image description
Erkek, 41, Gaziantep

Bir Gaziantepli'nin gözünden, Gaziantep

"Gaziantep'i nasıl bilirsiniz?" sorusuna bir Gaziantepli olarak cevap vereyim; 1) Çok pahalı bir kent. 2) Sunulana karşı, alınan ücretler o kadar pahalı ki 5 liraya çay veren şuursuz kafeler var ve lüksün yanından bile geçmiyorlar. 3) Türkiye'nin en pahalı suyunu içiyoruz. 4) Ulaşım çok kötü ve her geçen gün kötüye gidiyor. 5) Şehirde Gaziantepli olarak yüzde 5'i geçmeyiz diye düşünüyorum. O yüzden her Antepliyim diyene inanmayın derim. 5) Mültecileri hiç söylemiyorum bile. Suriye başta olmak üzere İran, Irak, Afganistan vb. bir sürü ülkeden yüzbinlerle sayılan mültecimiz var ve onların dörtte biri kadar yabancı yardım gönüllüsü. Anlayacağınız şehir dil ve insan olarak çok çeşitli, kültür olarakta bir o kadar güdük. 6) Çok pahalı demiş miydim? Çünkü aynı yemeği Antalya' da sahil kenarında çok daha ucuza yiyebiliyorsunuz. 7) Yemekleri lezzetli evet ama yapanı bulursanız ve madde 5'teki sorun aynen bu konuya da yansıyor. Ne yazık ki yemeklerimiz fiyatlarındaki kadar lezzetli değil. 8) Sanayi kentiyiz evet ama hepimiz sanayici değiliz hatta çok az sanayici, çok fazla çalışanız ve düşük ücretlere talim ediyoruz. Parayı kazanan değil, kazandığı ile sürünen kesimdeniz. O yüzden her Antepli'ye sanayici gözüyle bakmayın lütfen. Hatta üç beş sanayicinin sırtına bindiği garibanlar olarak bakabilirsiniz. 9) Anlı, şanlı mağazalar bile bize elde kalmış mallarını gönderiyorlar. "Nereden biliyorsun?" derseniz birkaç kenti, bir hafta içinde gezdim ve Antep'teki mağazaların hiçbirinde olmayan ürünleri gördüm. 10) Yine de gelin görün. Belki seversiniz, posası kalmış memleketimi...

Ah İstanbul

İstanbul'a her gittiğimde biraz daha büyümüş oluyor. Kendimi Yüzüklerin Efendisi'nin yeni setindeymiş gibi hissediyorum. Bir sürü Mordor Kuleleri var. Konuştuğum hemen herkes İstanbul'dan kaçma planları içinde ama nedense hepsi de yüksek meblağlara ev almış ve kredi ödüyorlar. Trafiği söylememe gerek bile yok. Güzelliği kayboluyormuş gibi geliyor başta ama nedense bir süre kalınca hala çok güzel olduğunu düşünüyorsunuz. Herhangi bir tepede; "Seni yeneceğim İstanbul" diye bağırasınız geliyor garip bir şekilde. Her şeye rağmen İstanbul çok güzel ve insanı sürekli çağırıyor.

Ne mi yapıyorum?

Yaşıtlarım çocuklarını sevip büyütürken ben ne mi yapıyorum? Tatil günü işyerinde oturmuş sigara içip sövüyorum. Kime mi? Kendime tabi. Bir hayat bu kadar mı heba edilir? Evet bu kadar heba edilir. Sürekli mi yanlış karar verir bir insan? Evet verir. Ne bekliyorum peki? Hiçbir şey. Zaman akıp geçsin ve ben biteyim zamanla...

Ah Fas ahhhhh!

Fas'ta yaşarken; 1) Hiçbir kız bana yaşımı sormadı. 2) Hiçbir kız yanına oturma teklifime "hayvan" diyerek cevap vermedi. 3) Hiçbir kız gülümsememe kızgın bir bakışla yüzünü ekşitmedi. 4) Sadece bir kere reddedildim, o da çok kibarca. 5) İçki ısmarladığım bütün kızlar gülümseyerek teşekkür etti. 6) Bana burada "amca" diyenler, orada benim için büyük kız yaşındaydı. 7) Çok özlüyorum ve Fas'lı kız arkadaşımın dediği gibi -Türk kızlarına Fas'lı erkek, Fas kızlarına da Türk erkeği yakışıyor. Bence herkes hakettiğini almalı.