image description
bilmukabele34
Erkek, 43, İstanbul

Babamın öldüğü yaştayım

Babamın kalp krizi geçirdiği yaşta ben de kalp krizi geçirdim. Sırtında olan yağ bezesi benim sırtımda da aynı yerde var. İkimizi de tanıyan insanlar karakter olarak aynı olduğumuzu söylüyor ve hayat standartımız bile aynı gerçekten. Babamı 2 yıl önce kalp yetmezliği ve akciğer kanserinden 67 yaşında kaybettik. Şimdi aklımda tek düşünce; aynı sonu benimde yaşayıp yaşamayacağım. Ölümden korkmuyorum ama babamın kanser döneminde çektiği acıları görmüş biri olarak kanserden korkuyorum ve önümde sadece yaşayacak 27 yıl olduğuna iyice inanmış durumdayım.

image description
şanslımavi
Kadın, 41, İstanbul

Güzel Bir Anı

Babam; biz küçükken, arada sırada elindeki saydam poşeti sallayarak eve girerdi. Biz içindeki çikolataları görüp ona doğru sevinçle koşarken, duvardaki en yüksek çiviye poşeti asardı hemen. Oraya ulaşma çabamız sırasında yüzünde beliren o gülümseme, babama dair tek ve en güzel anı olarak kaldı bende.

image description
obirakrep
Kadın, 35, İstanbul

Babam

Hayatta hiçbir zaman büyük konuşmamak gerektiğini, babama kanser teşhisi konulup 11 ay içinde gözlerimin önünde eriyip gittiğinde ve tüm bunlar yaşanırken elimden hiçbir şey gelmediğinde anladım. Son nefesini verirken yanındaydım. Babamın o nefessiz haline sadece bakakaldım. Acıları son buldu. Kefenini açtılar baktım, mezara koydular baktım, üzerine toprak attılar baktım. Ne kadar boş şeylere üzüldüğümü, neleri kendime dert ettiğimi, hayata dair, geçmişe dair ne kadar çok pişmanlığım olduğunu anlatan tarifsiz bir acı vardı içimde. Oysaki insan ölünce ne kadar da masum oluyormuş, esas korkutucu olan fani hayatmış. İçimde söyleyemediklerim, yarım kalmışlıklarım, anlatamadıklarım... Nur içinde yat babam, mekanın cennet olsun...

image description
garipaldi
Erkek, 40, İstanbul

Babam

Ben küçükken babam neredeyse her akşam bir iki duble rakısını, yanında da beyaz peynirini eksik etmeden otururdu yemeğe. O zamanlar daha tek haneli yaşlarda olan bünye; rakının aromatik, yoğun kokusundan nefret eder, masaya dahi yanaşmazdım. Ama babam ne zaman o masaya otursa, hep doğruları söyler, hep unutulmayacak öğütler verirdi. Yıllar geçti, babam içkiyi bırakırken benim en sevdiğim içki rakı oldu. Nadiren de olsa baba-oğul içmişliğimiz olsa da, bir daha içemeyecek olmanın burukluğu var bende. Yine de ben ilk dublemi her daim babamın şerefine kaldıracağım ve içimdeki tüm kırıkları bir bir ona dökeceğim. Sağlığına babam!