image description
Kadın, 33, İzmir

Uçtu uçtu kuş uçtu

Arkadaşım sevgilisinden ayrı ve çok uzak bir şehirde okurken onu görmeye uçak ile gidip gelirdi. Bir gün uçak türbülansa giriyor ve bizimkisinin tek düşüncesi "Eğer bu uçak düşerse ben anneme ve babama ne diyeceğim?" oluyor. Önündeki arabaya çarpmıyosun dana, düşüyorsun düşüyoooor!

Bilgin cüce

Dinazorların ne zaman öldüğünü soran öğrencime bana fırsat kalmadan arkadaşından cevap geliyor: "Dinazorlar tarih öncesinde yaşamışlar, ölük onlar ölük!"

İş hayatı

Yeni girdiği iş yerindeki pozisyonunu soranlara 'Customer service manager' diyen arkadaşım, gişe memurunun İngilizcesi o demek değil, hani bilirsen...

Doğal(sayı) şok(u)

Aşı olmamak için ağlayan öğrencimi "Sen ona kadar saymasını biliyor musun bakayım ?" diye avutmaya ve susturmaya çalışan hemşire, hemşireee! Tamam elin hafifmiş, aşı olduğunu bile anlamadı ama iş bittikten sonra çocuğu bana uzatmakla olmuyor yani. Kendini saymaya kaptırıp kaçta durdu o biliyor musun sen? O çıktıkça ben güldüm, lütfen!

Etme bulma dünyası

Kırkbeş-elli yaşlarındaki bekar oğluyla yaşayan yaşlı bir kadın vardı bir zamanlar. Diğer oğlu evliydi ve onun da evi aynı bahçedeydi. Ara sıra o bahçede torunlarıyla oyunlar oynardık ama çok uzun sürmezdi. Çünkü gözleri görmeyen babaannelerinin üzerinden eğlenmeye çalıştıklarına, alay ettiklerine şahit olurdum. Bir gün kadının şalvarını çekip indirdiklerinde dayanamayıp bağırdığımda anaları dikilmişti karşıma ,azarı yemiştim. Gelini de pek sevmezdi ya kadını, kahkahalarla gülerdi çocuklarının ayıplarına. Bir daha da gitmedim zaten. Kadıncağız da çok yaşamadı. Babaları olanları bazen görmez, bazen de görmezden gelirdi. O da anası öldükten bir süre sonra yani kışın ortasında, abisini oturduğu evinden atarak yapmıştı yapacağını. Birkaç sene sonra adamcağızı o civarda kendisine başkalarının temin ettiği küçücük bir evde ölü buldular, görenler 'soğuktan kıvrılmıştı' diyordu. Gel zaman git zaman çocuklar büyüdü. Altlarına son model bir araba çekildi. Daha birinci ayını doldurmadan alkollü bir kaza... Ölen olmadı şükür ama önce mala geldi ,araba perte çıktı. Bir sene sonra hastalanan babalarını kaybettiler. Yıllar sonra başsağlığı dilemek için aynı bahçeden girdim. Olanları anlatırken onları duymuyordum, duyduğum tek şey yaşlı bir kadının mahrem yerine attıkları kahkahaydı. İlahi adalet bu mudur bilmiyorum ama ne 'Alma mazlumun ahını' diyebildim ne de gerisini getirebildim. Olur ya anaları tekrar karşıma dikilir(!)...

İkna gücü

Saçlarımı kısa model kestirmeyi düşündüğümü söylediğim teyzem önce 'Yok be' dedi, sonra 'Yakışmaz' dedi, daha sonra 'Kullanması zor ' dedi. Baktı vazgeçmiyorum 'Kafan üşür' diyerek son noktayı koydu. Tamam teyze tamam, kafam üşür!

Anne Frank

İzmir'deki kitap fuarına giden kuzenim siparişim olup olmadığını soruyor. Anne Frank'ın Hatıra Defteri diyeceğim yerde dilim sürçüyor ve 'Anne Frank'ın Hatıraları' diyorum. Sonrasında telefonda gürleyen sesi hep beraber dinleyelim: "Oha kızım bizim de bir valiz kontejyanımız var herhalde."

İspat ettik

Babam idrar yollarından şikayeti olan annemi hastaneye götürmüştü. Fellik fellik nöroloji doktorunu aradıklarını söylediğinde durumu anladım. Gerçekten erkeklerin beyni ile şeyi yer değiştirmiş!

Kıro

Bir Kürt arkadaşımızın Türkçeyi aksansız konuşmak hususunda bizi gülmekten yerlere yatıran yorumudur: "Yok yaaaa Almancılar konuşunca sempatik oluyor da biz neden kıro oluyoruz?"