğer bunu görürsen ne olur ses ver bana. Sesine, gülüşüne, sözlerine hasretim. Ne olur yeniden bul beni, sıfırdan gel tüm güzelliklerle. Ben artık ben değilim bul beni, yeniden beni ben yap...

Asansör

''Kızım sen de geçsene asansöre, korkma teyzenle yemeyiz seni.'' diyen apartmanın sevimli amcası, korkum beni yemeniz değil, benden önce yediklerinizden ötürü asansörün düşmesiydi. Zira sen yüz elli, tonton karın da yüz otuz kilo!

Yılın Emekçisi

Sabahları on birde işe gelen, saat üç gibi uykuya geçen ve beşte kalkan, ofiste bulunduğu süre boyunca odasında çay-kahve-sigara eşliğinde oturan, misafiri eksik olmayan kişi kendisini ''Yılın elemanı'' seçti. Biz ona patron, o kendisine emekçi diyor...

Severler beni

Acente ile yaşadığım son tartışmada resti çekip bir daha kendileriyle çalışmayacağımızı, hesabımızı kapatmalarını söyledikten iki gün sonra adıma gelen çiçek ve çikolata sepetlerini beni sevdikleri ve kaybetmek istemedikleri için yollamışlardır değil mi? Milyon dolarlık anlaşmanın konuyla ilgisi yoktur değil mi?

Yakalanana Kadar

Yabancı dilini geliştirmek adına kendisiyle sürekli İngilizce konuşmamı isteyen sevimli(!) patronumuz, dediğim her şeye ''Ok.'' demeye devam ederse ofis grubu olarak senelik izinlerimizi yakında almış olacağız. Tabii yakalanmazsak...

Niyeti belliymiş

Orkideye alerjisi olan ben, bunu bile bile bana orkide yollayan, alerjik reaksiyondan hastanede yatarken hasta ziyaretine yine orkide ile gelen, ayrılmak istediğimde orkide ile özür dileyense o. O zamanlar sadece duyarsız ve de algılarının ağır olduğunu düşünüyordum. Sonrasında yaptığı şeylerden anladım ki adam daha o zamandan canıma gözünü dikmiş, beni öldürmeye niyetlenmiş... Sanırım verilmiş sadakam varmış...

Korku

''Sen güçlüsün, her şeyin üstesinden gelirsin.'' dediler hep. Ama kimse eve geldiğimde kapıyı kimsenin açmayacağını, yemeklerimin hep tek kişilik olacağını, istisnasız her işimi kendim halledeceğimi, yalnızlıktan kendimle konuşmaya başlayacağımı, her gece ağlayacağımı, mutsuz ve karamsar, çekilmez ve acımasız biri olacağımı, monoton hayatımda bulduğum minik mutluluğumu kaybetmemek için saçma sapan şeyler yapacağımı, hep yargıladığım o kadınlardan birine dönüşeceğimi söylemedi. Sığındığım limanın ilk dalgada yerle bir olacağını söylemedi kimse. Hiç kimse beni büyümenin nasıl bir şey olduğu hakkında uyarmadı. Büyüdükçe korkum artıyor. Yalnız ölmekten korkuyorum. Soframa daha fazla tabak koyamadan ölmekten korkuyorum. Ve bu korku beni her gün öldürüyor...