|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 13 gün önce gönderdi.
|
Henüz evlenmemiştik. Birlikte tatile çıktığımız bir günün gecesinde kalacağımız otele yeni yerleşmiştik ki ona bir sürpriz yapmaya karar verdim. Söz yüzüğü takacaktık. Kimbilir ne de sevinirdi benim güzel sevgilim. İşi daha heyecanlı bir hale getirmek için de yüzükleri onun bir rastlantı(!) sonucu bulmasını sağlamaya karar verdim. O bavulundaki eşyaları yerleştirirken gizlice yüzükleri yastığının altına koydum. Birkaç saat sonra yattığımızda elini yastığın altına sokan sevgilim yüzükleri fark etti. Kalkıp ışığı açtı. Elindekilerin ne olduğunu anlayınca gözleri parlayarak bana baktı. Sevinçle boynuma atılacağını sanarak ve biraz da planımın orjinalliğiyle gururlanarak ona gülümsedim. "Aşkım ne tatlısın, ne ince düşüncelisin!" gibi sevinç nidaları bekleyen bendenizin gülümsemesi sevgilimden gelen cümleyle yüzümde donup kaldı: "Allaah! Baksana bizden öncekiler yüzüklerini unutmuşlar!! Bunları bozdurur, parayı da bir güzel yeriz! Zengin olduk be!"
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 13 gün önce gönderdi.
|
Dünya Çocuk Günü'nde oturduğumuz yerden hediyeler toplayıp çocuklara (Çocuk Esirgeme Kurumuna) götürme kararı aldık. Hayatımda bu kadar duygulanmamıştım. Sınıflara girdiğimizde o çocukların gözlerindeki ışıltı görülmeliydi. Ellerimizdeki hediyelere bakıyorlardı. Müdürlerine "Müdür baba" demeleri, sınıf hocalarının "anne anne.." diye peşinden koşmaları.... İşte o zaman insan anne ve babanın ne demek olduğunu daha iyi anlıyor. Biz, bize alınan hediyelere burun kıvırırken, o çocukların küçücük bir hediye ile mutlu olmaları ve onları mutlu etmek... Şevkate o kadar ihtiyaçları var ki.. Kucağımıza oturup onlarla ilgilenmemizi istemeleri... Sıcak bir kucaklamanın bile onları mutlu etmeye yettiğini görmek... Rica ediyorum, siz de onlara sıcacık bir el uzatın...
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 13 gün önce gönderdi.
|
Şıkır şıkır giyinilir ve işe gitmek üzere evden çıkılır. Topuklu ayakkabılar nedeniyle istenilen hızda bir türlü yürünemez. Karşıdan karşıya geçilecekken yol kontrol edilir ve uzaktaki araba fark edilir. Dikkatli ve kendinden emin yürümeye çalışılırken aynı araba freniyle birlikte burnunun dibinde bitiverir. Araç sürücüsü tarafından bir güzel fırçalanılır. İşyeri servisine binildiğinde, servis arkadaşlarınız tarafından adamın durup laf attığının yetmediği gibi, arkamdan da dönüp dönüp baktığını bildirir. Sevgili servis arkadaşlarım siz adamın cazibe alanıma kapıldığını düşünün, ben hala "Osmanbey'in çayırı mı burası ne yayılarak yürüyosun" sözünün etkisindeyim.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Ramazan ayında herkes bir başka türlü hoş oluyor. Bankada sıra bekleyen ve otobüse yetişmesi gereken, bu nedenle sinirli ve sabırsız bir beyin ısrarlı ve kaba tavırlarına, "Otobüs kalktı hanımefendi, hadi ama biraz daha hızlı halledin insanların işlerini" şeklindeki cümlelerine daha fazla dayanamayıp "Beyefendi yeter ama! Herkesin şu anda bir yerlerde bir şeyleri kalkmış durumda. Ben de isterim herkesi memnun edeyim. Ama bunun için bana zaman tanımalısınız. Lütfen sıraya girin ve bir daha da kalkmasına yakın buraya gelmeyin" diye cevap veren gişe görevlisi kıza tek kişilik stand up gösterisi için teşekkür ederim.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
uur87,
Erkek
,
20
,
Tekirdağ
|
1 yıl 3 ay 14 gün önce gönderdi.
|
İlk okula giden yeğenimin ödevini yapmasına yardımcı olurken kendisine sorduğum "İsmin yerini tutan kelimelere ne ad verilir?" sorusuna almam gereken cevap “rumuz” değil “zamir” olmalıydı ama ya!
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Gazetecilikte ilk yıllarım. Henüz 14-15 yaşında ortaokul öğrencisiyim, yazları bir bölge gazetesinde ufak tefek işlere bakıyorum, hevesim kırılmasın, merakım artsın diye zaman zaman ufak haberlere gönderip fotoğraf çektirtiyorlar. Bir gün ilçelerden birine yeni kaymakamın geleceğini haber alıyoruz. Çok da önemsemediklerinden olacak, beni yolluyorlar. Ben ise o zamanki aklımla hayat memat meselesi yapıyorum bu haberi, bıraksalar Pulitzer alacağım. Sabahtan gidip Kaymakamlık binasının önünde oturuyorum. Öğledensonra kaymakam geliyor, kare kare fotoğraflarını çekip soluğu en yakın telefon kulübesinde alıyorum. Artık nasıl gaza geldiysem, direkt yazı işleri müdürünü bağlatıyorum ve soluk soluğa "müjdeyi" veriyorum : "Abi baskıyı durdurun kaymakam geldi." Derin bir nefes alıyor o zamanki müdürüm ve patlatıyor bombayı : "Ulan p..... Türk filmi mi çeviriyoruz burada !" Hey onbeşli onbeşli, magma yolları taşlı..
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Ankara'dayız. Gazete almak için bir bakkala giriyorum. "Afedersiniz, buralarda gazete nereden alabilirim?" "Gardaş neye bakacan; sor söyleyim?" "Anlamadım..." "Hayır buralarda bulaman da, yardımcı olayım. Ben bu sabah okudum gazeteyi." Seviyorum ben bu ülkeyi yaa..
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 14 gün önce gönderdi.
|
4 yıl 3 ay 29 gün geçmiş eşim için yaptığım itirafın üstünden. O zamanlar PlatoniKim saflarında yeralmışım. Şimdiki durumumla Drama katagorisine adayım. Evet o kişiyi buldum, ikna ettim ve evlendim. Şimdi nasıl boşanabilirim, onun yollarını arıyorum. Buradan çıkacak ders: 1) Evlilik aşkı öldürüyor. 2) Platonik takılmak bazen daha iyi olabilir. 3) Test edip alsan da model eskiyebiliyor.
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Dün neden bilmiyorum, kendimi çok mutlu ve iyiliksever hisssediyordum. İçimdeki hislerin gazıyla, sokakta gördüğüm bebelerin başını okşadım, site güvenliğine "Ne kadar nur yüzlüsünüz" diye iltifatlar yağdırdım, komşumu telefonla arayıp,"Canım, Eminönü'ndeyim. Sana balık ekmek alayım mı?" diye sordum. En sonunda, Mısır Çarşısı'na çıkan alt geçidin merdivenlerinden yukarıya doğru tırmanırken, bir baktım yetmiş-seksen yaşlarında, bir adet ak sakallı dede. Her iki kolunun da altında birer koltuk değneği. Bin bir zahmetle merdivenlerden yukarı çıkmaya çalışıyor. İyilikseverliğimin verdiği enerjiyle: "Amca, izin verin de size yardım edeyim" dedim. Dede kibarca: "Yok evladım, ben çıkarım." dedi. "Yardım edeyim, edeyim" diye ısrar ettim. Dede yine sabırla: "Evladım zahmet etme, ben çıkarım" dedi. Pes etmedim. İyilik yapmamı kimse engelleyemezdi. Dedenin kendisi bile! "Yahu amca, bırak yardım edeyim" deyip tekrar atıldım amcanın koluna girme niyetiyle. Dede bu ısrarımdan bıkmış olmalı ki bir hışımla elindeki bastonu havaya kaldırıp tehdit eder gibi kafama doğru sallayınca, iyiliksever kalbim, ordan anında ışınlanmam gerektiğini söyledi, baston yemekten kurtuldum. Yahu dede, ne vardı yani, yukarı çıkmana yardım etseydim. Şu mübarek günde, az da olsa bir adet sevap kazanmamı neden bana çok gördün? Beni niye kör kuyularda merdivensiz bıraktın, ha niye? Ben de seni işte böyle itiraf.com'lara yazıp, ifşa etmez miyim kötü kalpli dede? Oh olsun işte. Bir daha kimin önerisini reddettiğine dikkat et! Öle her gencin eti yenmez.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|