image description
Kadın, 39, İzmir

Büyüklük sorunsalı

Arkadaşım ve kocasıyla, evlerinin bahçesinde oturuyoruz. Ufak bir sinek benim gözüme, başka bir sinek arkadaşımın ağzına giriyor. İkimiz de çığlık çığlığa ayağa kalkıyoruz. Kısa sürede kriz atlatılıyor. Bir müddet sonra bir arı, arkadaşımın kocasının şortunun, malum bölgenin üzerine gelen kısmına konuyor. Arkadaşımın bu olaylar üzerine dillere destan yorumu: “Aaa haşarata bak yahu, kimin neresi büyükse onun üstüne konuyor!”

Erkek sadakati

Annem geçen gün beni, aylardır yaptığım diyeti bozmakla suçlayınca; ikimiz şiddetli bir kavgaya tutuştuk. “Bana devamlı, bakımlı görün, güzel görün diyerek yaptığın baskının, hayatımı ne hale getirdiğinin farkında mısın? Senin yüzünden kompleksli, takıntılı bir insan haline geldim.” diye yüzüne karşı haykırdım. Canım annem de bu sözlerim üzerine bana, hayatının bilmediğim bir dönemini anlattı. Annem beni doğurduktan sonra depresyona girmiş ve bu süreç aylarca devam etmiş. Kişisel bakımını ihmal ettiği, saçını taramaya bile mecal bulamadığı bu dönemde, babamın kısa süreli bir ilişki yaşadığını öğrenmiş. Babam, annemin öğrendiğini anlayınca, aylarca anneme yalvarmış ve sonunda kendini affettirmiş. Annem, “Ben isterim ki kızlarımı kocaları hiçbir zaman bakımsız, kendini bırakmış vaziyette görmesin. Böylece kocalarınızın gözleri dışarı kaymaz diye düşünüyorum. Bu yüzden görünüşünüzle bu kadar çok ilgileniyorum.” dedi. Annem gibi bir dünya güzeli bile aldatıldıysa, benim gibi sıradan görünümlü kadınların hali ne olacak? Erkeklerin bir ilişkide sadık olabileceğine dair inancımı kaybettim; hükümsüzdür.

Yorumsuz

Kocamın evlilik yıldönümümüzde telefonuma bıraktığı sesli mesaj: “Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın diyor. Ses bir-ki,deneme… Şaka yaptım.He he he… Neyse… Güzel karıcığım,tanışma yıldönümümüzü unuttum diye bana kırgınsın biliyorum. Bak evlilik yıldönümümüzü unutmadım, sabahın köründe sen uyurken telefonuna mesaj bırakıyorum. Sen ne şanslı kadınsın; benim gibi bir adamla evlisin. Annen seni Kadir gecesi doğurmuş sanırım. Benimle evlendiğin için seni tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.”

Kendi çıtır sanki

Yılbaşı gecesi alaturkalığın dibine vurmuş, "Kızlara koca vermiyor. Kocaman kocaman karılar..." dizeleri eşliğinde göbek atarken; "Bu şarkıdaki yerin değişti farkında mısın? Yaşlandın artık, ehi, ehi..." diyerek beni kocakarı statüsüne sokan ve yeni yıla pürneşe(!) girmemi sağlayan kocama teşekkürü borç bilirim.

Fal aşkı

Gireceği çok önemli sınava hazırlığını, çalışarak değil de, falcıya gidip "Nasıl geçecek?" diye sorarak yapan benden başka sivri zekalı var mıdır?

Moda ikonu

"Her zaman çok şıksınız. Giyim tarzınıza bayılıyorum." dedi. Tam havaya girip içten içe kendimi takdire başlamıştım ki; "Büyük beden olup da sizin kadar güzel giyineni görmedim." deviyerdi! Lafın devamını getirmeseydi mutluluğum biraz daha uzun sürebilirdi...

Bir ben var benden içeru...

Giyiyorlar şortları askılı tişörtleri; yüzlerinde gram makyaj olmadan özgürce, pedikürsüz ayaklarına geçirdikleri terliklerle, selülitlerine hiç aldırmadan salınıyorlar. Bu kadınların arkalarından bakıp devamlı, özgüvenlerine ne denli hayran kaldığımı düşünüyorum. Saçım fönlü, ellerim manikürlü, ayaklarım pedikürlü, kıyafetlerim renk uyumu içinde ütülü ve muntazam görünümlü, makyajım kusursuz olmadan sokağa adım atamıyorum. Annemin ve teyzemin yetiştirme tarzı yüzünden kompleks deryası içinde yüzüyorum.

Büyüklere masallar

İngiltere'ye okumaya giden kızına, "Prens William'ı ayarlamadan gelme. Sana daha aşağısı yakışmaz!" diye öğüt veren bir teyzem, bu öğüdü ciddi ciddi destekleyen bir annem var. Bir de, "Bu kadar delinin arasındayken normal bir insanla evlenmeyi başarabildiğim için çok şanslıyım." diye düşünen ben varım.

Erkeksiz dünya

Çevremdeki bütün kadınlar erkeklerden kazık yedi. Bu yüzden arkadaş ortamımızda erkekler hakkında olumlu konuşma şansım yok. Ben de dışlanmamak, sosyal olarak intihar etmemek için kocamla olan ufak tefek tartışmalarımızı büyüterek anlatmaya başladım ki, ancak bu şekilde arkadaşlarım tarafından kabul görüyor ve destekleniyorum. Oysa ben ne erkeklerin köküne kibrit suyu dökmek istiyorum, ne de erkeksiz bir dünya hayal edebiliyorum. İtiraf ediyorum; kocamı seviyorum, ona bayılıyorum, onun için deli oluyorum. Oh be, söyledim, rahatladım.

Kıskanç mı

O arkadaşıyla önde yürürken; ben onların arkasında vitrinlere bakarak yürüyordum. Adamın birinin bana laf attığını duydu, ışık hızıyla adamı bulup kafa attı; karakolluk olduk… Benden dokuz yaş küçük asistanımın adını her duyduğunda kavga çıkardı; evde asistanımdan bahsedemez oldum... Bir lisenin önünden geçerken, bir grup lise öğrencisinin kız kardeşime ve bana iğrenç laflar attığını; kız kardeşimden öğrendi. Üşenmedi, gitti, o lisenin müdürüne “Öğrencilerinize hâkim olun.” diye şikâyette bulundu… Tepkisinden çekinerek, yine de anlatmam gerektiğini düşünerek; eski sevgilimin beni yıllar sonra gelip bulduğunu, benimle evlenmeyi düşündüğünü bana söylediğini anlattım. Bana sarıldı, başımı göğsüne yatırdı. “Ben o adamın günün birinde dönüp, sana bu teklifi yapacağını adım gibi biliyordum. Onu unutman için tam iki yıl bekledim. Ne mutlu bana ki benimlesin. O adam derdine yansın.” dedi… Kocam kıskanç mı değil mi ben çözemedim. Çözebilen biri varsa, bana da izah etsin; rica edeceğim.