11 Ekim 2008 Cumartesi
|
|
|
|
|
|
7 gün 6 saat önce gönderdi.
|
Hayatım boyunca verebileceğim en güzel doğum günü hediyesini verdik dün. İki yıl önce kazada sol bacağının bir kısmını kaybeden arkadaşımızın elinden tutup dans etmeye götürdük. Kazadan sonra tamamen içine kapanıp 'eksik' hissetmeye başladığı bedeninin aslında ne kadar fazla olduğunu gösterdik. Gecenin bitişinde şimdiye kadar görmediğimiz o güzel gülüşüyle teşekkür etti hepimize. Biliyorum bu satırları okuyorsun, iyi ki varsın ve iyi ki bu kadar 'fazlasın'...
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
27 gün 19 saat önce gönderdi.
|
Aşık olduğum adam beni terk etti. Odasına biz birlikteyken bir gül saklamıştım. Bir gün o gülü bulacak sonra beni arayacak, telefondaki ilk cümlesi "Seni seviyorum." olacak... Evet evet, bu olacak. 40 yıl sonra bile olsa...
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Yıllar önce, üniversite öğrencisiyken sahurda gitarı boynuma asıp davulcunun yanına fırlayarak birlikte halay ezgileri çaldıktan ve evdeki 7 arkadaşımı sokağa çıkarıp halay çektirdikten sonra, dün gece peçeteye yazdığım "Mardin kapı şen olur" adlı türküyü davulcuya istek şarkımdır diyerek vermiş olmam neden bu kadar tuhaf geldi anlamadım. Tamam kardeşim, bilmiyorsa başka bir türkü çalsın!
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 19 gün önce gönderdi.
|
Her izlediğimde ağladığım bir filmdir. Aşık bir genç kız iken Asya'nın her şeye boşverip İlyas'la gitmesini isterdim. Evli bir kadın iken izlediğimde en çok aldatılışıydı beni ağlatan, anne olduktan sonra bebeğiyle çaresizce ortada kalışı etkilemişti beni ve yıllar sonra ayrılmış bir kadın olarak ise Cemşit'i seçmekle adaletin yerini bulduğuna inanarak izledim, çünkü sevginin gerçekten fedakarlık, emek olduğuna, sana açılan, seni kucaklayan, güven duyabileceğin bir çift kol olduğunu biliyordum artık.
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 10 gün önce gönderdi.
|
Deliler gibi sevdim seni. Yokluğunda nefes alamayacak, hücrelerini hücrelerimde hapsetmek isteyecek kadar. Hayat toz pembeydi. Bir sen vardın yeryüzünde, bir ben bir de aşkımız. Hiçbir şey seni benden, beni senden alamazdı, alamamalıydı. Doktordan döndüğünde sen raporuna göz atana kadar da hayatımın ekseniydin. Çocuk dahi istemiyorduk, sadece "biz" olmalıydık aşkımızın merkezinde. Hıçkırıklarla raporu okuduğumuzda, yıkılabilecek ne varsa yıkılmıştı hayatımda. Sen, aslanım, sen, tek sevdiğim, yıkılıyordun parça parça. Günlerce ağlaştık "biz"e vurulan bu darbeye. Günlerce sarıldık bizi koparmak isteyen bu illete nispet. Çıkar yol aradım göz yaşlarıma hakim olarak. Buldum sonunda. Madem seninle uzun bir hayat süremeyecektim, sen artık hayatımda yokken, "senden" bir parça ile katlanabilirdim belki yokluğuna. Çocuğunu doğurmak istiyordum. "Biz"den bir canı. Aşkımızın imzasını atmak istiyordum. Değil mi ki, doktorlar sana "Çocuğunuz olsaydı, onu kucağınıza alamazdınız 3-5 sene sonra..." demişlerdi. Ben seni pamuklara sarıp bakacaktım. Hem sana, hem yavrumuza. İyi ki, o kararı alabilecek kadar gençmişim, iyi ki, o kararın arkasında durabilecek kadar "ben"mişim. Bugün, aradan geçen 13 sene sonra, ardıma baktığımda, hayatımda verdiğim en güzel iki karardan biridir yavrumuz. Diğeri, senin olmak kararı. Bugün, yavrumuzun varlığında, tüm olumsuzluklarına karşın raporun, sen hala hayatımdasın ya, sen yavrumuzun büyüyüp serpilmesine tanıksın ya, sen sana olan aşkımı ve tutkumu hala çözemedin ya... Canın sağolsun, benimle kal yeter.
29
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 17 gün önce gönderdi.
|
İki yıl önceydi. Kardeşimle sudan bir sebepten ötürü büyük bir kavga etmiş ve on gün dargın kalmıştık. Dargınlığın onuncu günü, öğle vakti, bir alışveriş merkezinde, sevgilimle ettiğimiz kavganın stresini üzerimden atmak için alışveriş yapıyor bir yandan da akşam seminerde yapacağım konuşmanın metnini içimden tekrar ediyordum. O sırada telefon çaldı, arayan kardeşimdi. Yüzümü ekşiterek ve "Of, seni hiç çekemeyeceğim şimdi!" diye düşünerek telefonu açtım ve "Ne var, ne istiyorsun?" diye bağırdım açar açmaz. Kardeşim, cılız bir ses tonuyla "Abla kaza geçirdim, X Hastanesi'ne gel." diyerek telefonu kapattı. O andan itibaren benim için dünya durdu... Renkler, kokular, insanlar, her şey ama her şey, bir anda silindi zihnimden... Büyük bir korkuyla ve aceleyle, hastaneye doğru yola çıktım... Artık, ne akşam gideceğim seminerin, ne sevgilimin o gün arayıp aramayacağının ne de diğer dünya telâşlarının önemi vardı. O günden sonra kardeşim aradığında, telefonu, her seferinde gülümseyerek ve ağız dolusu "Canım" diyerek açıyorum. Bu satırları yazarken bile gözlerim doldu ve okuyan herkese de tavsiyemdir; lütfen sevdiklerinize, şu an ya da geciktirmeden, en kısa zamanda, onları sevdiğinizi söyleyin. Hayat bu, bir dakika sonra bile çok geç olabilir...
19
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|