image description
scorpio__
Erkek, 42, Gaziantep

Bir Gaziantepli'nin gözünden, Gaziantep

"Gaziantep'i nasıl bilirsiniz?" sorusuna bir Gaziantepli olarak cevap vereyim; 1) Çok pahalı bir kent. 2) Sunulana karşı, alınan ücretler o kadar pahalı ki 5 liraya çay veren şuursuz kafeler var ve lüksün yanından bile geçmiyorlar. 3) Türkiye'nin en pahalı suyunu içiyoruz. 4) Ulaşım çok kötü ve her geçen gün kötüye gidiyor. 5) Şehirde Gaziantepli olarak yüzde 5'i geçmeyiz diye düşünüyorum. O yüzden her Antepliyim diyene inanmayın derim. 5) Mültecileri hiç söylemiyorum bile. Suriye başta olmak üzere İran, Irak, Afganistan vb. bir sürü ülkeden yüzbinlerle sayılan mültecimiz var ve onların dörtte biri kadar yabancı yardım gönüllüsü. Anlayacağınız şehir dil ve insan olarak çok çeşitli, kültür olarakta bir o kadar güdük. 6) Çok pahalı demiş miydim? Çünkü aynı yemeği Antalya' da sahil kenarında çok daha ucuza yiyebiliyorsunuz. 7) Yemekleri lezzetli evet ama yapanı bulursanız ve madde 5'teki sorun aynen bu konuya da yansıyor. Ne yazık ki yemeklerimiz fiyatlarındaki kadar lezzetli değil. 8) Sanayi kentiyiz evet ama hepimiz sanayici değiliz hatta çok az sanayici, çok fazla çalışanız ve düşük ücretlere talim ediyoruz. Parayı kazanan değil, kazandığı ile sürünen kesimdeniz. O yüzden her Antepli'ye sanayici gözüyle bakmayın lütfen. Hatta üç beş sanayicinin sırtına bindiği garibanlar olarak bakabilirsiniz. 9) Anlı, şanlı mağazalar bile bize elde kalmış mallarını gönderiyorlar. "Nereden biliyorsun?" derseniz birkaç kenti, bir hafta içinde gezdim ve Antep'teki mağazaların hiçbirinde olmayan ürünleri gördüm. 10) Yine de gelin görün. Belki seversiniz, posası kalmış memleketimi...

image description
bilmukabele34
Erkek, 42, İstanbul

Yaşadığım şehir

Sabah kapıdan çıktığın anda yere tüküren bir adamla karşılaşıyorsan, arabanla daha evden 500 metre bile uzaklaşmadan sinyal kolu g.tüne kaçtığı için sinyal veremeyen bir y.vşakla karşılaşıyorsan, 10 km uzaklıktaki iş yerine en az 45 dakika en çok 2 saatte gidebiliyorsan, iş yerine giderken 4 kez kaza riskiyle burun buruna geliyorsan, herkesin; ''Ohhh memursun, sırtını dayamışsın devlete yattığın yerden para kazanıyorsun.'' söylemlerinin aksine o memurluğun sefasını değil cefasını çekiyorsan, şehrin Aksaray isimli semtinde ve büyük alışveriş merkezlerinde Rusça, Arapça ve bilumum Afrika dillerinde konuşmaları duyup kendini azınlıkta hissediyorsan, bir yanın doğup büyüdüğün bu şehirden kaçmak isterken diğer yanın bu şehrin imkanlarını ve güzelliklerini bırakma diyorsa ve akşam olup eve geldiğinde önce aile fertlerinin sonra kendinin sağ salim eve geldiğini görüp ''Bu günü de kazasız belasız bitirdik çok şükür!'' diye dua ediyorsan kesinlikle İstanbul'da yaşıyorsun demektir...