|
|
|
|
|
10 ay 9 gün önce gönderdi.
|
Lenf kanseriyim, yeneceğim ben bu hastalığı dedim daima. Benim için tedavisi uzun süren grip gibiydi; öyle gördüm. 4 kol, 10 bacak neyim varsa sarıldım hayata. 5 gün önce öğrendim ki hastalık kötüleşiyor ve az bir zamanım kalmış. Çevremdeki herkes acıyarak bakıyor yüzüme. Hepsi sahte gülücükler atıyor. Oysa onlar da, ben de biliyoruz gerçeği. Artık bırakın ne isterse, nasıl yaşamak isterse öyle yaşasın demişler doktorlarım. Özgürüm şimdi. Hastaneden çıkarsam ağrılarıma dayanamayacağım için, her gün morfin vurulmak zorunda olduğum için bırakın da ne istersem yapayım diyemediğim bir özgürlükteyim şimdi. Tek dünyam hastane yatağımı paylaştığım laptopum. Ve onun içinde can sıkıntısından girilen bir arkadaşlık sitesinde tanıştığım Derya. O kadar sevgi dolu, o kadar içten ve samimi ki... Ona beni sever misin? Ben sana aşık olmak üzereyim bile diyemiyorum. Artık ne yaşamak istersem yaşabileceğim bir özgürlüğe sahibim yani anlayacağınız. Sigara ve alkol bile serbest. Ama yaşamak yasak. Aşk yasak bana. Ve bu hastane odasından çıkamamak. Keşke ötenazi denen şey yasal olsaydı.
28
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
10 ay 12 gün önce gönderdi.
|
Babam bizi terk etti. Her zorluğa katlandı annem. Yoksulluk, ezilme, dalga ve alaylar. Bizi korudu ve dayandı. Teyzemler her yaz çadır kurar ve tatillerini o kamp yerinde değerlendirilerdi. Bir yaz bizi de davet ettiler. Henüz yeni yeni konuşan ben, benden 1,5 yaş büyük abim ve annem. Kamp yerinde bir genç adamı gözüme kestirmiş o her bakkala gittiğinde bende peşine takılır kendime çikolata aldırır olmuştum. Sadece o ve ben biliyorduk bu durumu. Bu bakkal gezileri, onların çadırında geçirdiğim zamanlar benim en büyük eğlencem olmuştu. Kamptaki çocuklardan biri benimle senin 'baban yok' diye dalga geçtiğinde onun yanına koşmam, ayağına sarılmam ve 'Benim de babam var' demem, o genç adamın benden büyük olan o çocuğu küfürlü şekilde ordan kovması, bunun arkasından çıkan tartışmalar ve annemin bunları duyması... Böyle bir tanışma ile başlayan bir birliktelik ve evlilik. Kaçınız kendi babasını aradı, buldu, seçti bilmiyorum. Ama ben yaptım. Hayatımın her anında yanımdaydı. Hala da öyle. Küçük çocukların üzerinde Superman, Spiderman giysileri görürsünüz. Onların kahramanı, olmak istedikleri kişi onlardır. Benim kahramanım ise her zaman babamdı. Onu çok seviyorum.
26
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
10 ay 17 gün önce gönderdi.
|
Bana "Tek aşkımsın." dedi güldüm, "Senden başka kimseyi sevmeyeceğim." dedi güldüm. "Bir tek seninle evlenirim." dedi; güldüm. "Seni öpünce içimde karıncalar dans ediyor." dedi; "Tatlım benim!" deyip bir kez daha öptüm. Ama geçen gün gelip bana "Senle değil Damla'yla evleneceğim!" dedi. Neden deyince de "Sen evlenmeden de öptürüyorsun ama Damla evlenmeden öptürmezmiş." O yüzden onunla evlenip benimle eğlenecekmiş. Yani ben evlenilecek değil; eğlenilecek kızmışım. Bunları kim mi söyledi? Komşumuzun 5 yaşındaki oğlu...
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 3 gün önce gönderdi.
|
Komşunun 3 yaşındaki oğlu ile birlikte gazete okunmaya çalışılmaktadır. Sayfa çevrildiğinde ufaklık birden telaşlanır. Gazetedeki resmi göstererek; "H. abiii, bu adam çocukları, kuşları yiyorr. Sen biliyon muuu?" diye heyecanlı bir şekilde sorar. Resimdeki kim midir? ABD başkanı Bush. 3 yaşında bunu idrak edebilen ufaklığa büyük alkışlarınızı göndermeyi unutmayın.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Matematiğe yeni bir bakış açısı getiren müşterim, "69.556" sayısını " Altmış Dokuz Bin Beş Yüz Elli Altı" yerine "Altı Bin Dokuz yüz Elli Beş sonunda bir de Altı var" şeklinde okudu. Sonra da niye gülüyorsun beyfendi dedi!
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 20 gün önce gönderdi.
|
Bir askerlik anısı da kocamdan. Açık arazide yapılacak bir planlama için karayolları haritası gerekmiş. Komutan iki askeri almaları için göndermiş. Yarım saat sonra ilk gidenler dönmeyince birini daha göndermiş. On beş dakika sonra üç asker, kan ter içinde zorla taşıyarak etirmişler. Neyi mi? Karyolanın arkasını.
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Tıp fakültesi 5. sınıftayız. Radyoloji dersindeyiz. 25 kişilik bir grup ekrana yansıtılan MR veya tomografi görüntülerini tartışıp tanı koymaya çalışıyoruz. Başımızda da dünya tatlısı bir profesör var. Ekrana bir beyin MR görüntüsü ve hastanın bilgileri geldi. Sınıfça hırslıyız; koyacağız tanıyı. Beyin kanaması diye tutturdum; bağırıyorum, yırtınıyorum... Karşımdakiler de başka bir tanı diye ısrar ediyor. 20 dakika kavgadan sonra, ki artık kişisel saldırılara başlamıştık, profesör suratında muzip bir gülümseme ile tanıyı söylüyor; ''Arkadaşlar, bu bir ceviz. MR'ını çektikten sonra yedim ben onu." Evet, 25 kişilik doktor grubu geliyoruz magmaya ellerimizde cevizler ile...
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Henüz ilk okul birinci sınıftayım. O zamanlar sadece ulusal kanal olan TRT var. Akşam olmuş yemekten sonra büyüklerimiz haberleri izliyor. Biz ise henüz çocuk olduğumuz için haberlerle ilgili değiliz. Ama yine de seçeneğimiz olmadığı için biz çocuklarda haberleri izliyoruz. O zamanlar haberler haber niteliği taşıyor; şimdiki gibi magazin değil. Haberin konusu terör. Spiker Doğu Anadolu'daki çatışmadan bahsedip şehitlerimizden ve ölü teröristlerden sayılar veriyor. Bir taraftan da görüntüler eşlik ediyor haberin konusuna. Ekranda teröristlerin ölüleri gösteriliyor. Ben dönüp "Baba bunlar da insanmış" diyorum. Babam garip ve anlamsız suratıma bakıyor. O zamanki çocuk aklımla bir insanın başka bir insanı öldürmesinin mümkün olamadığını tahmin ederek teröristlerin insan değil canavar olduğunu düşünürdüm. Keşke o yaşımda kalabilseydim.
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 28 gün önce gönderdi.
|
Arabamla kaza yapmışım. Canım sıkkın. Otobüsle Balıkesir'den İstanbul'a dönüyorum. Otobüste TRT ekranlarında gösterilen 'Büyük Kediler' belgeseli oynuyor. Anne leopar Bela'nın yavrusu Pui'yi doğurmasıyla başlayan belgesel yavrunun büyüme sürecini anlatıyor. Yavru artık 1.5 yaşını geçiyor ve ilk avı olan ceylanı yakalıyor. Spiker anlatıyor: 'Pui halen annesinden süt emiyor ve annesi Bela yakaladığı avı yavrusuyla paylaşıyor ama Pui avını annesinden kıskanıyor ve avını annesiyle paylaşmak istemiyor' diyor. Aynı anda sol çaprazımda oturan iki yaşlı teyze kopuyor: 'Tüüüü! Allah belanı versin; besle kargayı oysun gözünü' diğeri 'Evlat değil mi, hepsi aynı. Dağları bağları verirsin de bir salkım üzüm vermezler, insanı da aynı hayvanı da.' Benim önümdeki teyze de katlıyor 'Ana yüreği işte kıyamazsın, evlat nankör de olsa ana yüreği işte'
Otobüsteki tüm kadınlar biz erkeklere bakarak 'çık çık çık' sesleri ile kalabalığı gaza getiriyor. Eziliyoruz. Alkışın büyüğü hain evlat Pui'ye. Nasıl bir gücün varmış, nasıl medyatik bir şahısmışsın ki ta Afrika steplerindeki bir ters hareketine İzmir-İstanbul otobüsündeki evlatlar dahil tüm dünya evlatlarını magmanın dibine yolladın.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|